|
ALO RANDEVU HATTI (0212) 570 32 23 Bakırköy / İncirli |
Unutmanın Nedenleri
Öğrenmenin tersi olan bir bellek işlevidir. Yani, öğrenilenlerin zihinde yeniden canlandırılamamasıdır. Unutmayla ilgili çeşitli kuramlar ileri sürülmüştür. Unutmanın tanımlanması ve türleri kuramların bu konudaki görüşlerine göre belirlenir.
Fizyolojik temellere dayanan kuramlara göre, unutma öğrenilenlerin ya da
anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinmesi sonucu olur.
Koşullanma yoluyla öğrenme kuramına göre; pekiştirilmeyen, ödüllendirilmeyen
tekrarlar; uyaranlarla tepkiler arasındaki bağı zayıflatır, unutma ya da diğer
bir deyişle, sönme olur.
Bir çok öğrenilen şey ve anılar bellekte saklı olmalarına karşın, unutulmuş gibi görünebilir. Freud ve diğer psikanalistler bunu baskı kavramıyla açıklarlar. Onlara göre, kişiye acı veren anılar bilinçten uzaklaştırılarak bilinç dışına atılır.
Daha önce de belirtildiği gibi, öğrenilen malzemenin ne derece öğrenildiği,
öğrenilen malzemenin anlamlılığı, öğrenmeyi yapan kişinin öğrenmeye ne ölçüde
güdülendiği, öğrenmeden sonraki etkenler de öğrenilenin belekte tutulmasını,
saklanmasını ve hatırlanmasını etkiler.
Deneysel ruh bilimi araştırmalarında denekler herhangi bir öğrenme malzemesini
hatasız olarak tekrarlayana dek öğrenmeyi sürdürürler. Araştırmacı, olabilecek
en iyi hatırlamayı araştırıyorsa, deneklere tam öğrenme yaptırır. Yapılan
araştırmalarda, tam öğrenmenin hatırda tutmayı kolaylaştırdığı, unutmanın daha
az olduğu görülmüştür.
Öğrenilen malzeme anlamlıysa, anlamsız malzemeye kıyasla daha kolay hatırlanır.
H. Ebbinghaus 1885'te yaptığı çalışmalarda, anlamsıza heceleri ( örneğin; TIC,
PUV, GIB, vb. ) öğrenme malzemesi olarak kulanmış ve öğrenilen malzemenin
anlamsız olmasının öğrenmeyi zorlaştırdığını saptamıştır. Araştırmada anlamsız
hecelerden oluşan bir liste kusursuz bir şekilde iki kez tekrarlandığında, yani
tam öğrenme olduğu belirlendikten sonra, bir zaman aralığı konmuştur. Kusursuz
hatırlama için ilk denemede 1000 saniye kullanılmışken, ikinci denemede 600
saniye kullanılmış, 400 saniye tasarruf edilmiştir. Bu süre, bellekte tutulan
malzemenin miktarının bir göstergesidir. Bu yönden tam bir öğrenme için çok
elverişlidir. Daha önceden bir malzemeyi gören, öğrenen kişi ikinci kez aynı
malzemeyi öğrenmesi gerektiğinde daha kısa sürede yeniden öğrenebilmektedir.
Ebbinghaus, öğrenme ve yeniden öğrenme arasında yirmi dakikadan otuz bir güne
kadar değişen çeşitli zaman aralıklarını kullanarak araştırmalarını
sürdürmüştür. Ebbinghaus bu araştırmaları sırasında bir unutma eğrisi
oluşturmuştur .
Şekilde de görüldüğü gibi, başlangıçta unutma çok hızlıdır. Sonra yavaşlamakta,
en sonunda da aynı düzeyde sürmektedir. Başka bir deyişle, öğrenmenin hemen
ardından hızlı bir unutma olur, daha sonra unutma azalır ve belirli bir düzeyde
sabit kalır,
Hatırlama ve Unutma İlişkisi
Unutmada önemli olan bir diğer etken, bir öğrenmeyi yapmaya kişinin ne ölçüde
güdülendiğidir. Kişi için belirli bir öğrenmeyi yapmak önemliyse bunu yapmak
için istekliyse, daha bir öğrenme gerçekleştirir ve bunun sonucunda unutma daha
az, hatırlama daha çok olur.
