|
ALO RANDEVU HATTI (0212) 570 32 23 Bakırköy / İncirli |
Psikosexuel Gelişim Aşamaları
Kişilik gelişimi açısından
psikolojiye en önemli katkı psikanalizin kurucusu Freud ve onun takipçilerinden
gelmiştir. Aşağıda kişilik gelişimi, "psikoseksüel gelişim ilkelerine göre
açıklanacaktır.
Freud, kişiliği gelişim açısından inceleyen ve kişiliğin temel karakter
yapısında bebeklik ve çocukluk yıllarının önemini belirten ilk kuramcıdır.
Freud, beş yaşın sonlarında kişiliğin oldukça biçimlendiği ve bu yaştan sonraki
gelişimin, temel yapımın işlenmesiyle sınırlandığı inancındaydı.
Bu kuramda insanın gelişimini altı dönemde incelemiştir. Oral Dönem, Anal Dönem,
Fallik Dönem, Gizillik (Latent) Dönem, Ergenlik Dönemi.
Oral Dönem (0-2 yaş)
Bu dönem id'in egemenliği altındadır. Doğal dürtülerin hemen doyurulması,
gerginliğin hemen giderilmesi çocuğun en başta beklentisidir. Çocuk dışardan
verilecek bakıma tümden bağımlı ve çaresizdir. Çocuk ancak kendine verebilecek
bir annenin varlığıyla yaşamını sürdürebilir.
Çocuğun bu dönemde kazandığı ilk toplumsal işlev, almak, almayı bilmek ve elde
etmektir. Yani çocuk kendisine anne tarafından verilen şeyleri alırken,
toplumsal anlamda almayı da öğrenir. Çocuk kendisine veren kişilerden verilmiş
olmayı da değerlendirerek "vermek-verebilmek" yetisini de kazanır.
Sürekli bakım veren kişinin (anne ya da sürekli bir bakıcı) bebekliğin ilk
aylarındaki eksikliği, çocuğun motor, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminde
önemli aksamaya ve yetmezliğe, hatta geriliğe yol açabilir.
Oral dönemde çevresel koşullara ve biyolojik yapıya bağlı olarak, aşır doyurulma
ya da aşırı doyumsuzluk içinde kalma yüzünden çocuk sonraki dönemlerine
ilerleyemeye bilir. Bu nedenle yetişkinlik yaşamında da oral dönem özelliklerine
fazlaca tutunabilir. Aşırı ağızcılık (oburluk), aşırı bağımlılık, alıcılık,
edilgenlik baskın olursa bu davranış özellikleri oral saplanma belirtileri
olarak yorumlanabilir. Böyle bir kişi başkalarından almaya alışmış, aşırı
isteyici ve bağımlıdır. Oral dönemde çocuğun kazanması beklenen duygu özgüven
duygusudur. Bu da ancak annenin (ya da çocuğa bakım veren kişinin) düzenli ve
tutarlı bir şekilde çocuğun ihtiyaçlarını karşılamasıyla mümkündür. Oral dönemde
idin haz ilkesi işlemektedir.
Anal Dönem (2-4 yaş)
Çocuğun yürümeye, konuşmaya ve kendi benliğini çevresinden ayrı algılamaya
başladığı; yavaş yavaş bağımsızca düşünme ve davranma gibi yetilerin
yapıtaşlarının geliştiği bir devirdir.
Bu dönemde çocuğun dışkılama büzgeç kaslarının gelişmesiyle çocuğun dünyasına
yeni bir eylem yetisi katılmaktadır. Çocuk içerde biriken dışkısını tutarak ya
da bırakarak bir haz duyar. Çocuğun dışkısını tutabilmesi ve annesinin istediği
yerde ve zamanda yapması çevreden büyük ilgi görür ve ödül alır. Böylelikle
çocuk artık toplumun iyi, kötü, doğru, yanlış ve ayıp gibi yargıları ile
karşılaşmaktadır. Süperego gelişmeye başlar.
