![]() |
PDR Teknikler
BİREYİ TANIMANIN AMACI
1. Bireyin kendisini tanımasına ve gerçekçi bir benlik geliştirmesine yardım
etmek için,
2. Herhangi bir konuda karar vermek için gerekli temel bilgilerin toplanması
amacı ile,
3. Yetenek ve ilgileri doğrultusunda bireyleri akademik programlara ve
mesleklere yönlendirmek için,
4. Genelde ve okulda düzenlenecek eğitim programları için uygun olacak bireyleri
ayırma ve sınıflandırmada,
5. İş verimi artırmak için bireylerin ve işin niteliklerine uygun kişileri
seçmek ve yerleştirmek için,
6. Evlilik ve eş seçiminde bireylere yardımcı olmak için,
7. Bir kurumun özel amaçları için en uygun kişileri seçmek için,
8. Bireyin problemlerine uygun yardım ve tedavi hizmetini kararlaştırmak ve
teşhis koymak için,
9. Bireylerin belirli konularda gelecekteki başarılarını yordamak, tahminlerde
bulunmak için. (Özgüven, 2001; s.82-83)
Her birey çeşitli yönleriyle diğerlerinden farklıdır. O halde bireyi tanımanın
asıl amacı onun kendisini tanımasına, kendisinin başkalarından olan
farklılıklarını görmesine yardım etmektir.
BİREYİ TANIMANIN TEMEL İLKELERİ
1. Temel ilke bireyin kendini tanımasına yardım etmektir.
2. Sadece bir ölçme aracı bireyi tanımak için yeterli değildir. Amaç bireyi
olabildiğince farklı yönleriyle tanımaya çalışmak olmalıdır. Önemli bir noktada
uygulanacak ölçme aracı amaca hizmet edecek şekilde hazırlanmalıdır.
3. Bireyi tanıma tekniklerinin birlikte veya kısa zaman dilimi içinde uygulanıp
sonuçlarının birlikte yorumlanması daha yararlıdır.
Ölçme araçlarının sonucuna en kısa zamanda ulaşmak için uygulanacak ölçme aracı
yaş, yaşantı, eğitim açısından öğrencinin seviyesine uygun olmalıdır. Örneğin,
otobiyografi ilköğretim 1. Sınıfa uygun değildir. Çünkü 1. Sınıf öğrencileri
düşündüklerini yazıya aktarmakta zorlanırlar. Sosyometri ise ilköğretim 3.
Sınıftan sonra uygulanmalıdır.
4. Bireyi tanıma tekniklerinin etkili biçimde uygulanabilmesi ve sonuçlarından
yararlanılabilmesi için okulda öğrenci ile ilgili olan herkesin işbirliği içinde
olması gerekir.
5. Bireyi tanıma teknikleri bir araçtır. Araç uygulamak amaç haline
getirilmemelidir.
Amaç sadece anket uygulamak değil daha çok öğrenciyi tanımaya yönelik olmalı ve
anket sonuçları mutlaka değerlendirilmelidir. Anketin yanı sıra öğrenciyi
tanımak için, öğrencinin arkadaş ilişkileri, sınıf içinde davranışları
gözlemlenebilir; ailesi hakkında bilgi edinilebilir.
6. Bireyi tanıma hizmetleri sadece duygusal sorunu olan öğrencilere
değil,tüm öğrencilere yönelik olmalıdır.
7. Öğrencileri tanıma hizmetleri süreklidir.
8. Bireyi tanıma teknikleri aracılığıyla elde edilen bilgiler en kısa sürede
planlı bir biçimde kullanılmalıdır. Çünkü birey hızla değişmekte ve uzun süre
saklanan bazı bilgiler eskimektedir.
9. Okullarda öğrenciler hakkında toplanan özel ve gizli olmayan bilgilerden
öğretmenler, yöneticiler ve velilerinde yararlanabilmeleri sağlanmalıdır.
(Editör:Can, 2002; s.145-146)
Özel bilgi, öğrencinin başkaları tarafından duyulduğunda rahatsızlık
hissedebileceği bilgilerdir. Çocukla konuştuğumuz her şey değilde eğitim
hayatında ona yardımcı olabilecek bilgiler başkalarıyla paylaşılabilir. Örneğin,
çocuğun hoşlandığı bir kız arkadaşı var. Bunu ailesinden gizliyor. Ailesinin
durumu öğrendiğinde ters tepki verebileceğinden endişe ettiğini söylerse, direkt
bu bilgiyi vermek yerine çocukların o yaşlarda karşı cinse ilgi duyabileceği
bilgisi ailesine söylenebilir.
PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD si
2180 Adet; psikoloji psikiyatri ve özel eğitim içerikli dokümandan oluşan eşsiz bir arşiv çalışması
Binlerce dokümanı tek CD de topladık. Ayrıştırılmış konu indeksi, Karma ve Alfabetik, Konular,
Konu içerikli Klasörler, İçerik bağlantılı Alt dosyalar, Kolay kullanılma imkanı.
CD ye sahip olmak ve ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZ
ÖĞRENCİLERİN TANINMASI GEREKEN YÖNLERİ
1. Beden gelişimi: Beden ölçüleri, ayak, boy, ağırlık, göğüs, kalça v.s. gibi
bireyler ve cinsler arasındaki farklar “doğrudan” ölçülebilmektedir.
2. Öğrencinin çevresi: Yapılan çeşitli araştırmalar aile çevresinin ve yakın
çevrenin bireyin kişisel tutum ve değer yargıları ile alışkanlıklarının
gelişiminde çok önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Bu nedenle ana, baba ve
kardeşler ve aile çevresine yakın kişilerin meslekleri, sağlıkları, eğitimleri,
aile ilişkileri, sosyo-ekonomik durumları v.s. nitelikleri hakkındaki bilgiler
toplanmalıdır. Ailenin ve kişinin bulunduğu yakın çevreye ait kültürel ve sosyal
nitelikteki bilgiler de bireyin gelişim ve uyum özellikleri hakkında tamamlayıcı
bilgiler verirler. Bu bilgiler bireyin gözlenen davranışlarının nedenlerinin
anlaşılmasında ve bilinçli olarak bireye yardım edilmesinde kullanılır.
(Özgüven, 2001; s.81-85)
3. Sağlık durumu: Öğrencinin beden sağlığı onun kişilik gelişimini olduğu kadar
okul başarısını da etkilemektedir. Bu nedenle öğrencilerin bedence, gelişim
dönemlerine uygun olarak gelişip gelişmedikleri belli aralıklarla izlenmelidir.
4. Öğrencinin yetenekleri: Yetenek, bireyin öğrenebilme gücüdür. Başka deyişle
yetenek bireyin gelecekte neler yapacağını değil; eğitim aracılığıyla neler
kazanabileceğini, neler yapılabileceğini göstermektedir. Böylece bireyin
yetenekleri hakkında bilgi edinerek o bireyin gelecekteki başarısını
kestirebilmek mümkün olabilmektedir. Öğrencileri kendi potansiyelleri
doğrultusunda yönlendirebilmek için öncelikle yeteneklerini tanımak gerekir.
5. Öğrencinin ilgileri: İlgi, bireyin bir şeyden hoşlanıp hoşlanmama derecesini
ifade etmektedir. Örneğin, boş zamanlarında müzik dinleyen, harçlığını disket
veya kasetlere harcayan, müzik konserlerini genellikle kaçırmayan, bir müzik
aleti çalmak uğraşı veren bir öğrencinin müziğe karşı ilgisinin olduğu
söylenebilir. Öğrencinin yetenekleri ile birlikte ilgisinin de bilinmesi, o
öğrencinin bir alana veya mesleğe yönlendirilebilmesi için gereklidir.
Öğretmenler, gözlem yolu ile öğrencilerin yetenekleri ve ilgileri hakkında bilgi
toplayıp bu bilgileri veliler ve rehber öğretmenler ile paylaşarak o öğrencinin
yönlendirilmesine katkıda bulunabilirler.
6. Öğrencinin başarısı: Öğrencilerin başarı durumunun, üstün ve zayıf oldukları
alanların bilinmesi başarısızlık nedenlerinin bulunup ortadan kaldırılmasına
yardım edebilir. Ayrıca, geçmiş ve halihazırdaki başarısının bilinmesi,
öğrencinin gelecekteki başarısının kestirilmesine, uygun bir alana ve mesleğe
yönlendirilmesine yardım edebilir.
7. Öğrencinin kişilik özellikleri: Bireyin yetenekleri, ilgileri, mizacı,
duygusal yaşamı, alışkanlıkları, tavır ve değerleri, liderlik özellikleri,
bağımsız davranabilme, duygusal kararlılık, başkalarıyla işbirliği yapabilme
kişilik özellikleri arasındadır.
