PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD si
2800 Adet Civarında (Yaklaşık 20 Bin sayfa); psikoloji psikiyatri ve özel eğitim içerikli dokümandan oluşan eşsiz bir arşiv çalışması Binlerce dokümanı tek CD de topladık. Ayrıştırılmış konu indeksi, Karma ve Alfabetik, Konular, Konu içerikli Klasörler, İçerik bağlantılı Alt dosyalar, Kolay kullanılma imkanı.
CD ye sahip olmak ve ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZJEAN PİAGET
|
|
Öğrenmenin
gizini keşfetti İnsanin öğrenme sürecinin ve çocuklara özgü, sevimli
ancak mantığa aykırıymış gibi görünen kavramların ardındaki giz
perdesini araladı.
Felsefe ve ruhbilimin öncülerinden sayılan İsviçreli bilim adamı Jean
Piaget meslek yaşamının büyük bir bölümünü çocukları dinleyip,
gözleyerek ve dünyanın her kösesinden bilim adamlarının aynı konuda
hazırladıkları bilimsel yayınları inceleyerek geçirdi. Piaget sonuçta;
çocukların, yetişkinlerden çok farklı düşündüklerini ortaya koydu.
Kendilerini ancak dile getirebilen binlerce çocukla yaptığı
görüşmelerden sonra, Piaget söz konusu yaş grubunun dışa vurdukları
şirin, ancak mantığa aykırıymış gibi gelen görüşlerinin ardında
kendilerine özgü bir düzen ve mantığı olan düşünce süreçlerinin
yatabileceği sonucuna vardı. Einstein bunu, "yalnızca bir dahinin akıl
erdirebileceği basitlikte bir buluş" olarak nitelendirdi. Piaget'nin
ortaya attığı görüş, zekânın özünde yatan işlevlere yeni bir pencere
açtı.
KATKILARI
10 yaşında yayımladığı ilk bilimsel raporundan 84 yasında ölümüne dek
uzanan, yaklaşık 75 yıllık yoğun bir araştırma süreci sonunda Piaget
gelişimsel ruhbilim, bilişsel kuram ve genetik bilgi kuramı
(epistemoloji) adı verilen birçok yeni bilim dalının gelişmesine katkıda
bulundu.
Eğitim konusunda “düzeltici biri” sayılmasa da, Piaget günümüzde eğitime
yeni bir çehre getirilmesini hedefleyen eylemlerin temelini oluşturan
çocuk düşünce biçimini su yüzüne çıkarttı. Çağdaş insan bilimcilerinin
ortaya attıkları "soylu yabanıllar" ve "yamyamlar" türü öykülere
kıyasla, Piaget çok farklı bir görüş ortaya attı. Bu açıdan ele
alındığında, Piaget'nin çocukların düşünce biçimini ilk kez ciddiye alan
bir bilim adamı olduğu söylenebilir. Çocuklara aynı ilgiyle yaklaşan
Amerikalı John Dewey, İtalyan Maria Montessori ve Brezilyalı Paulo
Freire gibi bilim adamları okullarda hemen bir değişime gidilmesi
yönünde çok daha yoğun bir çaba harcamalarına karsın Piaget'nin eğitime
katkısı çok daha etkili oldu.
Jean Piaget'nin çocukların bilgiyle doldurulacak boş çuvallar olmayıp
bilginin etkin yapıcıları oldukları, sürekli olarak kendilerine özgü
kuramlar yaratıp bunları sınadıkları yönündeki görüşü kuşaklar boyunca
eğitimciler tarafından saygıyla karşılandı. Freud ya da B. F. Skinner
denli ünlü olmasa da, ruhbilime katkısı uzun ömürlü oldu. Bilgisayarlar
ve Internet çocuklara giderek çok daha geniş kapsamlı sayısal dünyalara
ulaşma olanağı tanırken, Piaget'nin öne sürdüğü görüşler çok daha
belirgin bir önem kazandı.
