 |
|
|
 |
Dr. Murat GÜLSÜM
Psikodrama J.L.Moreno'nun temellerini attığı yaygın olarak kullanılan felsefe,
kuram ve teknikler bütünüdür. Grekçe Psyche(ruh) ve drama(eylem) sözcüklerinden
gelmektedir. Moreno’ya göre bu, insan varlığını ya da durumun gerçeğini dramatik
yöntemlerle araştırmakta olan bir bilim dalıdır.
Psikodrama başka bir tanımla bir tür dramatizasyondan ya da başka bir ifade ile
spontan tiyatrodan yararlanılarak gerçekleştirilen bir ruhsal geliştirme tedavi
yaklaşımıdır. Ortada yazılı her hangi bir metin yoktur:§ bir spontan tiyatro
sergileyerek izleyenleri eğlendirmek ya da eğitmek de amaç değildir. Sahnede
görülen spontan tiyatro, gerek oyuncuların gerekse izleyenlerin ruhsal yönden
gelişmelerini iyileşmelerini amaçlayan karmaşık bir sürecin, ancak su yüzündeki
bölümüdür.(2) Psikodrama’da her şey mümkündür. Buradaki ‘’her şey’’ in altını
çizmek isterim. Kişiler psikodrama sahnesine geçmiş de yaşadıkları bir takım
olayları getirebilecekleri gibi geleceğe ilişkin hayallerini, rüyalarını, hatta
deja-vu yaşantılarını ya da halüsinasyonlarını da getirebilirler. Ne tür olursa
olsun, geçirdiğimiz bir iç yaşantıyı psikodrama sahnesinde tekrar yaşama
şansımız vardır. Söz konusu ‘’tekrar yaşama’’, geçmişteki bir olayın yeniden
yaşanması şeklinde olabileceği gibi, geleceğe ilişkin bir hayalin provası
şeklinde de olabilir. Psikodramanın niteliğini ve temel özelliğini Moreno’nun
Freud’a söylediği bir söz, kanımca veciz bir şekilde özetlenmektedir. ‘’ Dr.
Freud, siz bir gün yapay bir ortamda, insanların görmüş oldukları rüyaları
analiz ediyorsunuz. Ben ise onları, görmüş oldukları bir rüyayı tekrar görmeleri
için yüreklendiriyorum.’’ Gerçekten de Moreno’nun dediği gibi, insanlar,
niteliği ne olursa olsun bir takım yaşantılarını psikodrama sahnesinde
tekrarlama, yeniden yaşama şansına sahiptirler. Bir takım yaşantıların
psikodrama sahnesinde tekrarlanması, iyileştirici / tedavi edici işleve
sahiptir. Moreno’nun bu işlevle ilgili görüşü de ilginçtir. Ona göre ‘’İkinci
kez yaşanan her gerçek, birinciden kurtuluştur.’’ Belki şöyle dersek daha
belirgin olabilir; eğer bir gerçeği ikinci kez yaşarsak, bu gerçeği kontrolümüz
altına alabiliriz. Yani ilk kez yaşadığımız bazı olaylar, bizi kontrollerine
alabilir; fakat biz bu olayları Psikodrama sahnesinde ikinci kez yaşarsak, bu
durumda biz onları kontrolümüz altına alırız. ‘’İkinci kez yaşanan her gerçek,
birinciden kurtuluştur.’’ demek yerine ‘’ ikinci kez yaşanan her gerçek,
birincinin verebileceği zarardan kurtuluştur.’’ diyebiliriz . Bir çocuk,
havlayarak kendisini korkutan bir köpeği yalnız kaldığında taklit ederek
korkusunu hafifletmeye çalışır. Muhtemelen eski çağlarda ilkel insanlar da
böyleydi; kendilerini korkutan doğa olaylarını ve hayvanların davranışlarını,
dans ederek ya da benzeri yollarla tekrarlıyor, onlar karşısında duydukları
kaygıyı denetim altına almaya çalışıyorlardı. Kuramsal bir takım temellere
oturtulmuş, çeşitli tekniklerle bezenmiş Psikodrama’da ise, sistematik bir
‘’yeniden yaşama’’ etkinliği söz konusudur. Psikodrama yöneticilerinin organize
ettikleri bu etkinliklerin kişilerin katarsis sağlamalarına bir takım
ağırlıklarından kurtulmalarına yardımcı olur. Evrenin her köşesine sinmiş olan
ve adeta sürekli çağıldayan bir cevher vardır. Bu cevherin adı ‘’
yaratıcılık’’tır. Nesnelerde bulunan yaratıcılık, insanlarda da bulunur.