8. Öğrencinin benlik algısı: Benlik, bireyin kendini nasıl gördüğüdür. Örneğin,
bir öğrenci kendisini derslerinde başarılı, zeki biri olarak görürken, diğer
yandan kendisini düzensiz veya insan ilişkilerinde başarısız olarak
tanımlayabilir. Öğrencinin geliştirdiği benlik algısı onun ruh sağlığı, meslek
seçimi ve okul başarısı ile anlamlı olarak ilişkilidir.
9. Sosyal destek sistemi: Sosyal destek sistemi, bireyin nasıl bir çevrede
yaşadığını, aile çevresini, ailesi dışındaki diğer çevreyi; ailesi, arkadaşları,
öğretmenleri, akrabaları,komşuları ve bireyin yaşamında önemli olan diğer
kimselerle olan ilişkilerinin niteliğini; bu kimselerden ne derecede destek
aldığını göstermektedir. (Editör:Can, 2002; s.145-148)
BİREYİ TANIMA TEKNİKLERİNİN SINIFLANDIRILMASI
Psikolojik Danışma ve Rehberlikte kullanılan teknikler, bireylere yardım için
sadece birer araç gibi düşünülmeli. Sonuçları kullanılmayan , bireyin kendini
daha gerçekçi ve doğru olarak tanımasına yardım amacı ile sonuçları bireyle
paylaşılmayan hiçbir tekniğin değeri yoktur. Psikolojik Danışma ve Rehberlikte
bir teknik kullanma yerine her zaman daha çok teknikle bilgi toplama yolu tercih
edilmelidir. Tekniklerin uygulanmasında mutlaka süreklilik olmalı. Psikolojik
Danışma ve Rehberlikte kullanılacak tüm teknikler Psikolojik Danışma ve
Rehberlikte tanıma ve tanıtma hizmetlerinin tamamlayıcı ve ayrılmaz bir parçası
olarak düşünülmelidir. (Kepçeoğlu, 1992 ; s. 125 )
Bireyi tanımak, bireylerin çeşitli nitelikleri hakkında bilgi toplamayı
gerektirir. Bireyin tüm yetenek, kişilik ve davranış özellikleri hakkında
topluca aynı anda tek bir araçla bilgi elde edebilecek bir teknoloji henüz
geliştirilmiş değildir. Bireyin niteliklerine ilişkin bilgiler tek tek ve her
biri farklı yaklaşım, yöntem ve ölçme araçları ile elde edilmektedir. Bireyi
tanımada yaralanılan yaklaşım ve teknikler oldukça çok sayıda olmakla birlikte
bunları bazı ölçütlere göre gruplamak ve sınıflandırmak olanaklı görülmektedir.
( Özgüven, 2001; s. 91 )
Bu teknikler bir ölçüte göre test ve test dışı teknikler olarak iki gruba
ayrılır. Buna göre çeşitli yetenek, kişilik, ilgi ve tutum envanterleri,
envanterler test grubuna; anket, görüşme, gözlem test dışı teknikler grubuna
dahil olmaktadır.
Bunun yanında bilginin kaynağı, bilginin elde ediliş süreci ve bilgilerin
toplanmasında yapılması olası hata kaynakları ölçüt alınarak farklı
sınıflamalarda yapılmıştır. Bu ölçütlere göre bireyi tanıma teknikleri 4
yaklaşım içinde sınıflandırılmıştır. Bu sınıflama şöyledir:
Standart testler
Durumsal testler
Kendini anlatma teknikleri
Gözlemsel teknikler
STANDART TESTLER
Standart testler maksimum performans ( yetenek, başarı testleri), tipik davranış
testleri (ilgi envanterleri, kişilik testleri, tutum ölçekleri ) olarak iki
gruba ayrılır.
Standart testlerde, testin içeriği, madde veya soru sayısı, testin açıklaması ve
testin cevaplaması için verilen süre, testin uygulanması, puanlanması ve
değerlendirilmesi testi alan her birey için aynıdır, standarttır.
Standart testler, uygulanan kişi sayısına göre bireysel – grup testleri;
cevaplandırılması için verilen zamana göre hız – güç testleri olarak ayrılır.
Yetenek testleri
Bireylerin zihinsel ya da akademik yetenekleri hakkında bilgi toplamak ve
bireyin geleceğe yönelik başarısını yordamak ( tahmin etmek) amacı ile
kullanılan testlerdir. Bu testler belirli yaş grupları için değişik şekillerde
hazırlanır. Genel yetenek, özel yetenek ve farklı yetenek testleri olarak
hazırlanır ve incelenir. Genel yetenek testleri belirli düzeylerde bireyin genel
zihin yeteneklerini; özel yetenek testleri, müzik, resim, sanat dallarında
bireyin sahip olduğu özel zihin yeteneklerini; farklı yetenek testleri de, dil
yeteneği, soyut kavrama yeteneği, mekanik kavrama yeteneği gibi farklı zihin
yeteneklerini ölçmek amacıyla hazırlanmıştır.
Farklı yetenek testleri en yaygın olarak kullanılan yetenek testleri
arasındadır.
Müzik ve resim gibi güzel sanatlara ilişkin ölçme ve gözlemler daha erken
yaşlarda okulöncesi ve ilköğretim düzeyinde başlamalıdır. Araç kullanma, el ve
göz koordinasyonu, tasarım gibi sekizinci yılda ve lise-1 de yapılacak
yöneltmelere esas olacak özel yeteneklerin de ölçülmesi yerinde olur. Ancak bazı
denemelerin ötesinde okullarımızda henüz özel yetenek testleri
kullanılmamaktadır. Bu konuda ülkemizde hazırlanmış ölçeklerde yoktur. (Özgüven,
2001; s.87)
Bu testler, daha çok öğrencileri yönlendirmek amacı ile yani öğrencilerin kendi
potansiyellerine uygun bir derse, alana veya mesleğe yönlendirmek ya da
öğrencinin yeteneği ile ilişkili herhangi bir uyum sorunu olup olmadığını teşhis
etmek gibi amaçlarla da kullanılabilir.
Özel yetenek testleri rehberlikte daha çok güzel sanatlarda yetenekli olan
bireyleri teşhis veya seçme – yerleştirme amacı ile kullanılır. İlköğretimde
uygulanan özel yetenek testleri kesin sonuç veren testler değildir. Tamamen
öğrenciyi yönlendirmek amaçlıdır.
Başarı testleri
Başarı testleri maksimum performans ölçen testler grubuna dahildir. Öğretmen
yapımı başarı testleri – standart başarı testleri olarak ikiye ayrılır.
Öğretmen yapımı başarı testleri, öğrencilerin bir derse ilişkin başarılarını
ölçmek, değerlendirmek amacıyla hazırlanmış ama geçerlik ve güvenirlikleri
yüksek olmayan testlerdir.
Standart başarı testleri ise geçerlik ve güvenirlikleri saptanmış, grup
içerisinde başarısı en yüksek olan adayları seçmek ve başarılarına göre bir
alana, programa veya işe yerleştirmek amacıyla uzman bir grup tarafından
hazırlanmış testlerdir. Öğrencinin başarısızlık nedenleri, başarı ve yetenek
düzeylerinin karşılaştırılması gibi amaçlarla da kullanılabilir.
İlgi envanterleri
Bireylerin ilgisini ölçmek amacıyla geliştirilmiş envanterlerdir. Okullarda
öğrencilerin hangi alana, programa, mesleğe veya etkinliğe ilgisi olduğunu
saptamak ve böylece öğrenciyi yönlendirmek amacıyla uygulanmaktadır.
Bireylerin ilgilerinin ölçülmesi ilgi envanterleri ve gözlemsel yollarla
yapılmaktadır. Öğrencilerin okuldaki faaliyet alanları veya eğitsel kollardan
hangisine ilgi duydukları, sosyal ve kültürel kolların hangisine üye oldukları,
boş zamanlarında zamanını nasıl kullandığı gibi konulara ilişkin bilgiler
öğrencinin sosyal, eğitsel ve meslek ilgileri hakkında gözlemsel ve tamamlayıcı
ve geçerli bilgiler verirler. ( Özgüven, 2001; s.89)
Sanayi sektöründe ilgi envanterleri işe en uygun kişiyi seçmek ve işe
yerleştirmek amacıyla kullanılmaktadır.