DAHİ ÇOCUK
Piaget İsviçre’nin Fransız kesimindeki, şarap ve saatleriyle tanınan
Neuchatel bölgesinde yetişti. (1896-1980) Babası ortaçağ bilimleri
profesörü, annesi ise katı bir Kalvinist idi. Küçük yasta doğa
bilimleriyle yakından ilgilenen dahi bir çocuktu. 10 yaşındayken
gerçekleştirdiği gözlemler yalnızca üniversite kitaplarında açıklamaları
bulunabilecek türde çalışmalardı. Kitaplık görevlisinin kendisine bir
çocukmuş gibi davranmasına son vermek amacıyla albino serçelerin görüş
gücü üzerine kısa bir not yayımladı ve amacına ulaştı. Doktorasını
hayvan bilim konusunda yapan Piaget, herhangi bir şeyi kavramanın tek
yolunun o şeyin nasıl evirildiğinin anlaşılması olduğunu savunan
görüşünü ortaya attı.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra Piaget ruhbilimle ilgilenmeye başladı.
Zürich’e giderek Carl Gustav Jung & apos;un derslerine katıldı, ardından
Paris'e giderek mantık ve ruhsal bozukluklar konusunda eğitim görmeye
başladı. Alfred Binet 'nin çocuk ruhbilimi laboratuarında Theodore Simon
ile birlikte çalışan Piaget aynı yaştaki Paris’li çocukların
doğru-yanlış seçenekli zekâ testlerinde benzer yanlışlar yaptıklarının
ayırdına vardı. Onların uslama sürecinden son derece etkilenen bilim
adamı çocuğun kafa yapısının özüne inilerek insanın öğrenme sürecinin su
yüzüne çıkartılabileceğini öne sürdü. Bu arada İsviçre’li bilim
adamları, çocukları oynarken inceden inceye gözleyip kullandıkları
sözcükleri ve sergiledikleri davranış biçemlerini kaydetmeye başladılar.
RÜZGÂR NASIL OLUSUR?
En tanınmış deneylerinden birinde Piaget çocuklara "Rüzgâr nasıl oluşur"
diye soruyor ve karşılıklı konuşma söyle sürüyordu:
Piaget: Rüzgâr nasıl oluşur?
Julia : Ağaçlar.
Piaget : Nereden biliyorsun?
Julia : Onları kollarını sallarken gördüm,
Piaget : Bu nasıl rüzgâr oluşturuyor?
Julia : (Elini yüzünün önünde sallayarak) İste böyle. Ama onların
kolları daha uzun. Hem daha çok ağaç var.
Piaget : Okyanuslardaki rüzgâr nasıl oluşuyor?
Julia : Karadan oraya esiyor. Yok,yok. Dalgalardan...
Piaget, erişkin ölçütlerine aykırı olmakla birlikte, Julia'nin
görüşlerinin "yanlış da sayılamayacağını", bunların oldukça mantıklı ve
çocuğun bilgi edinme sürecine uygun olduğunu gördü. Çocuğun bilgisini
sınarken "doğru" ya da "yanlış" biçiminde bir ayrıma gidilmesi olayın
tam olarak kavranamaması ve çocuğa yeterince saygı gösterilmemesi
demekti. Piaget'nin amacı, rüzgarla ilgili sohbetten yola çıkarak,
çocukların sözel bir açıklama getirmede erişkinler denli becerikli
olamadıklarında başvurdukları yöntemlerle ilgili bir kuram oluşturmaktı.
ÇOCUĞA NASIL DAVRANMALI?
Kendisi bir eğitimci değildi ve böylesi durumlarda nasıl bir tavır
takınılması gerektiği yönünde asla kurallar koyma yoluna gitmedi.
Gelgelelim, çalışmaları büyüklerin çocuğun davranışlarını hemen düzeltme
yoluna gitmelerinin son derece yanlış olabileceğini, onlara kendi
kuramlarını oluşturma olanağını tanımanın çok daha yararlı olduğunu
ortaya koyuyor. Piaget bu görüşünü belirtirken, "Çocuklar yalnızca kendi
keşfettikleri şeyleri gerçek anlamda kavrayabilirler. Onlara bir şeyleri
şipşak öğretmeye kalkıştığımızda, bu şeyleri kendilerinin yeniden
keşfetmelerini engellemiş oluruz." demiştir.