İnsanlar spontan olabildikleri ölçüde sahip oldukları yaratıcı gücü ürüne
dönüştürebilirler. Moreno’ya göre sosyometrinin amacı, insanların
spontanlıklarını ve yaratıcılıklarını kullanmalarına yardımcı olup bu dünyada
tutunmalarını sağlamaktadır. İşte psikodrama bu amacın gerçekleşmesi için uygun
bir etkinliktir; psikodrama sahnesinde insanlar spontan olmayı öğrenebilirler ve
böylece yaratıcı eylemler sergileyebilirler.§Psikodrama sahnelerinde ortaya
çıkan bu durumu ise, günlük yaşamlarına taşıma şansları vardır. Psikodrama’da
bilinen belli teknikler vardır; yönetici duruma göre bunları kullanır. Ancak
Psikodrama’da yöneticiler, bilinen tekniklerle sınırlı kalmak zorunda değildir,
bir psikodrama yöneticisi, gerektiğinde yaratıcılığını kullanarak, bilinenlerin
dışında bir takım etkinlikler, teknikler üretebilir, uygulayabilir.
Psikodrama’da rol kavramı/kuramı çok önemli bir yere sahiptir. Moreno’ya göre
roller ben’den çıkmaz, ben, rollerden çıkar. Yine Moreno’ya göre rol, kişiler
arası bir yaşantıdır, sosyal yaşantının ayrılmaz bir parçasıdır; hatta sosyal
yaşam rollerden ibarettir. Özetle tekrarlamak gerekirse psikosomatik, sosyal ve
psikodramatik olmak üzere üç tür rol vardır. Doğumla, hatta doğum öncesi dönemde
başlayan bir süreç içinde rol gelişimi ortaya çıkar. Psikodrama’da, ileride
değineceğimiz çeşitli teknikler kullanılır.
Psikodrama kavramında insan, varlığının dört boyutuyla dinamik olarak
bağlantılıdır. Bunlar;
1) Yaşamında oynadığı rollerin kapsamı.
Her birey bir çok fizyolojik, psikolojik, mesleki ve sosyal role göre duyar,
düşünür ve davranır. Her insan için bu roller arasında belirli bir uygunluk ya
da uygunsuzluk ortaya çıkar. Bunun sonucunda insan kendini kendi içinde uyumlu
ya da uyumsuz olarak hisseder ve en sonunda da huzursuz ya da iyi ve rahat olur.
2) Yaşamı boyunca ilişkide bulunduğu insanlarla etkileşimler.
Bu ilişkiler her insanın çevresinde bir ağ oluşturur. Bu ağı oluşturan bireyler
bir ilişki içine girerler. Bundan bir grup dinamiği belirir ve kişi bu dinamik
içinde yerini alır.
3) Kişinin sosyal atomu.
Duygusal etkileşim içinde olduğu kişisel dünyası
4) Mensup olduğu grup içerisinde sosyometrik statüsü.
Kişinin yer yüzündeki varlığı kendisinin içtenliğine, kendiliğine ve kurduğu
gerçek iletişime dayanır.§
Psikodrama’da bir kişinin, Protagonistsin (Protos:birinci, agon: savaşçı) grup
içinde aslında kendisi için ve kendi koşullarına göre düzenlenmiş olan, ama
bütün grubun da kendi yaşantılarına göre katılıp rol aldığı bir oyunu sergiler.
Böylece Psikodrama’da özgürleşen insan kendi dışına çıkarak aynı şekilde
özgürleşmiş ve kendi dışına çıkmış insanlar önünde bir tiyatro oluşturmaktadır.
Amaç yaşamını baştan yeniden kurgulamak ve aynı olguyu çeşitli roller içinde
yeniden gözlemleyebilmektir.