Bugün üniversitelerin belirli bir akademik programına girmiş ve okumakta olan
öğrenciler arasında ilgilerine uygun bir programa girememiş olanların sayısı
oldukça yüksektir. Özgüven (1970)’in yaptığı araştırmalarda üniversiteye giren
öğrencilerin %38’i liseyi bitirdikleri zaman istedikleri branşa, %29’u
istediğine yakın bir programa, % 33’ü ise istediği ile hiç ilişiği olmayan bir
branşa girmiş olduklarını ifade etmişlerdir. Üniversiteye girenlerin yaklaşık %
17’si girdiği programı değiştirmek için yeniden, üniversiteye giriş sınavına
girmek ve bunların ancak % 27’si programını değiştirebilmektedir ( Kuzgun 1991).
( Özgüven, 2001; s.88 )
Gözlemler ve araştırmalar, bireylerin ilgi ve yeteneklerine uygun meslek alan ve
iş seçmeleri sonucunda daha mutlu ve işlerinde daha başarılı olacakları yönünde
sonuçlar ortaya koymuştur.
Okullarda Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri kapsamında Kuder İlgi
Envanteri, Strong İlgi Envanteri ve bunlara benzer birçok ilgi envanterleri
kullanılmaktadır. İlgi envanterlerinin , uygulanması, puanlanması, puanların
yorumlanması ve sonuçların kullanılması, Psikolojik Danışma ve Rehberlik
alanında uzman kişiler tarafından, profesyonel olarak yapılmalıdır.
Kişilik testleri
Kişilik test ve envanterleri genellikle bireylerin kişilik özellikleri ve uyum
düzeyleri hakkında bilgi toplamak, bir sorununun çözümü amacıyla başvuran kişiye
doğru tanı koyabilmek, toplumdaki risk altında bulunan, ruh sağlığı sorunu
bulunan veya psikolojik danışmaya ihtiyacı olan bireyleri belirlemek amacıyla
kullanılmaktadır.
Ayrıca çeşitli sektörlerde iş için başvuran adayı işin gerektirdiği kişilik
özelliklerine sahip olup olmadığını belirlemek, böylece işe en uygun bireyi
seçmek amacıyla da kullanılmaktadır.
Türkiye’de genellikle Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, Hacettepe Kişilik
Envanterleri kullanılmaktadır.
Tutum Testleri
Tutum ölçekleri bireyin duygusal, düşünsel ve davranışsal eğilimlerini ölçmek
amacıyla hazırlanmış araçlardır. Genellikle Likert Tipi derecelendirme ölçekleri
biçiminde hazırlanmıştır. Eşlerin çocuk yetiştirme tutumları, ailede gencin
bağımsızlık veya bağımlılık eğilimi, anne-babanın ailede otoriter veya
demokratik olması gibi tutumlar tutum ölçekleri ile ölçülebilir.
Tutum ölçeklerinin geliştirilmesi ve sonuçlardan yararlanarak bireye yardım
sunulması uzmanlık işidir.
Standart testler grubuna giren test ve envanterler
hazırlanırken iki tip soru kullanılır:
1. Soruyu soran kişi sorunun cevabını kendisi bildiği halde, karşısındakinin
cevabı bilip bilmediğini ve bilgi düzeyini ölçmek amacıyla araç olarak
kullanılan soru. Genellikle yetenek ve başarı testleri hazırlanırken kullanılan
soru tipi. Uyarıcı görevi yapar. Soru olarak adlandırılır.
2. Soruyu soran kişi cevabı bilmemektedir. Soruyu sorduğu bireyin cevapları
bildiğine ve sorunun çeşitli seçenek ve derecesi arasından kendi özel durumuna
en uygun cevabı seçerek istenen bilgiyi vereceğine inanmaktadır. Bu ikinci tip
soru madde olarak adlandırılmaktadır. Kişilik, ilgi ve tutum testlerinin
hazırlanmasında kullanılır.
DURUMSAL TESTLER
Bireyi tanıma teknikleri arasında en az kullanılan tekniklerden biridir.
Standart koşullarda yapılan, düzenlenmiş gözlem gibi düşünülebilir. Örneğin;
belirli bir amaca yönelmiş bireyin engellendiği zaman ne derecede kızgın ve
kavgacı olabileceğinin doğal bir ortamda ya da laboratuar ortamında gözlenmesi
Öğrencilerin kopya çekme davranışları doğal bir sınav ortamında denetim gevşek
tutularak veya denetimsiz ortamda, gizli olarak yerleştirilmiş kamera aracılığı
ile gözlenebilir.
Mesela, öğretmenle birlikte araştırmacı bir sınavda öğrencilere “size
güveniyoruz. Lütfen kimseye bakmadan, herkes kendi başına soruları
yanıtlasın...” diyerek öğretmenle birlikte sınav salonundan çıkabilir. Sınavın
son 15-20 dakikasında sınav salonuna gelen araştırmacı sınav bitinceye kadar
salonda kalır. Sınav bittikten sonra, daha önceden sınav salonuna yerleştirdiği
gizli kameralar aracılığı ile gözetmenlerin olmadığı test ortamında, hangi
öğrencinin sınav kurallarını ne şekilde ihlal ettiğini, davranışlarını v.b.
izleyerek öğrenciler hakkında bilgi toplayabilir. (Editör: Can, 2002; s.152-153)
Bu tür durumsal koşulların düzenlenmesinde doğal ve gerçek bir yaşam ortamının
seçilmesi, standart ve objektif olmasına önem gösterilmelidir. Çok yaygın olarak
kullanılmayan durumsal test yaklaşımının uygulanmasında karşılaşılan güçlüğün
yanında bazı durumlarda bireyin özel yaşamına müdahale etmek gibi etik sorunları
da bulunmaktadır. Bunun için de yaygın olarak kullanılmayan bir tekniktir.
Ülkemizde henüz gelişmekte olan Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetlerinin
uygulanmasında karşılaşılan sorunların temelinde, bireylere Psikolojik Danışma
ve Rehberliğin tam anlamıyla anlatılamaması ve bu konuda yapılan çalışmaların
vakit kaybıymış gibi görülmesi. Çünkü Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri
uzman – sınıf öğretmeni, uzman- aile, uzman- okul yönetimi arasındaki kuvvetli
işbirliği ile yürütülmektedir. Bunun içinde önce sınıf öğretmeni sonra yönetim
ve aile Psikolojik Danışma ve Rehberlik konusunda örgütlü bir şekilde
bilgilendirilmelidir.
KENDİNİ ANLATMA TEKNİKLERİ
Kendini Anlatma Teknikleri Şunlardır:
1) Görüşme
2) Anket
3) Envanter
4) Problem tarama listeleri
5) Otobiyografi
6) Psikodrama
7) Oyun ve oyun terapisi
8) Arzu listesi
1) Görüşme: Görüşme,bireyi tanıma çalışmalarında en yaygın olarak kullanılan bir
tekniktir. Belli bir amaçla yüz yüze gelen iki veya daha fazla kişinin, sözel ve
sözel olmayan davranış ve teknikler kullanarak yaptıkları bir etkileşim
sürecidir. Görüşmeyi yapan kimse teknik ve beceri yönünden iyi yetişmiş
olabilir,görüşme konusunda uzmanlaşmış bir kişi, de olabilir.(Özgüven,1998,
s.107-108)
Herkes kendi amaçları doğrultusunda farklı görüşmeler yapabilir. Öğretmen
öğrencisiyle, doktor hastasıyla, danışman danışanıyla, yönetici ise işe alacağı
adayıyla vs. görüşme yapabilir.
Görüşmeciler bilgi toplamak ve bireye yardım etmek amacıyla görüşme yaparken
görüştükleri bireylerin giyim-kuşamı, beden dili, ses tonu ve genel
davranışlarını doğrudan gözleme olanağı bulur. Görüşmenin en üstün yanlarından
biri budur. Görüşmeci görüştüğü birey hakkında oldukça fazla bilgi edinebilir.
Ancak burada görüşmecinin becerikli ve yetenekli olması gerekir. Daha çok bilgi
elde edebilmek için açık uçlu sorular sorulmalıdır.(Editör:Can,2002,s.153)
Görüşmenin konuşmadan farkı
1. Görüşmede bilinçli olarak saptanmış bir amaç vardır. Bireylerin kişisel
problemlerinin çözümüne yardım etmek, bir köy liderinin köyün ihtiyaçlarını
öğrenmek ve iş isteyen birisi hakkında bilgi toplamak görüşmenin amaçlarından
biri olabilir.
2. Belli bir amacı olduğu için görüşmenin kapsamı bu amaca yönelik bir plan ve
düzen içinde yürütülür.
3. Amacın gerçekleştirilebilmesi için görüşmeye taraf olan kişilerden biri olan
görüşmeci etkileşimi planlama,düzenleme sorumluluğunu üzerine alır.