Piaget'in izinden gidenler çocukların, nesnelerin gözden yittiklerinde
yok oldukları, ayla güneşin insanı sürekli izlediği, büyük şeylerin
yüzdüğü ve küçüklerin dibe çöktüğü türünde ilkel fizik yasalarına son
suz bir hoşgörüyle yaklaşırlar. Einstein, kendi geliştirdiği görecelik
kuramının mantığa aykırı gelmesinden olsa gerek, özellikle de Piaget'nin
yedi yaşındaki çocukların daha hızlı gitmenin daha çok zaman aldığı
konusunda diretmeleri yönündeki görüsünden çok etkilendi.
Hemen hemen her eğitimci Piaget'nin çocuğun gelişimiyle ilgili olarak
öne sürdüğü dört aşamayı ezbere bilse de, onun çok daha önemli
görüşleri, belki de eğitimciler tarafından "çok ağdalı" bulunduğu için,
pek iyi bilinmez.
BİLGİ KURAMI
Piaget asla kendisini bir çocuk ruhbilimcisi olarak görmedi. Onun asıl
ilgi alanı, Piaget bu konuya el atıp onu bir bilime dönüştürünceye dek,
tıpkı fizik gibi felsefenin bir dalı olarak ele alınan bilgi kuramı idi.
Piaget, bilgiye ulaşmanın birden çok yolu olduğunu ve bunların yargılama
yoluna gidilmeden bir bilim adamının titizliğiyle incelendiğini öne
süren, bir tür göreli bilgi kuramını oluşturdu. Piaget'den bu yana söz
konusu alanın sınırları kadınlara özgü düşünce biçimleri, Afromerkezli
düşünce biçimleri, dahası bilgisayara özgü düşünce biçimleri gibi
konularla daha da genişledi. Gerçekten de, yapay zekâ ve zekânın bilgi
işlem modeli Piaget'ye sanıldığından çok daha fazla şey borçludur.
Piaget'nin geliştirdiği kuramın özünde, çocukların bilgiye ulaşma
yöntemlerinin derinliklerine inilmesinin genelde bilginin nasıl oluşup
geliştiğine ışık tutacağı görüşü yatmaktadır. Bu görüşün gerçekten de
bilginin daha iyi kavranmasına neden olup olmadığı ise, Piaget ile
ilgili her şey gibi, tartışmalı bir konudur.
Son on yıldır Piaget'nin görüşlerine bilginin beynin içsel bir öğesi
olduğu yönünde bir görüşle karşı çıkılıyor. İncelikli deneyler yeni
doğan bebeklerin Piaget'nin çocukların oluşturduklarına inandığı
bilgilerin bir bölümüne doğuştan sahip olduklarını ortaya koyuyor. Ne
var ki, bilişsel kuram alanında Piaget'nin günümüzde de dev konumunu
koruduğuna inananlar için, bebeğin doğuşta sahip olduğu bilgi ile
erişkinlerin sahip olduğu bilgi arasındaki fark öylesine büyüktür ki,
yeni buluşlar bu açığı kapatmak söyle dursun, olaya daha da gizemli bir
boyut kazandırmaktadır.
PİAGET’İN GELİŞİM MODELLERİ:
1.Duyusal-motor dönem ( sıfır-iki yaş arası):
Bu dönemde bebek, farkındalığın hiç olmadığı bir dönemden yakın
çevresindeki duyusal motor eylemleri gerçekleştirebilme yetisine sahip,
nispeten uygun bir düzene geçer. Bu, pratik bir düzendir ve çevresel
fenomenlerin sembolik kullanılışlarından çok, onlara basit algısal ve
motor uyumları gerektirir. Duyusal-motor dönemin sonlarına doğru
sembolizasyona doğru aşamalı bir geçiş görülür. Doğumdan birinci aya
kadar reflekslerin yeterliliğine ihtiyaç vardır. Bu dönemde dahi,
piaget’nin dile getirdiği bebeğin pasif değil aktif bir varlık olarak
kendisinin dönüşlü eylemi başlatmasıdır.