Psikodrama insanlar arası ilişkiler zemininde ruhsal olguların geliştiğini, ve
ancak bu ve benzeri ilişkiler ağı içinde daha uygun yollarda gelişebileceğini
kabul eden ve çalışma alanını yalnız klinik içinde bırakmayıp insanların ve
toplulukların bulunduğu her yöne yayan çağdaş akımların tipik bir örneğidir.(1)
Günümüzde pek çok kuram geçerliliğini yitirmesine rağmen psikodrama, etkinlik ve
güncelliğini korumaktadır. Sosyometri toplulukların iç dinamiklerini anlama ve
araştırma yöntemi olarak varlığını sürdürürken psikodrama içinde de kullanım
alanları bulmaktadır.Freud'un son dönemlerine yetişen Moreno onu insanı kısıtlı
bir laboratuarın içine sokmakla eleştirir ve kendisinin bizzat onların yaşamına
katılarak, gözleyerek, yaşayarak ve yaşarken düzelterek önemli bir farklılık
getirdiğini söyler. Moreno'nun grup psikoterapisi bir süre sonra psikanalistleri
etkilemiş ve psikanalitik grup psikoterapisi gelişmeye başlamıştır. Daha sonra
bu oluşum grup analizi olarak adlandırılmıştır. Psikodramadan etkilenen Gestalt
terapistleri de, eylem metotlarını kullanmaya başlamışlardır. Kullandıkları en
önemli teknik olan "boş sandalye" tekniğini psikodramadan almışlardır.
Moreno'nun psikodramasından çok sonra iletişim grupları ve Rogerian grup
terapisi gelişmiştir. Bu anlamda Moreno'nun yaptığı gerçek bir devrimdir.(3)
Gerçeğin aksiyonla yeniden keşfedilmesi olan psikodrama kaynağını insandaki üç
önemli temel özellikten alır.Bunlar:Eylem, yaratıcılık ve spontanlıktır.İnsan
eyleme dönük bir varlıktır.Hareketsiz bir yasamdan söz etmek mümkün değildir.Bu
eylem ihtiyacının doyurulabilmesi eylemin yeterli ve uygun olmasına bağlıdır, bu
ise insanin yaratıcılığı ve bu yaratıcılığın sergilemesine olanak tanıyan
spontanlığı sayesinde gerçekleştirilir. Spontanlık yeni ya da eski durumlara
kişinin yeni ve uygun tepkiler verebilme halidir.§ Spontanlık ve yaratıcılık
arasındaki ilişki Moreno'nun şu benzetmesinde anlamını bulur : "Eğer kişi
spontan ise ve yaratıcı değilse, bu samuray kılıcı taşıyan bir köylüye benzer;
kılıcı kullanmasını bilmediği için kendini bile kesebilir. Eğer kişi yaratıcı
ama spontan değilse, bu kılıcı olmayan bir samuray savaşçısına benzer; kılıç
olmadığı zaman bildikleri bir isine yaramaz".
Psikodrama, insanin yaratıcılığının ve spontanlığının sınırlarını yakalamasını
ve ulaşılan bu noktada eylem ihtiyacını karşılamasını hedefler. Psikodrama grup
psikoterapileri içinde belki de uygulama alanı en gelişmiş olan grup
psikoterapisidir. Tedaviden eğitime, endüstri psikolojisinden tiyatroya uzanan
geniş bir yelpaze içinde kendine kendine uygulama alanları bulur.§Doğası gereği
hızlıdır.Birçok önemli çalışmanın bir kaç saatin içine sığdığına tanık olunur.
İnsanın üç temel ilişki kurma biçimi olan empati, tele ve tranferans, tüm
ilişkilerde varlığını gösterir. Tele: İnsanlar arası kaynaşma yani Moreno’nun
sosyalizasyon yaratıcı iş birliği, “sevgi ve beraberliktir” Ancak kapsamlı bir
ilişki biçimi olarak karşılıklı gerçek nedenlere dayalı mücadele de bu tür
ilişki içine alınmalıdır. Moreno, iki ya da daha fazla insan arasında ki ilişki
biçimine tele süreci adını verir.Tele bir an için karşılıklı olarak diğer
kişinin iç dünyasını ve o anda kendisini nasıl hissettiğini, duruma göre de onun
içinde bulunduğu yaşam koşullarını kendi içinde yaşaya bilmektir. Böylece tele
tek yönlü bir empati değil, iç dünyaların karşılaşmasıdır.§ Psikodrama sağlıksız
ilişki kurma biçimi olan tranferansların çözümlenmesini (Transferans: Tam olarak
gerçeğe dayanmayan bir kişiler arası ilişki biçimidir. Bir insan duygusal
aktarım yoluyla diğer bir insanla ilişki içine girdiğinde, bu kişi artık onun
için kendi gerçeği olan bir kişi değil, daha çok diğerinin bilinç dışı istek ve
anılarının taşıyıcısı olarak görünür.buna transferaz denir.)§
buna karşılık olarak sağlıklı ilişki kurma biçimleri olan tele ve empatinin
geliştirilmesini hedefler. Bütün bunları gerçekleştirirken sayısız ısınma
tekniklerinden ve yardımcı tekniklerden ve vazgeçilmez olan üç temel teknikten
yararlanır. Bu üç temel teknik: Eşleme, rol değiştirme ve ayna teknikleridir.