4. Görüşme sürecinde belli bir amaç için iki kişinin bir araya gelmesi söz
konusu olduğu için görüşmeler çoğunlukla rasgele değil belli bir zamanda,yerde
ve sınırlı bir süre için düzenlenir.(Özgüven,1998,s.110)
Görüşmenin olumlu yönleri:
1. Yüz yüze ve doğal etkileşim sürecidir. Böylelikle birey hakkında kesin ve
doğru bilgi edinilir.
2. Kullanım alanı çok geniştir.
3. Görüşmede bireyin söylediklerine ve beden diline bakarak söylemedikleri veya
gerisinde yatan duygu ve düşünceleri anlayabiliriz.
4. Görüşme tekniği okuma yazma bilmeyen bireylere de uygulanabilir.
5. İyi ilişkiler kurulduğu zaman görüşme ile bilgiler doğru ve eksiksiz olarak
toplanabilir.
Görüşmenin sınırlı yanları:
1. Görüşme tekniği ekonomik değildir.(tek tek bireylere dayandırıldığı için
zaman,emek,para bakımından ekonomik değildir.)
2. Bireyin verdiği bilgilerin doğru olduğu kabul edilmektedir. Ancak birey
hakkında elde edilen bilgilerin ne derece doğru olup olmadığını kontrol etmek
mümkün değildir.
3. Görüşme tekniği, taraflar açısından sübjektif olduğundan elde edilen bilgiler
yanlış yorumlanabilir.
4. Görüşmede taraflara uygun yer, zaman,süre belirlemek oldukça zordur.
5. Görüşmede elde edilen bilgiler görüşülen bireyin vermek istedikleri bilgiler
ile sınırlıdır.(Editör: Can,2002,s.155)
Görüşme, hangi konuda kiminle yapılırsa yapılsın,bazı soruların sorulup
cevapların alındığı bir soruşturma süreci biçiminde düşünülmemelidir. Görüşmede
görüşülen kişinin konu hakkındaki duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade
etmesine fırsat verilmelidir. Görüşmeyi sürdüren uygulayıcının görüşülen kişinin
görüşlerini, duygu ve düşüncelerini eleştirme ve yargılama gibi bir hak ve
sorumluluğu da yoktur.
Görüşme sonuçlarının kayıt edilmesi gerekir. Kayıt amacı ile önceden hazırlanmış
araçlar ve ölçekler kullanılacağı gibi düz yazılı raporlarda düzenlenebilir.
Duruma ve kullanılan aracın niteliğine bağlı olarak, bazı bilgiler görüşme
sırasında kaydedilebilir; bazı bilgilerin ise görüşmeden sonra yazılması gerekli
olabilir.
Okullarda psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları ile ilgili olarak görüşme
çalışmalarında uzmanların yanı sıra öğretmenlerin de görev almaları gerekir.
Buna göre, görüşme tekniği ile bilgi toplamada tecrübe kazanmaları ve bu tekniği
etkili bir biçimde kullanabilmeleri için öğretmenler ve uzmanlar arasında yakın
işbirliği ve karşılıklı bilgi alışverişi sağlanmalıdır.
2- Anket: Bireyin ailesi, kişisel nitelikleri, çeşitli konulara ilişkin duygu ve
düşünceleri hakkında bilgi etmek amacıyla hazırlanmış yazılı sorular grubudur.
Bu soruların neler olacağı ve soru sayısı araştırmacının amacına bağlı olarak
değişmektedir. Anketler çok sayıda sorulardan oluşması ve kısa sürede çok sayıda
kişiye uygulanarak bir çok konuda bilgi toplanması nedeniyle başta
araştırmacılar olmak üzere hemen herkes tarafından yaygın olarak uygulanan bir
tekniktir.
Anket sorularını hazırlamak uzmanlık işidir. Anketteki sorular birey hakkında
bilgi toplamaya yöneliktir.
Anket kullanılırken toplanan bilgilerin gizli tutulacağı , bilgileri amaç dışı
başkaları ile paylaşılamayacağı açıkça belirtilmelidir. Ancak bu şekilde,
anketlerin dolduranlar tarafından daha ciddiyet ve samimiyetle ele alınması ve
böylece doğru bilgilerin toplanması sağlanabilir.(Özgüven,1998,s.112)
Ankette dört soru sorulabilir:
1. Açık uçlu sorular;bir soru sorulur ve bireyin yazarak yanıtlaması istenir.
ÖRN:sizce enflasyonun en önemli nedeni nedir?
2. Kapalı uçlu sorular:Bir soru sorulur ve seçenekler verilir. Bireyin bu
seçenekler içinden birini ya da birkaçını işaretlemesi beklenir.
ÖRN:Kaç yaşında evlendiniz?
( )17 yaş ve daha küçük
( )18-20
( )21-25
( )26-30
( )31 yaş ve daha büyük
3. Evet hayır şeklinde yanıtlanan sorular:anketlerde bazı sorular evet hayır
diye yanıtlanması gereken sorulardır.
4. Derecelendirilmeli sorular:anketlerde bazı sorularda derecelendirilmelidir.
ÖRN:öğretmenlerinizin size davranışlarından ne derece memnunsunuz?
( )oldukça memnunum
( )kısmen
( )memnun değilim
Anketler:
1. Gruplara uygulanabilir.
2. Bireylerle görüşülerek uygulanabilir.
3. Posta ile yollanarak uygulanabilir.
4. Telefon görüşmesi yaparak uygulanabilir.(Editör: Can,2002,s.156-158)
Anketlerde her şeyden önce ,cevaplama güvenliğini ve katılma oranını yüksek
tutmak için net ve yeterli bir açıklamaya gerek vardır. Anketin kapsadığı alan
ya da konu mutlaka sınırlı tutulmalıdır. Elde hazır bulunan bilgiler tekrar
tekrar sorularak ya da gereksiz sorulara yer vererek anketin hacmi
genişletilmemelidir. Ankette çok özel ve kişisel sorulardan kaçınmalıdır. (Kepçeoğlu,1996,s.143)
3-Envanter:Envanterler, bireyin kişilik,ilgi ve tutumlarıyla ilgili tipik
davranışlarını ölçen araçlardır.
Envanterlerin bazı genel ve ortak özellikleri vardır. Bunlar:
· Envanterler objektif olarak uygulanmakta ve puanlanabilmektedir.
· Envanterler ekonomiktir. Kısa sürede çok sayıda kişiye uygulanarak grupları
birbirleriyle karşılaştırma olanağı sağlamaktadır. Ancak okuma yazma
bilmeyenlere bireysel olarak uygulanması gerektiğinde soru sayısının çok olması
nedeniyle zaman alıcıdır.
· Güvenilirlilik katsayıları ve kapsam geçerlikleri oldukça yüksek ölçme
araçlarıdır.
· Envanterler bireyin belli niteliklerini ölçer,ancak ölçülen niteliğin
nedenleri hakkında bilgi vermez.
· Envanterlerde soruları yanıtlama biçimleri envanterin yapısına bağlı olarak
değişmektedir. Bazı envanterler “evet-hayır”, bazısı derecelendirmeli, bazısı
ise “en az-en çok tercih” edilen seçeneği işaretleme biçiminde düzenlenmiş
olabilir.
Envanterler kişilik, tutum ve ilgi envanteri olmak üzere üçe ayrılır.
İlgi envanterleri: Öğrencilerin kendi ilgilerine uygun bir ders, program,alan
veya meslek seçmelerinde onlara yardımcı olmaktır. Bunu da psikolojik
danışmanlar ve psikolojik danışmanların inisiyatifinde öğretmenlerin desteği ile
uygulanabilir.
4-Problem tarama listeleri: Problem tarama listeleri, bireyin gereksinimleri,
kişisel sorunları, sağlık, bedensel gelişim,benlik algısı,sosyal destek
sistemi,okul,öğretmenler,aile,gelecek,meslek seçme,insan ilişkileri gibi
konularda bireyin yaşamakta olduğu sorunlar hakkında bilgi toplayan ve
bireylerinin sorunlarının giderilmesi için yardım etmeyi amaçlayan bilgi toplama
araçlarıdır.
Bu envanterin amacı:Bireyin sahip olduğu önemli problemleri saptayarak bu
problemlerini çözmesi ,için öğrenciye yardım etmek ve böylece öğrencinin bir
bütün olarak gelişmesine, okula uyum sağlamasına ve akademik başarısının
yükselmesine katkıda bulunmaktır.