Duyusal motor dönemin ikinci aşaması birinci aydan dördüncü aya kadar
olan bölümdür. Bu dönemde birincil sirküler tepkiler ortaya çıkar.
Bunlar bebeğin bedeni bunlar odağı bedeni olan ve düşünce olmadan,
gerçekleşen uyum yerleşene kadar tekrar edilen sirküler eylemlerdir. Bu
eylemler amaçsızdır. Birincil sirküler eylemlere sürekli başparmağı emme
yada battaniyeyi parmaklarının arasına alıp oynama gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin üçüncü dönemi dört ve sekizinci ayları kapsar ve
daimi bir istemliliğin artışıyla kendisini gösterir. Önemli nokta
ikincil sirküler tepkilerin gelişmesidir. Bu dönemdeki tepkiler
öncelikle vücudu odak almaktan çok çevreyi tanımaya ve nesneleri
kullanmasını gerektirir. Bu nedenle ikincil tepkiler olarak
adlandırılırlar. Bu dönemdeki eylemlerde sirküler olarak tanımlanırlar
çünkü; birbiri ardına tekrar edilen eylemlerdir. Örnek olarak
karyolasının üzerinde asılı oyuncağı hareket ettirmek için devamlı
kollarını sallayan bir bebek gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin dördüncü aşaması sekizinci ve on ikinci ayları
kapsar. İkincil tepkilerin eşgüdümünü gerektirir. Araçlar ve sonuçlar
net bir şekilde ayırt edilir. İlk kez amaca yönelik hareket eder ve
basit sorunları çözmeye başlar. Daha önceleri eylemin ayrık olan
şemaları (belli bir sorunu çözmek için kullanılan genel yanıt ), bu
aşamada ben ve ben olmayan ayrılmaya başlar. Nesne devamlılığı
kazanılır. Bebek görüş alanından çıkmış bir nesneyi izlerse, nesnenin
kendi eylemlerinden ayrı bile olsa hala nesnel bir varlığının olduğunu
fark etmeye başlar.
Nesne devamlılığı dördüncü aşamada tamamen çözümlenemez. Bu dönemde
nesnenin hareketleri bir parça karmaşık olursa zorluk çeker. Duyusal
motor dönemin beşinci aşaması olan on iki-on sekizinci aylar arasında
bebek şu gerçeğin farkına varır. Bir nesne uzamsal olarak yer değiştirse
de hala devamlılığını koruyabilir. Böylelikle nesnenin değişmezliği daha
iyi saptanmaktadır. Artık süreklilik bebeğin nesneyi tek belirli bir
yerde bulmadaki eski başarısından ayrı şeydir. Beşinci aşamanın bir
diğer yönü üçüncü sirküler tepkilerin gelişimidir. Bu tepkiler yeni
nesneleri ve olayları tanımada yani bir başka deyişle yeniliği merak
etme, üçüncü sirküler tepkinin karakteristiğidir.aktif deneme yanılma
yoluyla bebek hedefe ulaşmanın yeni yollarını bulur. Oysa bu davranışlar
dördüncü aşamada daha bir basmakalıptır. Bebek, yeni değişimle, bu
değişimin nesneyi ya da onu edinme yeteneğinin nasıl etkileyeceğiyle
ilgilenir.
Altıncı aşama iki yaşa kadar olan aşamadır. Bu dönem açık eylemden
örtülü soyut betimlemeye geçişle tanımlanır. Çocuk yakın çevresinde
bulunmayan nesneleri betimlemek için soyut sembollerden
yararlanabilmektedir. Amaçlı faaliyet için mevcut deneyimin
sınırlandırılması azaltılır.