Eşleme tekniği en güçlü psikodrama tekniğidir, kaynağını rol gelişiminin ilk iki
aşamasından alır. Kişi eşleme yaptığı kimsenin durumunu, iç yaşantısını sezip
onları o imiş gibi dile getirir. Protogonistin söyleyemediği, söylemek
istemediği veya o anda bilincinde olmadığı duygularını dile getirir. Eşlemeyi
yapan kişinin o anda duygu, düşünce ve gereksinimlerini bir kenara bırakması
gerekir. Eşleyen kişi mantık ve kuramsal saplantı ve düşüncelerden uzak kalması
gereklidir. Bu şekilde yaşantılarını, hatıralarını, istek ve fantezilerini
bastıran protogonistin bunları hatırlamasına, tekrar yaşamasına yardımcı olur.
Bunu rol değiştirme ve ayna teknikleri izler.
Bu tekniklerin en önemlisi, en vazgeçilmez olanı rol değiştirme tekniğidir. Her
birey çeşitli roller sergiler, yani belli bir rol repertuarına sahiptir; ve bu
repertuar geliştirilebilir. İleride daha ayrıntılı tartışacağız, ancak burada
kısaca, rol oynama ve rol değiştirme arasındaki farka değinmek istiyorum. Bir
üyenin psikodrama sahnesinde belirli bir rolü sergilemesine ‘’rol oynama’’ adı
verilir. Örneğin bir annenin yaptıklarını yapan bir üye anne rolünü, bir
öğretmenin yaptıklarını yapan bir üye ise öğretmen rolünü sergilemiş olur. Rol
değiştirmede ise bir üye karşısındaki kişinin yerine/rolüne geçerek, o kişinin
rolünü oynamaya, bir anlamda onunla empati kurmaya çalışır. Aslında rol oynama
ile rol değiştirme birbirinden tamamen bağımsız değildir; rol değiştiren bir üye
aynı zamanda rol de oynamaktadır. Ancak rol oynama daha genel bir anlam, rol
değiştirme ise daha özel bir anlam taşır. (2)
Baş oyuncu olan protagonist rol değiştirme sayesinde empatiyi gerçek anlamı ile
birlikte yaşamaya başlar ve tele ilişkilerinin gelişimini beslemeye
başlar.Başkalarını anlamak istiyorsanız rol değiştirmelisiniz. Psikodrama
sahnesinde kişi hayatta alması mümkün olmayan rolleri dahi alabilir, yasayabilir
ve oynayabilir.(2)Rol değiştirme tekniği çocuğun ‘’sen’’i tanıması, sen ayırımı
yapması ve konuşma yeteneğinin gelişimi ile ilgilidir.(4)
Ayna tekniği: Çocuk gelişiminin “her şey gerçek” aşamasındaki durumdan kaynağını
alır. Bu aşamayı kendini tanıma diye adlandırır. Çocuk bu aşamada kendisini
çevreden ayırır ve kendi varlığını dış dünyadan ayrı olarak algılayabilir. Ayna
tekniğinde bir yardımcı terapöt veya bu yönde deneyimli bir grup üyesinden, yani
yardımcı benden yararlanabilir. Belli bir gözlem döneminden sonra yardımcı ben
hastayı, sahnede tıpkı aynadaki görüntüsü olduğu gibi, onun rolüne girerek grup
içinde, serviste, yaşamda nasıl bir davranış içindeyse öyle oynar. Bu
canlandırma sırasında hasta grup içinde kendisini seyreder. İlişki biçimini,
gösterdiği tepkileri, rahatsız edici yönlerini, diğerlerinin tepkilerini görür,
kendisini ilişkide bulunduğu kişinin yerine koyar. Çoğu kez bu teknik rolü
canlandırılacak kişiye bilgi vermeden, kişi hazırlanmadan yapılır.