Problem tarama listeleri, o okulun özellikleri, öğrencilerin gereksinimlerini,
gelişim dönemlerini dikkate alarak hazırlanmalıdır. ÖRNEK: İlköğretim
öğrencileri için hazırlanacak problem tarama listesi yatılı lise öğrencileri
için hazırlanan problem tarama listesinden farklı olacaktır.
Problem tarama listelerinde problem cümleleri 30 ile 400 arasında değişir.
Yalnız 40-50’ den fazla soru sorulmamalıdır. Çünkü genelde öğrenciler çok sayıda
maddeyi okumaktan kaçınmakta ve rasgele işaretleme yapılmalıdır.
Problem tarama envanterlerini hazırlamak zor değildir. Psikolojik danışmanlar ve
öğretmenler problem tarama listeleri hazırlayabilir, uygulayabilirler.
Problem tarama listeleri hazırlanırken şu yol izlenebilir:
Problem tarama listesi uygulanacak gruba çeşitli problem alanlarıyla ilgili açık
uçlu sorular sorularak grubun problemleri hakkında kabaca bilgi toplanabilir.
Bu toplanan bilgiler, öğretmenler ile uzmanların gözlemleri birleştirilerek bir
geçici problem tarama listesi hazırlanır.
Geçici problem tarama listesi üzerinde her problem cümlesi gözden geçirilir.
Maddeler amca uygun bir biçimde yazıldıktan sonra bir de açıklama yazılarak bu
geçici form deneme uygulaması için hazır hale getirilir.
Problem tarama listesi geçici formunun deneme uygulaması, esas uygulama grubuna
benzer 30-40 kişilik küçük bir gruba uygulanır.
Deneme uygulamasından sonra problem tarama listesi üzerinde gerekli düzeltmeler
yapılarak esas form oluşturulur. Bu şekilde geliştirilmiş form hedef grup için
uygulanır.
Problem yarama listelerinin sonuçları öğrenciler, öğretmenler, yöneticiler ve
veliler ile paylaşılabilir. Ancak sonuçların paylaşılmasında çok dikkatli
olunmalıdır. Bir öğrencinin problemi öğrencinin rızası olmadan hiç kimse ile
paylaşılmamalıdır. Kişisel nitelikli problem konunda, rehber öğretmen sınıfa
girerek problem tarama listesinde bulunan problem cümlelerinden örnek verebilir
ve bu tür problemleri olan öğrencilerin problemlerinin çözümü amacıyla rehberlik
servisine başvurabilecekleri belirtilir. Grup için ortak ve yaygın olan
problemlerin neler olduğu ise her sınıfta uygun bir dille belirtilir. Bu
problemlerin grup rehberliği veya diğer rehberlik etkinlikleri çerçevesinde ele
alınarak çözülmesine çalışılacağı vurgulanabilir. Bu açıklamalarda belirtilen
bireysel ve grup rehberliği çalışmaları zaman geçirilmeden
başlatılmalıdır.(Editör:Can, 2002,s.161-163)
Problem tarama listeleri ile ilgili çeşitli açıklamaların ışığında, listeler tüm
bir okulun eğitim programının yeniden düzenlenmesinde;okul psikolojik danışma ve
rehberlik programının örgütlenmesinde ve geliştirilmesinde;bireylerin kendi
problemlerini daha iyi anlamalarını sağlamada;psikolojik danışmaya ihtiyaç
gösteren çok problemli öğrencilerin belirlenmesinde;psikolojik danışma sürecinin
etkinliğinin artırılmasında; öğrencilerin problemlerinin yaş,cinsiyet, sosyo-ekonomik
durum gibi değişkenler bakımından nasıl farklılaştığını incelemede kolaylıkla
kullanılabilmektedir.(Kepçeoğlu,1996,s.147)
5-Otobiyografi:Otobiyografi, bireyin geçmiş ve şimdiki yaşantısı ile geleceğe
ilişkin planlarını yazılı olarak anlatmasıdır. Otobiyografinin amacı:Bireyin
davranışlarının gerisinde yatan gereksinimleri,bastırılmış duyguları,tutumları
ortaya çıkarmak ve baskı altında tutulan duygu ve düşünceleri ifade ederek
bireyin rahatlamasını sağlamak;bireyi dolaylı olarak farklı yönleriyle
tanımaktır. Ayrıca otobiyografi bireye zayıf ve üstün yanlarını,başarı ve
başarısızlıklarını, insan ilişkilerini ve yaşantılarını anımsama fırsatı
vermektir.(Editör:Can,2002,s.164)
Bireylere otobiyografi yazdırılırken genellikle iki yol benimsenebilir:
bunlardan birisi olarak, bireyin kendisi hakkında her konuda istediği gibi
serbestçe yazması istenebilir. Buna kontrolsüz ya da sınırsız otobiyografi
denir. Bir başka yol ise, yazılacak konu ya da alt konuları sınırlamaktır. Bu
durumda bireyin sadece belirli bir konu etrafında, örneğin,aile özgeçmişi,
başkaları ile ilişkileri,ilgileri,geleceğe ilişkin kaygıları gibi konulardan
biri hakkında serbestçe yazması istenir. Buna kontrollü yada sınırlı
otobiyografi denir. Psikolojik danışma ve rehberlik uygulamalarında, yerine
göre, otobiyografi yazdırılacak konular serbest bırakılacağı gibi, bazen de
sınırlandırılabilir. Aslında,zaman zaman her iki yola da başvurmak gerekli
olabilir.(Kepçeoğlu,1996,s.156)
Otobiyografi diğer tekniklerle elde edilemeyen ve gerçekten elde edilmesine
gereksinim duyulan bilgileri elde etmek amacıyla yazdırılmalıdır. Elde edilen bu
bilgiler birey hakkındaki mevcut bilgilere ek bilgiler katacaksa otobiyografi
yazdırılmalıdır. Çünkü sık sık otobiyografi yazdırmak mümkün olmamaktadır.
İkincisi otobiyografi yazdırılmadan önce, elde edilen bilgilerin ne amaçla
kullanılacağı konusunda birey bilgilendirilmeli ve bu bilgilerin gizli kalacağı
konusunda güvence verilmelidir. Diğer bir önemli nokta ise, doğru bilgiler elde
edebilmek için bireyin güdülenmesidir.
Otobiyografi bireyi tanıma teknikleri içinde geçerliliği en düşük olan
tekniklerden biridir. Bu nedenle otobiyografiden elde edilen bilgiler,diğer
bireyi tanıma teknikleri aracılığı ile elde edilen bilgilerle
değerlendirilmelidir.(Editör: Can,2002,ss.164-165)
Otobiyografinin yararlı yanları:
1. Öğretmen, öğrencinin önemli duygularını ,tutumlarını,yaşantılarını
öğrenebilir.
2. Uygulama ve değerlendirilmesi görüşmeden daha az zaman alır.
3. Öğrenci,kendini ve yaşantılarını anlatırken içini boşaltır.
Otobiyografinin sakıncaları:
1.Elde edilen bilgiler, başka kaynaklardan elde edilenlerle denetlenmedikçe
rehberi yanıltabilir.
2.Yaş, zeka ve yazma yeteneği yazma tekniğini etkiler ve bu da rehberi yanlış
yargılara götürebilir.
3. Öğrenci-imgeleminin genişliği dolayısıyla gerçekleri değiştirebilir. (Binbaşoğlu,1986,s.95)
6-Psikodrama: Psikodrama, bireyin kendisi için kaygı ve üzüntü kaynağı olan bir
psikolojik problemini bir rol olarak alıp bir grup karşısında gerçek yaşamında
olduğu gibi oynayarak ortaya koymasıdır. Buna göre psikodrama tekniğinin
uygulanabilmesi için belirli bir ortamda bazı koşulların sağlanması gerekir.
Psikodramada bir yönetici danışman veya terapist ile grubu oluşturan danışanlar
ya da izleyiciler vardır. Danışanlardan biri kendi isteği ile grup karşısında
kendi problemi ile ilgili rolünü oynar. Rol oynanırken ortamda gerekli
düzenlemeler yapılır ve grubun bazı üyeleri oynanmakta olan rolün gerektirdiği
diğer rolleri alır;ancak,baş oyuncu problemini oynamak üzere ortaya çıkan
oyuncudur. Ortam tamamen özel olarak seçilmiş bir oda içinde duygusal ve
psikolojik ilişkilerin kurulmasına uygun bir terapi ortamıdır. Bu özelliklerden
dolayı, psikodrama devam eden bir grup terapisi veya bir grupla psikolojik
danışma süreci içinde, yerine göre zaman zaman başvurulacak bir tekniktir.