Anal dönemde bazı aile tutumları çocukta anal saplanmaya ve anal kişilik
özelliklerinin gelişmesine yol açabilir. Bu tutumlar arasında, çocuğa sıkı,
katı, cezalandırıcı tuvalet eğitimi; özerklik tanımayan, bağımlı, bebek kalmayı
destekleyen aşırı koruyucu ve denetleyici tutumlar, aşırı düzenlilik ve titizlik
eğitimi, çocuğa ayıp ve günah kavramlarının fazla aşılanması sayılabilir.
Anal kişilik özellikleri gösteren yetişkin bireylerde, aşırı titizlik, tuvalet
işlemleri ile aşırı uğraşma, cimrilik, inatçılık, aşırı düzenlilik, kararsızlık
gibi özellikler görülür.
Fallik Dönem (4-6 yaş).
2.5-3 yaşlarına giren çocuğun düşünce dünyasında giderek artan bir biçimde yeni
bir algı alanı oluşur. Bu eşeylik ayrılıkları ile ilgilidir ve çocuğun dikkati
eşey organlarına ve bunların anlamlarına yönelir. Çevreden ve başka insanlardan
ayrı bir kişi olduğunu kavramış olan çocuk, artık "nasıl bir kişi" olacağını
araştırmaktadır. Bu nedenle kendi bedenine, cinsel ayrılıklarına ve genellikle
çevrede olagelen her şeye karşı derin, bitmek bilmez bir soruşturma ve öğrenme
eğilimi gösterir.
Cinsel ayrılıkların öğrenilmesi, cinsel benlik duygusunun başlaması ve cinsiyete
uygun rollerin belirlenmesi de bu yaşlarda iyice kesinleşmiştir. Çocuk cinsel
yasakları ve değerleri hızla öğrenir.
Bu çağda aşırı korkutmalar, suçlandırma ve cezalar, atılganlığın kısıtlanması,
çocukta girişim kısırlığı ve aşırı çekingenliğe neden olabilir.
Bu dönemin kriz noktası Oedipus (Ödipus) kompleksi ve İğdişlik korkusudur.
Oedipus (Ödipus) kompleksi.- Erkek çocuğun annesine, kız çocuğun babasına karşı
özel bir sevgiyle (aşk) yaklaşıp erkek çocuğun babayla, kız çocuğun da anneyle
yarışa girmesi, hatta ondan nefret etmesi. Erkek çocuk, bir yandan babasına
sevgi duyup onun gibi olmak isterken diğer yandan da ondan nefret eder. Bu
yüzden önemli bir çatışma yaşanır. Karşı cinsten olan ebeveyne karşı sevgi dolu
ilgi, hemcins ebeveyne karşı ise iki değerli bir tutum oediepus karmaşasının
içeriğini oluşturur.
Fallik döneme özgü ödipal çatışmayı çözememiş kişiler yetişkin yaşamda bilinçli
ya da bilinçsiz ödipal eğilimler ya da buna karşı aşırı savunmalar
geliştirebilir.
Çocukta bu döneme kadar görülmeyen vicdan ve ahlak duygusu işte bu özdeşimlerin
güçlenmesiyle gelişmektedir.
İğdişlik Korkusu
Fallik dönemde erkek çocuk için penis, çocuğun bütün benliği, varlığı ile
eşdeğer bir anlam ve önem kazanır. Toplumsal tutumların da desteği ile erkek
çocuğu kız çocuktan ayıran bu değerli, “üstün” organla ilgili olarak çocuk
zihninde bir takım korkular geliştirir. Kız çocukta penis olmadığını fark edince
bunun kendisinde de yok edilebileceği kaygısı doğar. Ayrıca ailede ve toplumda
çocuğun yaramazlıklarına, penisi ile oynamasına, gece işemelerine karşı bir ceza
olarak penisin kesileceği sıklıkla söylenir. Ülkemizde bu yaştaki çocuklara
yapılan, “tutun şunu sünnet edelim, vb...” biçimdeki korkutmalar, takılmalar ve
gerçekten bu yaşlarda yapılan sünnet olayının kendisi penise bir zarar
gelebileceği, ceza olarak penisin kesilebileceği korkusunu uyarır. Bu korku,
iğdişlik korkusu olarak bilinir.