Bir psikodrama oturumu üç bölümden oluşur.
Bunlar :
· Üzerine çalışılacak olan konunun belirlendiği ısınma aşaması,
· Konunun çalışıldığı oyun aşaması,
· Ortaya çıkan ürünün son seklinin verildiği görüşme aşaması.
Bir psikodrama oturumu her uygulaması içinde bu aşamaları içermek zorundadır.
Psikodramanın Temel Öğeleri
Protagonist: Psikodramatik oyunun kahramanı başoyuncusudur. Gruba katılan
danışan veya üyelerden biridir ve kendi yaşamını ortaya koyduğu zaman
protagonisttir.
Yönetici: Psikodrama yöntem ve tekniklerini kullanarak protogonistin probleminin
incelemesine yardımcı olan uzman kişidir.
Yardımcı Ben: Psikodrama yöneticisi ve protogonistin yanında rol alan kişidir.
Protogonistin yaşamındaki bir kişiyi ya da protogonistin bir parçasını, bir
yönünü canlandırır.
İzleyici: Psikodrama’ya katılan diğer kişilerdir. Gerekirse aktif katılımda
bulunurlar .
Sahne: Çapı en az 12-15 adımlık bir alan olmalıdır . Bazı eşyalar
bulundurulabilir.( masa, sandalyeler, yastık, minder) Daha ayrıntılı bir sahneye
gerek yoktur. Çeşitli renkteki ışıklar ve müzik yardımcı olabilir. §
Psikodrama teknikleri ; aksiyon metotları, encounter(karşılaştırma) teknikleri,
geliştirme oyunları, tiyatro oyunları, yapılandırılmış yaşantılar, sözsüz
alıştırmalar olarak kullanılır . Bunlar Moreno geliştirmiştir. Moreno ' dan
sonra da yönlendirilmiş fantezi, psikosentez, duyumsal uyanıklık, Gestalt
terapi, yaratıcı drama gibi alanlardan uyarlanmış fikirlerle gelişmeye devam
etmektedir.§
Antogonist : Protagonistten sonraki en önemli kişi genellikle eşi veya çatışma
halindeki kişidir.
Koterapist : Yardımcı yönetici, lidere yardım eder.
Psikodrama duygusal problem çözümünü içeren "protagonist merkezli " bir oyun
biçimidir. Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.
Psikodrama Oturumunun Aşamaları
Genelde bir psikodrama oturumu üç aşamadan oluşur. Bunlar ısınma, oyun ve
görüşme aşamalarıdır. Ancak bazı durumlarda bir oturum, yalnızca ısınma ve
görüşme aşamalarından ya da yalnızca oyun ve görüşme aşamalarından oluşabilir.
Oturumun kaç aşamadan oluşacağını grup yöneticisi ve sürecin niteliği belirler.
Isınma aşamasının temel amacı, ısınan oyuncular arasında bir baş oyuncu
çıkmasıdır. Eğer ısınma teknikleri sonucunda bir baş oyuncu ortaya çıkarsa, oyun
aşamasına geçilir. Psikodrama’da ikinci aşama oyun aşamasıdır. Bu bölümde
genelde, baş oyuncunun getirmek istediği oyunu sergilenir. Yönetici ve baş
oyuncu sahneye gelir. Baş oyuncunun getirmek istediği yeterince belirginse
yönetici hemen oyunu başlatabilir. Fakat olay yeterince belirgin değilse
yönetici olayı somutlaştırmak için bir müddet görüşmeye devam eder. Çeşitli
sorular sorar. Onun o andaki duygularını ve ihtiyaçlarını kavramaya çalışır.
Yönetici baş oyuncudan, canlandırılacak olayın geçtiği ortamı tanımlamasını
ister. Baş oyuncu, olayın nerede, ne zaman geçtiğini, ortamda kimlerin olduğunu,
belirtmelidir. Dekorun canlandırılması ve tanımlanması önemlidir. Dekordan sonra
sıra oyunca yer alacak kişilere gelir. Baş oyuncu oyunda yer alacak yardımcı
oyuncuları sahneye davet eder. Bu arada yönetici oyun boyunca baş oyuncunun
yanında bulunacak ve gerektiğinde onun rolünü alacak olan bir eş ego seçmesini
söyler. Dekor ve oyuncular tanımlandıktan ve hazırlandıktan sonra sıra
dramatizasyona gelir. Oyunlaştırmanın nasıl yapılacağı konusunda önceden
belirlenmiş kesin kurallar yoksa da uyulması gereken bazı temel ilkeler vardır.