Psikodrama bireyin grup içinde problemlerini yaşantısal olarak oyunla sergileme
fırsatı vererek onun tüm duygularını ortaya koyması ve problemi hakkında daha
çok bilinçlenmesi sağlaması bakımından etkili bir terapi tekniğidir. Ancak, bu
sonuçların gerçekten ortaya çıkması için psikodramayı yöneten terapistin bu
konuda yeterli ve tecrübeli olması gerekir.
Psikodrama sürerken danışanın yani esas oyuncunun ortaya koyduğu davranışları ve
bu davranışlar arasındaki ilişkileri anlama ve gerektiğinde bir yönetici olarak
terapistin yapacağı girişimler, yorum ve yönlendirmeler çok önemlidir. Bunlar
ise psikodrama süresince terapistin çok uyanık ve etkin olmasını zorunlu kılar.
Psikodrama, oyun oynama bittikten sonra yorum ve tartışmalarla gruptaki diğer
üyelerin ve seyircilerin de katılmaları uygun olur. Bu şekilde gruptaki diğer
üyeler arasındaki psikolojik ilişkiler daha da ileri götürülerek psikodramanın
terapötik etkisi artırılabilir.(Kepçeoğlu,1996,ss.189-190)
7-Oyun: Oyun, çocuklar için kendini tanıma,kendini anlatma ,düşünme ve deşarj
olma aracıdır.Aynı zamanda oyun çocuğu tanımak için bir tekniktir. Çocuğun
gerginlik ve kaygılarını gidermede sağaltıcı bir işlev görür. Çocuk oyun
aracılığıyla dünyayı anlar,ilişkilerini, geçmişi ve geleceği kavrar. Bu nedenle
oyun bir öğrenme aracıdır ve evrensel bir dildir.
Çocuğun oyun ortamında oyuncaklarla ilişkisi, oyunda aldığı roller, benimsediği
davranış kalıpları, kurallara uyma düzeyi, grupla işbirliği yapma,kişisel
sorumluluk üstlenme,ilgisi becerileri, duygulanım düzeyi,liderlik özellikleri,
başkalarının özelliklerine saygılı olma,bencillik, paylaşımcılık gibi çok sayıda
niteliği gözlenerek çocuk hakkında bilgi elde edilebilir. Ayrıca oyun
aracılığıyla çocuğun sıkıntı ve sorunları ile davranış bozukluklarını anlamak ve
bu davranış problemlerini oyun aracılığıyla çözmek de mümkün olabilmektedir.
Oyun aracılığıyla çocuk çok çeşitli yönlerden kendini tanıma,üstün ve zayıf
yönlerini anlama, zayıf yönlerini geliştirme, kendini başkalarıyla kıyaslama ve
akranlarını tanıma fırsatını da yakalamaktadır. Çocuk yaşam için gerekli olan
davranış, bilgi, beceri ve alışkanlıklarının çoğunu, cinsiyet rollerini oyun
ortamında öğrenir. Oyun bir öğrenme ortamıdır. Böyle bir öğrenme ortamında çocuk
özgür ve yaratıcıdır. Potansiyellerini geliştirebilir. Çocuk bireysel oyundan
grupla oyun oynamaya geçince sosyalleşme süreci hızlanır ve çocuk akranlarıyla
birlikte bu doğal ortamda sosyalleşir. Bu nedenlerle oyun çocuğun yaşamının
ayrılmaz parçasıdır.(Editör: Can,2002,s.166)
Oyunların ruh sağlığına etkisi:Çoğu kez çocuğun oyun tercihlerine ve
davranışlarına bakarak temel ilgi alanlarını, kişisel tutum ve eğilimlerini
tanımak, ruhsal güçlüklerini ve davranış bozukluklarını teşhis etmek mümkün
olmaktadır. Psikologlar ve psikiyatrisiler, çocuk oyunlarının bu yansıtıcı
potansiyelinden yararlanmaktadırlar. Uzmanlar, çocukları oyun içinde gözleyerek
onların ruhsal problemlerini açıklayıcı ve yardım edici yöntemler
geliştirmişlerdir.(Özgüven,1998,s.205)
8-Arzu listesi:Daha çok okul öncesi eğitim düzeyinde ve ilköğretimde kullanılan
arzu listeleri aracılığıyla çocuk,doyurulmamış
gereksinimlerini,arzularını,gerginlik,sıkıntı ve sorunlarını,ifade edemediği
duygularını,güdü ve umutlarını ifade etme olanağı bulmaktadır. Uzmanlar ve
öğretmenler de bu yolla çocuğu çeşitli yönlerden tanıma fırsatı
yakalayabilmektedir.
Arzu listeleri çerçevesinde çocuklara sorulacak sorulardan
bir kaçı söyle sıralanabilir:
1-Bir dilek perisi çıkıp sizi üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?,
2-Bir uçan halıya binseydiniz nasıl bir yere gitmek isterdiniz?
3-Bir sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler
yapmak isterdiniz?
4-Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?
Bu sorulara yeni sorular da eklenebilir. Çocuklara zaman zaman buna benzer
sorular da bir veya birkaçı sorulara özgürce konuşmaları sağlanabilir. Bu
soruların hepsinin bir seferde sorulması veya bu soruların mutlaka sorulması
gerekmez,doğruda değildir. Öğretmenler veya uzmanlar çocukların da gelişim
dönemlerini, yaşlarını dikkate alarak uygun sorular sormalıdır. Örneğin, “Bir
sihirli güce sahip olsaydınız dış görünüşünüzde ne gibi değişiklikler yapmak
isterdiniz?”. “Tekrar dünyaya gelseydiniz nasıl bir kişi olmak isterdiniz?”
sorularını okul öncesi çocuğu yerine ergenlere sormak daha yerinde olur. “Bir
dilek perisi çıkıp size üç dileğinizi sorsa ona ne yanıt verirdiniz?”sorusu ise
okul öncesi ve ilköğretim öğrencilerine sorulabilir. Sorulara okul öncesi
öğrencileri sözlü,okuma yazma bilen erin veya ergenler ise yazılı olarak yanıt
verebilirler. Sorulara verdikleri yanıtlar aracılığı ile çocuğun doyurulmamış
gereksinimleri,arzuları,gerginlik,sıkıntı ve sorunları,ifade edemediği
duyguları, güdü ve umutları,özlem ve sıkıntıları, kişilik yapısı, sosyal destek
sistemi ve içinde yaşadığı koşul ve olanaklar ile algıları hakkında bilgi
toplanabilir. Bu teknik aracılığıyla çocuk kendini bazı yönlerden daha iyi
tanıyabilir, bir iç görü kazanabilir.(Editör: Can,2002,s.167)
GÖZLEMSEL TEKNİKLER
Bireyi tanıyandan sorma yada diğer bir ifadeyle gözlemsel yaklaşım içinde yer
alan teknikler olarak gözle, derecelendirme ölçekleri, vak’a kaydı, vak’a
incelemesi, sosyometri, kim bu, sosyo drama, teknikleri yer almaktadır.
Gözlem:
Bir kimsenin diğer bir kimse hakkında duyu organları ile bilgi edinme yolu veya
bireylerin değişik ortamlarda , çeşitli davranışları hakkında onları gözleme
yolu ile bilgi toplama tekniği olarak tanımlanır. Gözlem bilgi toplama aracıda
diyebiliriz.
Birkaç tür gözlem vardır. Bunlar;
Gelişi güzel gözlem: Bunda bilgiler neyin, nerede, nasıl, ne zaman gözleneceğine
ilişkin bir planın yapılmadığı , amacın saptanmadığı doğal bir ortamda
rastlantısal olarak elde edilir.
Örneğin:Okullarda öğretmenler, öğrencileri, öğrenciler diğer arkadaşları,
sevgililer birbirleri hakkında çok sayıda bilgiyi bu şekilde öğrenirler.
Sistemli gözlem: Neyin nerede, nasıl, ne zaman gözleneceğinin önceden
planlandığı, amacın saptandığı ve belli kurallara uyarak yapılan gözlemdir.
Gelişi güzel gözleme göre daha geçerli ve güvenlidir.
Örneğin: Öğrenciyi derste, laboratuarda, okul içi ve dışında, oyun ortamında
gözlemleyerek hakkında bilgi toplanır.
Katılımlı gözlem: Gözlemci, gözlenen birey veya grup ile aynı ortamda bulunur ve
onlarla birlikte aynı etkinliklere katılır.
Katılımsız gözlem: Gözlemci, gözlenen grup veya olayın dışında kalarak grubu
veya kişiyi dışardan objektif olarak gözler.
Gözlem sürecinde uyulması gereken bazı ilkeler:
Öncelikle kimin niçin, nerede, nasıl, ne kadar sürede gözleneceğine ilişkin bir
gözlem planı yapılmalıdır.