Öğrenme sırasında öğrenme işlemi yarıda kesildiğinde, tamamlanan öğrenmelere
kıyasla daha fazla hatırlama olur. Buna " Zeigarnik olgusu" denir. Bu konuyla
ilgili deneysel araştırmalarda deneklere bir dizi öğrenme görevi verilmiştir.
Bunların bazısı deneyci tarafından yarıda kesilmiş, bir bölümü de
tamamlatılmıştır. Aradan zaman geçtiğinde yarıda kesilen öğrenmelerin,
tamamlananlardan daha iyi hatırlandığı görülmüştür. Zeigarnik, deneyin yarıda
kesilmeyi başarısızlık olarak yorumlandığını, bunun denekte gerginlik
yarattığını, bir öğrenmeden başka bir öğrenmeye geçince bu gerginliğin sürdüğünü
ve unutmayı azalttığını ileri sürmüştür. Bir lokantada yapılan bir araştırmada,
garsonların hesabı henüz ödenmeyen yemek siparişlerinin hepsini hatırladıkları,
hesapları ödenen siparişleri hatırlamadıkları saptanmıştır.
Genellikle doğrulanan Zeigarnik olgusu, öğrenme durumunda kişilerin kişilik
özelliklerine göre bazen doğrulanmayabilir. Örneğin; kendini her zaman başarılı
olmaya güdüleyen, kusursuzluğu kendine amaç edinen bir kişi öğrenimin yarıda
kesilmesini başarısızlık olarak yorumladığında, unutması da fazlalaşabilir.
Ayrıca eğer tamamlanmayan iş çok zorsa ya da kişiyi çok fazla tedirgin ediyorsa,
kişi bilinçsiz olarak unutma eğiliminde olabilir.
Öğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen zaman aralığında kişinin neler yaptığı,
hatırlama miktarını etkiler. Örneğin; bir öğrenme malzemesi %100 öğrenildikten
sonra kişinin uyuması ya da başka işlerle uğraşması hatırlanan miktarı değişir.
Kişi uyanık kaldığında hiç bir işle uğraşmasa bile, etrafında olup bitenler onu
etkiler. Bu da hatırlama anında olumsuz etki yaratır. Bu konuda yapılan
çalışmalarda, öğrenmeden sonra uyuyan kişilerin uyumayanlara göre daha çok
hatırladıkları görülmüştür.
Unutma Nedenleri
Unutmanın nedenleri de kuramların açıklamalarına bağlıdır. Bazı psikologlara
göre unutmanın nedeni engelleyici etkidir. Bu etki iki şekilde olur:
1. Geriye doğru engelleyici etki (geriye ket vurma )
2. İleriye doğru engelleyici etki ( ileriye ket vurma )
Öğrenmeden önce ya da sonra yer alan başka bir öğrenme, hatırlama ve geri
getirmeyi olumsuz yönde etkileyebilir. Söz konusu öğrenmeden önce yapılmış bir
öğrenmeden kaynaklanan etkiye ileriye doğru, sonra yapılmış bir öğrenmeden
kaynaklanana geriye doğru engelleyici etki denilir. Örnek olarak 30-40 kişinin
bulunduğu bir sınıfa giren öğretmen öğrencilerin ismini sorup öğrenir. Daha
sonra başka bir sınıfta aynı şeyi yapar. İlk sınıfta öğrenilen isimleri
hatırlama gücü daha sonraki sınıfta öğrenilenlerin etkisi altında bozulur. Bu
geriye doğru engelleyici etkidir. Bunun tersi de olabilir, o zaman ileriye doğru
engelleyici etki söz konusudur. Yani, önce öğrenilenler sonra öğrenilenlerin
hatırlanmasını güçleştirebilir.
Öğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen süre içinde yeni bir öğrenmenin gerçekleşmesi, ilk öğrenilenlerin bellekte saklanmasına olumsuz bir etki yapar ve ilk öğrenilenleri hatırlama miktarı düşer. Buna " geriye doğru engelleyici" ya da " geriye ket vurma" denir. Bu olgu aşağıdaki gibi bir deney düzeniyle araştırılarak saptanmıştır. Böyle bir çalışmada iki gruba da ( A ) öğrenmesi yaptırılmış, daha sonra deney grubuna ( B ) öğrenmesi yaptırılırken,kontrol grubu dinlenmeye bırakılmış, yeni bir öğrenme yapmamıştır. Bir süre sonra uygulanan hatırlama testi sonucunda deney grubunun, kontrol grubuna göre daha az şeyi hatırladığı görülmüştür. Diğer bir deyişle, sonraki öğrenme önceki öğrenmenin hatırlamasına ket vurmuştur.
" İleriye ket vurma " ya da " ileriye doğru engelleyici " etki olarak tanımlanan
durumdaki deney düzeni ise aşağıda görüldüğü şekilde hazırlanır.
Burada deney grubu ( A ) öğrenmesini yaparken, kontrol grubu dinlenir. Sonra her
iki gruba da ( B )öğrenmesini yapar. ( A ) öğrenmesini yapan deney grubu,
yalnızca ( B ) öğrenmesini yapan kontrol grubuna göre ( B ) öğrenmesini daha az
hatırlar. Başka bir deyişle, önceki öğrenme sonraki öğrenmenin hatırlanmasını
bozmuş, ket vurmuştur.
İleriye ve geriye ket vurma ya da bozucu etkini olup olmaması, iki öğrenme
işlemi arasındaki benzerliğe bağlıdır. Eğer iki öğrenme malzemesi birbirine çok
benziyorsa, bozucu etki çok az olur ya da olumlu aktarma olur; öğrenilen
malzemeler hem daha kolay öğrenilir hem de daha kolay hatırlanır. Bunun tersine,
iki öğrenme malzemesi birbirinden çok farklıysa bozucu etki, ket vurma çok az
olur. Çünkü birbirine benzemeyen iki öğrenme arsında olumlu ya da olumsuz
aktarma çok az olur.
Freud' un kuramına göre bastırma mekanizması da unutma nedenidir. Birey, kendini
rahatsız eden konuları bilinçaltına iterek bu kaygıdan kurtulmak ister.
Bilinçaltına itilen olayların hatırlanması oldukça güçtür.
Bazı kuramlara göre; öğrenilenlerin kullanılmaması unutma denir. Uygulamaya
giren bilgiler zaman zaman tekrarlandığı veya alışkanlık haline geldiği zaman
unutulmaz. Kullanılmayan bilgilerin kayıtlı olduğu sinir hücrelerinin sinaptik
bağları zayıftır. Bu nedenle hatırlamak oldukça güçtür.
Öğrenmeyi koşullanmayla açıklayan görüşlere göre de koşullanmanın sönmesi bir
unutmadır. Organizma, koşullu uyarıcı ile koşullu tepki arasındaki bağı unutur.
Artık beklenen tepkiyi göstermez.
Bu nedenlerin yanı sıra bazı bellek bozuklukları unutma nedenidir.
Bellek yitimi (amnezi) çeşitli organik veya psikolojik nedenlerle hatırlama gücünün yitirilmesidir. Bellek yitimi kısmi veya genel olabileceği gibi, kısa süreli veya süresiz de olabilir.
Diğer bir unutma nedeni, beyin hücrelerinin yıpranmasına bağlı olarak gelişen
organik bozulmalardır. Organik bozulmalar yaşla ilgili yıpranmalar, beynin bazı
bölgelerine yeterli kan gitmemesi bağlı yıpranmalar olarak ortaya çıkar. Bunun
yanında yeterli protein sentezinin yapılmaması bilgilerin kodlanmasını engeller.
Kodlanmayan bilgiler kısa zamanda tamamen unutulur.
Kaynak: www.e-psikoloji.port5.com
|
|