1) Psikodrama’da olayların anlatılması değil, oyunlaştırılması esastır.
2) Şimdi ve burada ilkesine uyulması gerekir. Geçmiş ve gelecek ancak şu an ile
bütünleşebildiği taktirde önemlidir.
3) Psikodrama sahnesinde entellektüel tartışmalara girişilmesi değil, duyguların
yaşanması esastır. Bir baş oyuncunun duygularını kenara itmesi, diğer bir
ifadeyle spontanlığının azalması halinde yönetici, öncelikle empati kurarak,
yeterli olmazsa uyararak bu baş oyuncunun duygularından kopmamasını sağlamaya
çalışmalıdır.
4) Yönetici psikodramanın hiçbir safhasında, özellikle de oyun sırasında
doğrudan yorum yapmaz. Yorum sayılabilecek sorular sormaz.
5) Psikodrama’da oyunun yazarı baş oyuncudur. Rolleri dağıtan, oyunu sürükleyen
baş oyuncudur. Yöneticinin bu tablodaki yerinin esnek olmasında yarar vardır.
Bir yönetici sahnedeki oyuna müdahale etme-etmeme boyutunda nerede bulunacağına
iyi karar vermelidir.
Yönetici, oyunu başlattıktan sonra, oyunun baş oyuncu tarafından akıcı bir
şekilde sürdürüldüğünü gördüğünde, kenara çekilebilir, hatta geçici bir süre
için sahneden çıkabilir. Ancak şu üç durumda yönetici sahneye dönmelidir;
a) Baş oyuncu bunaldığında b) Oyun statikleştiğinde c) yöneticinin kafasında
belli bir oyun stratejisi izlemek gerektiği fikri uyandığında yönetici oyuna
müdahale edebilir.
Yöneticinin gerektiğinde oyuna müdahale etmesi onun katalizörlük işlevini
zedelemez. Hangi psikodrama tekniklerinin uygulanacağına şüphesiz ki yönetici
karar verir ancak yönetici kendisini tekniklerin uygulanışında zorlayıcı ve tek
söz sahibi ve saymamalıdır. Yöneticinin önerdiği bir tekniği eğer baş oyuncu
uygulamak istemezse, yönetici bu konuda ısrarcı olmamalıdır. Çünkü Psikodrama’da
amaç, baş oyuncuya, kendisi ile ilgili bir takım gerçekleri zorla göstermek
değil, onun duygusal açıdan rahatlamasına, katarsis sağlamasına ve iç görü
kazanmasına yardımcı olmaktır.
Yöneticiler, baş oyuncuların o andaki duygularını ve ihtiyaçlarını dikkate
alarak, her konuya özgü ayrı bir oyun stratejisi koymak zorundadırlar. Oyun
süreci içinde, psikodrama tekniklerinden hangilerinin ne şekilde nasıl
uygulanacağına sürece bakarak yönetici karar verecektir (2)
Oyun sonunda tüm üyeler toplanarak görüşme aşaması gerçekleştirilir. Bazen
ısınma aşamasında ortaya bir baş oyuncu çıkmaz: bu durumda oyun aşaması
atlanarak görüşmeye geçilir. Grup ısınma aşamasında ve oyun sırasında uygulanan
teknikler üzerinde tartışır. Rol geri bildirimi ve özdeşim geri bildirimi
yapılır. En önemli değişiklik grup üyeleri arasında duygusal bir canlılık
oluşturmaktır.(4)
KAYNAKLAR
1) Psikiyatride Yıldızların Parladığı Anlar (Doç. Dr. A. Nahit Babaoğlu, Mayıs
2000, Cihangir İstanbul )
2) Prof.Dr. Üstün DÖKMEN (Sosyometri ve Psikodrama, Sistem Yayıncılık Ocak 1995)
3) Psikolog Deniz ALTINAY ( Psikodrama, Grup Psikoterapisi ve 300 Isınma Oyunu )
4) Dr. K. Nahit ÖZMENLER(Psikodrama semineri,1994)
Ana sayfaya Geri Dön