Gözlem yapılmadan önce gözlem sonuçlarının nasıl kaydedileceği ve bilgilerin
nasıl analiz edileceği kararlaştırılmış olmalıdır.
Belli bir zaman sürecinde yalnızca bir kişi gözlenmelidir.
Gözlem, amaca uygun olarak yeterli bir zaman süresince yapılmalıdır.
Örneğin , birey on beş gün boyunca gözlenmelidir.
Bireyin her seferde uzun süre gözlenmesi yerine kısa süreli ve farklı
aralıklarla gözlenmesi tercih edilmelidir.
Birey kontrollü ve doğal ortamlarda gözlenebilmelidir.
Birey bir bütün olarak gözlenmelidir, ancak bir kritik davranış gözlenecekse bu
davranış bireyin bütünlüğü içinde gözlenmelidir.
Gözlem sonuçları olduğu gibi yorum ve değerlendirmeye katılmadan
kaydedilmelidir.
Birey gözlendiğinin farkına varmamalıdır. Bu nedenle gözlem sonuçları gözlenenin
gözü önünde kaydedilmemelidir.
Araya zaman girince gözlemci bazı gözlemlerini unutabilir. Bu nedenle gözlem
sonuçları gözlemin arkasından hemen kaydedilmelidir.
Gözlemci gözlenen bireyin söyledikleriyle birlikte söylediklerine eşlik eden
duygu ve davranışlarına dikkat etmelidir.
Gözlemler, gözlemci hatalarını en aza indirme amacıyla eğer mümkünse birden çok
gözlemci tarafından yapılmalıdır.
Gözlemin ne zaman, hangi koşullarda ve durumda yapıldığı mutlaka
kaydedilmelidir. Gözlemlerin saptanmasında olay, koşullar, süreç ve sonuçlar
birlikte düşünülmelidir.
Gözlem tekniği ile elde edilen bilgiler, birey hakkındaki mevcut diğer
bilgilerle bir arada değerlendirilmelidir.
Birey hakkında elde edilen bilgiler, bireyi etiketlemek amacıyla değil; bireyin
bir sorununun çözümüne veya bütün olarak gelişmesine katkı amacıyla
kullanılmalıdır.
GÖZLEM TEKNİĞİNİN YARARLARI
Gözlem, bireyin doğal ortamda gözlenmesine dayandığı için diğer bireyi tanıma
teknikleri ile elde edilemeyen orijinal bilgilerin doğrudan elde edilmesine
olanak veren bir tekniktir.
Gözlem tekniği, bireyin sadece sözlerini değil bu sözlere eşlik eden davranış ve
beden dilini de gözlemeye ve böylece bireyin duygu ve düşünce davranışları
arasındaki çelişkileri anlamaya olanak sağlayan bir tekniktir.
Gözlem bireyin çeşitli gelişim dönemlerindeki bütün halinde gelişmesini
izleyerek gelişim özelliklerini karşılaştırmaya en uygun olan bir tekniktir.
Gözlem her yaştaki bireyi veya grubu incelemek amacıyla kullanılabilecek bir
tekniktir.
Gözlem tekniği kullanılması kolay, fazlaca araç gereç kullanılmayı gerektirmeyen
maddi bakımdan ekonomik olan bir tekniktir.
Gözlem tekniğini uygulamak için özel bir zaman ayırmak, öğrenciyi dersinden,
çalışanı işinden alıkoymak söz konusu değildir. Gözlenen bireyi ayrıca zamanı
alınmamaktadır. Bu nedenle okullarda ve iş yerlerinde kolaylıkla
uygulayabiliriz.
GÖZLEMSEL TEKNİKTE BAZI SINIRLILIKLAR
1- Gözlemsel tekniği gözlenen birey, durum veya olayın gözle görülebilen kulakla
duyulabilen söz, düşünce ve davranışları hakkında bilgi verir. Ancak bu
davranışların nedenleri hakkında bilgi vermez. Bu nedenle gözlem tekniği ile
elde edilen bilgilerin nedenlerini bir ölçüde yapabilmek gözlemin sürekli
yapılmasına bağlıdır.
2- Bir gözlemin nesnelliği ve bilimselliği gözlemcinin önyargılarına,
davranışlarına ve duygularını anlama ve algılama gücüne, duygusal kararlılığına,
olaylara bakış açısına ya da yaşam felsefesine, davranışlar arsındaki ilişki ve
çelişkileri kavrayabilme yeteneğine, gözlem tekniğini uygulama ve sonuçlarını
kaydetmedeki becerisine vb. bağlıdır. Öyleyse herkes gözlem yapabilir, ancak her
gözlem aynı derecede nesnel ve bilimsel değildir. Bu nedenle iyi gözlemcinin bu
alanda yetişmiş olması beklenir.
3- Okullarda öğretmenler öğrencilerini, yöneticiler diğer çalışanları ve
anne-babalar çocuklarını gözlemlemektedirler. Bunu önlemek mümkün değildir.
Ancak bireyi tanıma teknikleri konusunda eğitim almamış kimselerin nesnellikten
ve bilimsellikten uzak, yüzeysel gözlemlerin yapılması ve sonuçların
kaydedilmesi amacıyla kullanılan bazı araçlar geliştirilmiştir.
Bunların başında anekdotlar gözlem listeleri, özel kayıt çizelgeleri,
derecelendirme ölçekleri gelmektedir. Bireysel gözlemler yaparak bireyleri
gelişigüzel etiketledikleri gözlenmektedir.
Anekdot:
(Vak’a kaydı, olay kaydı) Anekdot, gözlem sonuçlarının kaydedilmesi amacıyla
geliştirilmiş özel bir formun adıdır.
Anekdot, uzman, öğretmen ve yöneticilerin zaman zaman tanık oldukları ve önemli
gördükleri iyi ve kusurlu olduğunu düşündükleri öğrenci davranışlarının sürekli
objektif ve ayrıntılı şekilde kaydedip saklanmaları tekniğidir.
Anekdotlar ayrı ayrı kartlar biçiminde hazırlanacağı gibi, taşınabilir defterler
biçiminde de olabilir. Birey hakkındaki anekdotlar sonradan özetlemek ve toplu
dosyalara aktarmak üzere bir zarf içine toplanacağı gibi her birey için anekdot
özetleme formu da geliştirilebilir.
Anekdotlarda, öğrenciye ilişkin tüm gözlemler kaydedilmez. Sıradan olmayan
tipik, dikkate değer davranışların kaydedilmesi gerekli ve önemlidir.
Bir anekdotta;
Gözlemcinin adı, soyadı ve unvanı,
Gözlenen öğrencinin adı, soyadı, numarası, sınıfı ve şubesi,
Olayın geçtiği yer ve zaman
Gözlenen olayın objektif olarak betimlenmesi
Gözlemcinin yorumu ve önerisi için ayrılmış kısımların bulunması,
Anekdotun amacı: Gözlem listeleri gözlenecek davranış ifadelerini içeren ve
gözlemlerin işaretlenme yolu ile kaydedilmesi için kullanılan araçlardır.
Özel kayıt çizelgeleri:
Öğrencilerin çeşitli alanlara ilişkin özelliklerinin sıralandığı ve bu
özelliklerden hangisinin çocukta olup olmadığını belirlemeye yarayan gözleme
dayalı araçlardır.
Örneğin: “Üstün zihin yeteneği” , “yaratıcı yeteneği” , “liderlik yeteneği” olan
veya öğrenme güçlüğü çeken çocukları belirlemek için kayıt çizelgeleri gerekir.
Derecelendirme ölçekleri: Gözlem sonuçlarını sayısal verilere dönüştürmeye
yarayan araçlardır.
Gözlemlerin kayıt edilmesi için kullanılan araçlardan biridir. Derecelendirme
ölçeği, bir bireyin belirli bir konuda çeşitli davranış özellikleri hakkında
sıralanmış açıklayıcı ifade ya da cümlelerin, bireyi tanıyan ve gözlemi yapan
kişi tarafından işaretlenmesi esasını alır. Derecelendirme ölçeği ele alınan her
özellikle ilgili ifadeleri tek tek belirli bir ölçek üzerinde derecelendirmeyi
esas aldığından tekniğin adı da bu yapıya uyarak derecelendirme ölçeği olarak
geliştirilmiştir ve genellikle dört tür ölçek kullanılmaktadır. Bunlar:
1- Sayısal Ölçekli
2- Betimsel Ölçekli
3- Karşılaştırmalı
4- Grafik Ölçekli
Vak’a incelemesi:
Vak’a incelemesi sorunu olan kişiyi bir bütün halinde derinlemesine inceleme
demektir. Vak’a incelemesinde test ve çeşitli test dışı teknikler kullanılarak
sorunu olan birey hakkında çok çeşitli bilgiler toplanmalı; amaç bireyin sorunun
nedenlerini ve uygun tedavi yöntemlerini saptamak, bireyin sorununu iyileştirici
önlemler almaktır.