Bu korkunun varlığı çocukta yalnızca penise bir zarar gelecek biçiminde
görülmez. Bir çok değişik ve gizli biçimlerde ortaya çıkabilir. Erkek çocuğun
sık sık penisini açıp bakması, göstermesi ve bu konuda konuşması, penisin sağlam
olduğuna ilişkin bir çeşit kendine güvence verme belirtileridir. Çocuk, penisle
ilgili korkuyu, bedeninin başka bir parçasına aktararak herhangi bir çizik, yara
veya ameliyat üzerine büyük endişeler gösterebilir. Penisten yoksun olan kız ve
kadınları aşağı görerek onlardan uzak durabilir. Başka çocukları gerçekten ya da
simgesel biçimlerde iğdiş etmekle tehdit edebilir. Erkek çocukta görülen iğdiş
edilme korkusunun kız çocuktaki karşılığına Freud, penise imrenme demiştir ve
kız çocuktaki cinsel kimlik gelişimini bu varsayım üzerine dayandırmıştır.
Bu döneme özgü saplanmanın belirtileri şunlardır,
Ana-babadan ayrılma gereksinimi ve girişimleri olunca aşırı suçluluk
duygularının belirlenmesi.
Evlilik yaşamında eşiyle bir türlü rahat edememe.
Aşırı çekingenlik, girişimde bulunamama ve çabuk suçlanma eğilimleri.
Cinsel ilişkiden korkma, kaçınma, cinsel güçsüzlük korkuları, cinsel güçsüzlük,
cinsel soğukluk.
Bedene bir zarar gelecek korkuları ve hipokondriazise eğilim.
Karşı cinse karşı, eleştirici ve olumsuz tutumlar.
Cinsel kimlikte güvensizlik ve cinsel kimlik sapmaları.
Gizillik Dönemi (6-12 yaş)
Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişiminde önemli bilişsel ve duygusal ilerlemeler
olur. Çocuğun bilişsel yetileri (algı, bellek, yargılama, vb...) gerçeğe daha
uygun değerlendirmeler yapabilecek düzeye gelir.
Zamanı, yeri, uzayı tanıması olgunlaşır. Neden-sonuç bağlantılarını gerçeğe
uygun kurabilir. Kavramsal ve soyut düşünme yetisinin gelişmesi ile daha uygun
ve geçerli genellemeler yapabilir. Ego bu dönemde hızla gelişmektedir.
Ergenlik Dönemi (12-22 yaş)
Ergenlik, erkekte ve kızda hızla büyümenin olduğu, birincil ve ikincil cinsel
yapının hızla geliştiği yaşları kapsar. Bu çağda eskiden yaşanılmış cinsel
yönelişler, çatışmalar yeni baştan yaşanır. Ödipal duygular alevlenir. Aşırı
bağımlılık duyguları olan ergen, ailesini yitirme, onlardan kopma kaygısına
kapılır.
Çocukluk dönemlerinden artakalan sorunların çözümü bu çağda yapılacaktır.
Genellikle bu sanıldığından ağır bir sorundur. Genç, coşan sorunlar arasında
egemenlik kurmak zorundadır. Çoğu ruhsal bozukluklar, nevrotik bozukluklar,
kişilik bozuklukları, psikozlar bu dönemde ortaya çıkar.
Ergenlik dönemi kimlik gelişimi açısından en önemli evrelerden biridir. Ergen,
uzun bir hazırlık dönemi içinde yıllarca çabalar, bocalar ve kimliğini iyi kötü
bulur.
kaynak Site: http://freud.hypermart.net
|
|