Çocuk birkaç sembolik şekil aracılığıyla o an mevcut olmayan modeli
betimleyebilme yetisine sahiptir. Bu dönemde soyut betimleme ve icadın
ortaya çıkmasıyla çocuk belirli bir davranışı gerçekten eyleme
dönüştürmeden önce eylem ya da durumları simgelerle ifade
edebilmektedir. Duyusal motor dönemin bu son aşamasında nesne
devamlılığı kavramı daha açık bir biçimde yerleşmektedir. Artık çocuk
uzamsal olarak yeri değiştirilmiş nesneyi en son saklandığı yerde değil,
en son gözden kaybolduğu yerde arayacaktır.
2- işlem Öncesi Dönem : ( iki –yedi yaş arası)
kavram öncesi aşama iki yaşından dört yaşına kadar olan dönemi tanımlar
ve işlem öncesi dönemin iki alt döneminden biridir. Bu aşamada çocuk dil
yeteneklerini ve sembol oluşturma becerisini geliştirir. Belirteçleri (
nesnel durum, objelerin yerine geçen kelime ve imgeler) anlamlardan ( bu
kelime ve imgelerin ima ettiği algılanamayan durumlar-olaylar ) ayırt
etmeye başlar. Bu dönemde bebek şu gerçeğin farkına varır. Bir nesne
uzamsal olarak yer değiştirse de hala kendi devamlılığını koruyabilir.
Sembolik işlevin ortaya çıkması, çocuğu yakın çevrede fiziksel nedenlere
göre davranmaktan bağımsız kılar. Sembolik işlev çocuğun geçmiş
deneyimini şimdiki durumlara uygulamasına olanak tanır. Bu düzeyin bir
diğer temel özelliği modellemenin gittikçe daha az belirgin olması ve
artan biçimde içselleşmesidir. Oyun esnasında hayal gücü ortaya çıkar.
Çocuk nesnelere, kendileri dışındaki olguların sembolleriymişçesine
davranma yetisi geliştirir. ( süpürgeyi at olarak kullanabilir.) bu
düzeyde çocuk gittikçe artan bir biçimde dış dünya ve kendi eylemlerinin
soyut betimlemelerini denemeye başlar. Fakat düşünce olgun düşünceden
oldukça farklıdır. Örneğin Piaget tarafından “suncretism” olarak
tanımlanan birbirinden farklı şeylerin aynı kümelerde toplanması (
mutfaktaki tencere, bisküvi, paspas vb. bir gruptur) gibi, kavram öncesi
düşünce aynı zamanda ben merkezcidir. Çocuk sadece kendi bakış açısıyla
düşünür ve kendini diğer bir kişinin yerine koyma yetisine sahip
değildir. Yani kendisini eleştiremez. Kavram öncesi düşünce aynı
zamanda, odaklaşma eğilimindedir. Bir sorunun çok yönlü boyutu asla ele
alınamaz. Tekil özellikler çok boyutlu, bütünleşmiş bir modelle, bir
araya getirilemez.
Sezgisel aşama, işlem öncesi iki alt bölümün yaklaşık dört yaşından
sekiz yaşına kadar olan ikinci aşamasıdır. Bu somut işlemler düzeyine
hazırlık dönemidir. Bu dönemde, önceki dönemde olduğundan daha karmaşık
düşünceler ve imgeler oluşturulur ve çocuk devamlı kavramsallaştırma
yeteneğini geliştirir. Temel bir sınıf ve sınıf oluşturma içerme kavramı
yerleşir. Fakat; mantıksal ya da ilişkisel nedenlere bağlı değil algısal
benzerliğe dayanmaktadır. Örneğin çocuk deniz yıldızını türe dayalı
karşılaştırma ve sınıflandırma yerine kaya ya da taş benzeri nesnelere
olan benzerliğinden dolayı onu bir çeşit taş olarak sınıflandırabilir.
Bu dönemin bir başka özelliğide düşüncenin tersine çevrilememesidir.
Yani tek yönlüdür.
