![]() |
![]() |
Kaygı
Kaygı, yaşamımızın normal ve çoğunlukla da
olumlu bir parçasıdır. Orta-1’e giden bir çocuğun bir resmi tamamlamasını, fen
projesini yapmasını sağlayan ya da liseli bir öğrenciyi İngilizce sınavı için
fazladan yarım saat çalışmaya zorlayan kaygıdır.
Ancak fazla kaygı yaşamı olumsuz etkiler. Böyle bir durumda çocuğun akademik
gelişimi ve toplumsal gelişimi sekteye uğrar. Hatta bazen tamamen durur. Kaygı,
yarardan çok zarar vermeye başladığında ne yapacağınızı bilmek, insanı ileriye
götürebilecek ya da uçuruma itebilecek bu güçlü duyguyu sağlıklı bir şekilde
kontrol etmek size ve çocuğunuza faydalı olacaktır.
Hemen herkes kaygı terimi ve neler hissettiğini bilir. Çocukların kaygıyı
korkudan ayırt etmesi çok zordur. Ancak genellikle kaygı, gelecekteki olaylara
tasalanmak olarak kabul edilir. Korku ise tam tersine, yaşanan bir duruma (bir
hayvandan, sınıfın önünde konuşmak gibi durumlarda) gösterilen tepkidir. Kaygı
uzun süreli bir duygu olabilir; örneğin çocuk, notlrı ve arkadaş sayısı ne
olursa olsun okuldaki durumu hakkında kaygılıysa, iyi bir öğrenci olup olmadığı,
öğretmeni ve arkadaşları tarafından sevilip sevilmediği hakkında daima
belirsizlik yaşabilir. Kaygı sadece belirli durumlarda da (örneğin sınavlarda)
ortaya çıkabilir.
Sonucunu kestiremediğimiz durumlarda kaygılı olmak normaldir. Beynimize
“tehlike için hazır ol” mesajı veren kaygıdır. Farklı insanlar aynı duruma
farklı yoğunlukta tepki verebilir.
Kim olursanız olun ya da aileniz nasıl yaşarsa yaşasın, eğer kaygı çocuğunuzu
okulda temel bir işi yerine getirmekten alıkoyuyorsa, gereğinden fazla demektir.
Bu, bazı çocuklar için yapacakları ve herkesin kendilerine güleceği korkusuyla
parmak kaldırmalarını engelleyecek güçte bir kaygı olabilir. Bu yetişkine
önemsiz şeyler gibi gelebilir; ama bir çocuğun küçük bir olay için duyduğu kaygı
tüm gününü kaplarsa, bu durumla ilgilenme zamanı gelmiş demektir.
Ayrıca ilköğretim çağındaki bir çocukta şunlara da rastlanabilir:
q Sık sık okula gitmeyip evde kalmak istiyorsa
q Uyumakta güçlük çekme ve ana babasının yanında kalmasını isteme
q Sınav sırasında veya okul piyesinde nasıl görüneceği gibi henüz gerçekleşmemiş
olaylar hakkında aşırı bir endişe.
q Ödev teslim tarihini aşırı sorun yapma
q Ödevlerin kalitesi hakkında sürekli kaygı duyma
q İnsanların içine çıktığında ana babasının yanından ayrılmama
Bir çocuğun aşırı kaygılı olmasının bir çok nedeni vardır.
q Ana babanın beklentilerinin çocuk için ulaşılamaz olması
q Arkadaşları tarafından reddedilme
q Yeni bir arkadaş grubuna girme
q Yargılanma korkusunun yerleşmesine yol açan sürekli eleştiri
q Kendileri de kaygılı olan ve farkında olmadan çocuklarına da öğreten ana
babalar
NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?
Kaygılı bir çocuğa yardımcı olmanın en önemli ve etkili yollarından biri çocuğun
söylediklerini gerçekten dinlemek ve anlamaktır. Aktif dinleme tekniği bu konuda
yardımcı olabilir. Bu tekniği kullanırken şunları yapmalısınız:
q Çocuğunuzu onu kaygılandıran şey hakkında açıkça konuşmaya teşvik edin.
q Konuşmasını asla bölmeyin, asla onun adına konuşmayın.
q Söylediği veya hissettiği şeyler hakkında açıkça konuşmaya teşvik edin.
q Asla “Bu şekilde hissetmemelisin” diyerek duygularını düzeltmeye çalışmayın.
q Ara sıra başınızı sallayarak ve sessizce dinleyerek, söylediklerini
anladığınızı ve saygı duyduğunuzu gösterin.
Söylediklerini sakin bir şekilde dinleyip, hayatta birçok problemin
olabileceğini ancak bunlarla başetmek için uğraşmak gerektiğini vurgulamanız,
kaygının üstesinden gelmek için başlangıç noktası olabilir.
Ayrıca sizi kaygılandıran sorunlarla nasıl başa çıktığınızı ona
anlatabilirsiniz. Çaresizlik, kaygının temel etmenlerinin biridir ve en zor
problemlerin bile çözümü olduğunu bilmek bu çaresizlik duygusunu yok etmek için
iyi bir adım olabilir.
q Hayal gücünü olumlu bir şekilde kullanmayı öğretin. Çocuklar kaygı yaratan bir
durumla karşılaşınca, sakin ve hoş bir anıyı hayal ederek gevşemeyi çabucak
öğrenebilir.
q Kendisiyle olumlu bir şekilde konuşmayı öğretin. Hepimiz kendi kendimizle
konuşuruz ve bu konuşma çoğu zaman olumsuz olur. Eğer çocuk kendi kendine
“Matematikte hiçbir zaman Ali gibi olamayacağım” ya da “Her zaman en düşük notu
ben alırım” gibi şeyler söylüyorsa, kaygı hissetmesi çok doğaldır. Kendi kendine
“Yapabileceğimin en iyisini yapacağım ve önemli olan da bu” gibi olumlu şeyler
söylemesi için yüreklendirin.
q En çok kaygılandığı konuları size açması için teşvik edin. Bu kaygıları
inceleyerek çözüm yollarını birlikte araştırın.
Son olarak, fiziksel yakınlığın etkisini sakın küçümsemeyin. Kimi çocuklar için
konuşmanın bir adım ötesinde, sarılma ve kucaklamalarla yanında olduğunuzu
hissettirmeniz oldukça güven vericidir. Bu, birinci sınıfa giden bir çocuktan
liseli gençlere kadar geçerlidir. Liseli çocuğunuz dizinize oturmak için çok
büyük olsa da, kanepe yanına oturup sarılmanızı engelleyecek kadar küçük
değildir.
|
|