Vak’a incelemesi bireyin öz geçmişini ve hayat hikayesini kapsadığı gibi bununda
ötesinde toplanan bilgilerin analiz ve yorumlarını, sorunların ya da
problemlerin giderilmesi için gerekli değerlendirmeleri, önlemleri ve önerileri
de kapsamalıdır.
Vak’a incelemesi özet olarak şu bilgileri içerir
1.Vak’anın adı soyadı, doğum yeri, ve doğum tarihi
2.Ana babasının sağ, ölü,öz ,üvey oluşu
3.Sorunun kısaca tanımı
4. Tıbbı ve psikolojik muayene
5.Geçirdiği hastalıklar ve ameliyatlar
6.Akademik başarısı, okul yaşantısı,öğretmenleri ve sınıf arkadaşları ile
ilişkisi, disiplin vak’aları
7.Aile tarihçesi, ailenin sosyo-ekonomik durumu, kardeş sayısı
8.Sosyal ilişkileri,okul dışı sosyal etkinlikleri, karşı cinsle ilişkileri,
polis kayıtları
9. Duyusal gelişimi
10. Geleceğe ilişkin beklentileri ve planları
11. Sorunla ilgili genel değerlendirme
12.Önerilen tedavi yolları ve alınacak önlemler
12. Önerilerin uygulanmasına ilişkin planlar
13.İncelemeyi yapan kişi, kurum ve tarih
Vaka incelemesini yapan kişi objektif, açık ve seçik olmak, kişisel yanlılıktan
kaçınmak, sayısal verilere dayanmak sayılarla desteklenmeyen gereksiz bilgi
vermekten, dayanıksız yorum ve genelleme yapmaktan sakınmak zorundadır. Vaka
incelemesi raporlarının ilgili diğer uzmanlarla birlikte ele alınması, hatta
gerekirse bu amaçla “vaka konferansı” toplantıları düzenlenmesi, böylece, birey
için alınacak psikolojik yardım önlemlerinin birlikte programlanması daha da
uygun olur.
Sosyometri
Sosyometri, bir grubu oluşturan bireylerin sosyal durumunu,birbirleri ile olan
ilişki biçimlerini, grup içindeki alt gruplar, kısaca grubun gerçek görünümü ve
gurup bütünlüğü hakkında objektif bilgi edinmek için en güvenilir teknik
gösterilir.(Çağlar,1977 s:17)
Sosyometri belirli bir zamanda bir grubun bütün üyeleri arasında mevcut tüm
sosyal ilişkileri ortaya koyması bakımında pratik ve kullanışlı bir yöntem
olmakla birlikte bu sosyal ilişkilerin arkasındaki nedenler değerler ve tutumlar
hakkında fazla bir ipucu vermez. Bu bakımdan Sosyometri daha ileri incelemeler
ve değerlendirmeler için bir başlangıç noktası olarak düşünülmelidir.
Sosyometri uygulamasından güvenilir sonuçlar alabilmek için uyulması gereken
kurallar:
Sosyometri sonuçları özel ve gizli tutulmalıdır. Sosyometri uygulamasında
uygulama sonuçlarının gizli tutulacağı hakkında tüm bireylere söz verilmeli ve
gerçekten bu söze kesinlikle uyulmalıdır.
Sosyometri uygulaması dostça bir hava içinde hiçbir zorlamaya dayanmadan
yapılmalıdır. Uygulama sınıfta ya da gurupta bir sınav ortamı oluşturulmamalı;
bireylerin seçimlerini ve tercihlerini kendiliğinden serbestçe yapabilmeleri
sağlanmalıdır.
Sosyometri uygulamasından önce sınıfta ya da guruptaki üyeler birbirlerini
yeterince tanımış olmalıdır.
Sosyometri uygulaması aynı sınıf ya da gurupta belirli aralıklarla
tekrarlanmalıdır. Çünkü zamanla üyeler arasındaki ilişkilerin yapısı ve biçimi
değişebilir.
Sosyometri uygulamasından elde edilen bilgiler bireylere verilecek psikolojik
danışma ve rehberlik hizmetlerinin programlanmasında dikkate alınmalı, bu
bilgiler uygun bir yaklaşım biçimleri içinde bireylerle paylaşılmalıdır.
Sosyometri uygulaması
yanıt kağıdına tarih, adınız ve soyadınızı açıkça yazınız.
Yazdığınız isimleri kimseye göstermeyiniz, kimseyle konuşmayınız.
Önce iyi düşününüz sonra yazınız, eğer cevap kağıdına yazabileceğiniz üç
arkadaşınızın ismi, yoksa iki, o da yoksa bir kişinin ismini yazınız, hiç kimse
yoksa kağıdı boş bırakınız
Arkadaşınızın adını ve soyadını yazarken tercihlerinizi derecelere göre yapınız.
İstediğiniz arkadaş, o gün sınıfta yoksa onun da adını yazınız.
Sosyometri uygulaması sonuçları gizli tutulacaktır.
Kimdir-Bu tekniği:
Bir sınıf yada grup içindeki sosyal ilişkileri ortaya çıkaran ortaya çıkaran
sosyometrik tekniklerden biridir. Kim bu tekniği grup içindeki bireyin kendi
kendini nasıl gördüğünü ve diğer üyelerle nasıl bir sosyal ilişkiler içinde
bulunduğunu ortaya çıkarır.
Kim bu tekniği uygulanırken bir dizi olumlu ve olumsuz davranışlar sıralanır.
Bireyin, her davranışı yanına grup içinde bu davranışa sahip olan arkadaşlarını
ve uyuyorsa kendini yazması istenir.
Davranışlar listesi kısa bir açıklama ile her davranışın yanına yeterli bir
boşluk bırakılarak teksir edilir ve gruba dağıtılır. Cevaplama için boş kağıt
dağıtılır, cevaplama yapılırken her davranışın yanına birden çok yazılabileceği
gibi, aynı kişi değişik davranışların yanına yeniden yazılabilir. Bu teknikte
olumlu ve olumsuz davranışlar listelenirken ifadeler düz cümle ya da bir soru
cümlesi olarak yazılabilir.
Kim-Bu tekniği uygulamasının sonuçlarını kolayca yorumlayabilmek için toplanan
bilgilerin tablolar halinde özetlenmesi ve bireyin kendini ve başkalarını hangi
davranışlarda kaç kez yazdığını sayısal olarak belirlenmesi gerekir. Tablolar
hazırlandıktan sonra sayısal değerlere bakılarak sonuçlar kolayca yorumlanıp
açıklanabilir.
Görüldüğü gibi Kim-Bu tekniği uygulaması sosyometri uygulaması ile paralellik
göstermektedir. Ancak; Kim-Bu tekniği bireyin grup içinde kendi kendin nasıl
algıladığı hakkında önemli ipuçları verirken, sosyometri grubun sosyal yapısını
daha açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Kimdir-Bu ? tekniği uygulanması örneği:
KİMDİR-BU?
“Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.”
Sevgili arkadaşlar;
Kimdir-Bu? Bulunduğunuz sınıf içinde nasıl tanındığınızı belirtmek amacıyla
hazırlanmış bir tekniktir. Aşağıda sınıf arkadaşınızı tanımlayan 24 özellik
sıralanmıştır. Her özelliği dikkatlice okuyunuz, her özellik sınıf
arkadaşlarınızdan kimin davranış özelliğine uygunsa o cümlenin altında bulunan
noktalı yere en fazla iki arkadaşınızın adı ve soyadını yazınız. O özellik sınıf
arkadaşınızdan hiç kimseye uygun değilse boş bırakınız. Lütfen yazdıklarınızı
gizli tutunuz ve kimseye göstermeyiniz.
KAYNAKLAR
- Bakırcıoğlu, Rasim. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Anı Yayıncılık, 2000.
- Can, Gürhan.( Editör ) Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Ankara, Pegem A
Yayıncılık, 2002.
- Kepçeoğlu, Muharrem. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Kadıoğlu Matbaa, 1992.
- Özgüven, İbrahim Ethem. Çağdaş Eğitimde Psikolojik Danışma ve Rehberlik,
Ankara, Pdrem Yayınları, 2001 (3. baskı, Bölüm 5)
- Tan, Hasan. Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Milli Eğitim Basımevi, 1992.
|
|
İlişkili Reklamlar |
|
|
|