Bu dönemdeki bir çocuğa aynı miktarda su; önce biraz dar ve sonrada
biraz geniş olan bir kaba boşaltılıp çocuğa hangisinde daha fazla su
olduğu sorulursa çocuk dar ve uzun olan kabı gösterecektir. Burada
algısal olarak bir boyutuna odaklaşan çocuk iki yada fazla boyut
arasında düzen sağlama yetisinden yoksundur.
Sezgisel aşamada çocuklar korunumu kavrayamayabilirler. Çünkü nicelik ya
da miktar gibi soyut kavramları tanımlama yetenekleri de sorunun algısal
nitelikleriyle sınırlıdır. İşlem öncesi dönemdeki çocuk asıl durumu
eskisi haline getirecek işlemden haberdar değildir.
3- Somut işlemler Dönemi : ( yedi ile on bir
yaşları arası)
Bu dönemde çocuklar mantıksal düşünüşün temellerini atarlar. Bir önceki
dönemle arasında hayli fark vardır. Somut işlem dönemindeki çocuk algıya
dayalı değişimlere rağmen niceliğin değişmeden kaldığı fikrini kavrar.
Yine bu dönemde işlemleri ters olarak düşünebilir. Artık aynı hacimdeki
ince uzun kapla geniş kap arasında hacim olarak fark olmadığını bilir.
Bir önceki dönemle ayıran bir başka özellikte ayırt edilen sınıf ve
sınıfsal içerme kavramının çocuk tarafından geliştirilmekte olmasıdır.
Parça bütün ilişkiside aynı anda düşünme yeteneğinin gelişmesiyle
paralel gelişim gösterir.
Diğer farklar ise; ilişkisel terimleri kullanma yeteneği gelişir işlem
öncesi dönemdeki çocuk ilişkisel ifadelere nesnelerin mutlak nitelikleri
olarak bakar. ( daha koyu yada daha geniş gibi ), yine bu dönemdeki
çocuk nesneleri ağırlık, büyüklük veya niceliksel başka özelliklere göre
sıralama yeteneği vardır. Piaget bu kavramsal yeteneğe “serileme”
demiştir. Son olarakta somut işlemler dönemindeki çocuk bir dizi eylemin
soyut betimlemesinden de faydalanabilmektedir.
Somut işlemler somut fenomenlere genelde yakın zamanda meydana gelen
durumlara göre yapılanır ve düzenlenirler. İhtimali göz önüne alma veya
gelecekteki olaylara yada durumlara değinme daha çok faaliyet alanıyla
kısıtlanmıştır.
4- Soyut İşlemler Dönemi : ( on bir ile on beş yaş
arası)
bu dönemin en genel niteliği gerçeğin tüm olasılıklar dizisinden sadece
bir tanesi olduğunu kavrayıştır. Gençlik çağlarındaki uslamlama
tümdengelimsel hipotezdir.
Bu dönemdeki düşünce her şeyin ötesinde önerme niteliği taşır. Yani genç
birey karşılaştığı ham bilgileri düzenlenmiş ifadelerde veya önermelerde
kullanır ve sonra onlar arasında bağlar geliştirir. Aynı zamanda da ara
önerme özelliği taşır. Yani, ham bilgiden şekillenen önermeler
arasındaki mantıksal ilişkileri gerektirir. Piaget bunları ikinci düzen
işlemler olarak ifade eder. Soyut işlem düzeyindeki birey belirli bir
sorunu çözmek için kombinasyonal analiz kullanabilmektedir.
Kombinasyonel analizlerden ve basitleştirici kurallardan faydalanma
yeteneği matematiksel düşüncenin alt yapısını biçimlendirir ve üst
matematiksel uslamlamanın kavranması için kesin bir ön adımdır.
Bu dönemde düşünce mekanizmaları ile zihnin meşgul edilmesi soyut işlem
dönemindeki bilişsel işleyişin başlıca özelliği olarak görülmektedir.
-----------------------------
Gönderen: Didem Çelikkaya
Kaynak: http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocukruh/piaget.htm
Eserleri:
:: Yapısalcılık
|
|
![]() |
![]() |