![]() |
İnsan Tabiatını Tanıma
Önsöz ve Girişlerden sonra 1. Kitap kısmında
yazar, insan davranışı ana temasını işliyor. 1. Kitap'ın kısaca alt başlıkları
şöyle:
* Ruh
* Ruhsal Hayatın Sosyal görünüşleri
* Çocuk ve Toplum
* İçerisinde yaşadığımız Dünya
* Aşağılık Duygusu ve Kendini Kabul ettirme çabası
* Hayata Hazırlanma
* Cinsiyet
* Çocuğun Aile çevresi içerisindeki yeri
2. Kitap, karakter Bilimi başlığıyla karşımıza çıkıyor. Alt başlıkları
* Genel Düşünceler
* Saldırgan Karakterin Özellikleri
* Saldırgan olmayan Karakter Özellikleri
* Karakterin Başka görünüşleri
* Duygular ve Heyecanlar
Kitabımızın sonunda "Eğitim konusunda genel düşünceler" adlı bir ek kısım da
vardır.
Şimdi kısaca kitabın bu başlıklar altında nelerden bahsettiğini görelim.
I. KİTAP: İNSAN DAVRANIŞI
A) RUH:
1) Ruhsal Hayatın Kavramı ve Öncülü: Ruhun serbest bir şekilde hareket edebilme
ile tabii bir ilişkisi vardır.
2) Ruhsal Organların Fonksiyonu: Ruhsal Hayat, saldırgan etkinliklerle güvenliğe
ulaşmak için yapılan etkinliklerden oluşan karmaşık bir bütündür; en son amacı
da insan organizmasının varlığını sürdürmesini sağlamak ve ona güvenlik
içerisinde gelişebilmek imkanını vermektir. Hayattaki her türlü kötülüğün
kaynağı olarak birtakım kusur veya yetersizliklerin görülmemesi gerekir.
3) Ruhsal Hayatta Belli bir gayenin var oluşu: İnsanın ruhsal hayatı, gayesi ile
belirlenmiştir. İnsanın bütün etkinlikleri her zaman için var olan belli bir
gayeye doğru yönelmedikçe, etkinliklerini belirleyen, değiştiren ve
sürekliliğini sağlayan bir gaye bulunmadıkça, hiçbir insanın düşünmesi, istemesi
ve hayal kurması mümkün değildir. Bir ruhsal gelişmeyi ancak her zaman için var
olan bir gayeyi göz önünde tutacak olursak anlayabiliriz. İnsanların
hareketlerine yön veren gaye, çevrenin çocuk üzerindeki etkileri ve çocukta
uyandırmış olduğu izlenimlerle belirlenmiştir.
B- RUHSAL HAYATIN SOSYAL GÖRÜNÜŞLERİ:
1) Mutlak gerçek: Bir insanın ne şekilde düşündüğünü bilebilmek için o insanın
başka insanlarla olan ilişkilerini incelememiz gerekir.
Hiç durmaksızın ortaya çıkan problemleri çözme sorunluluğu insan ruhunun
etkinliğine yön verdiği için, insan ruhu özgür bir kuvvet olarak hareket edemez.
2) Topluluk hayatına duyulan ihtiyaç: İnsan varlığının sürekli olarak yaşamasını
en iyi sağlayan şey, topluluk hayatıdır.
3) Güvenlik ve çevreye uyma: İnsan ruhunun gelişmesinde konuşmanın son derece
büyük bir değeri vardır.
4) Sosyal Duygu: Bir insanı ölçmemize yarayacak kriterler, o insanın genellikle
insanlık için taşınmış olduğu değerle belirlenmiştir.
C- ÇOCUK VE TOPLUM
Toplum bizden, ruhumuzun gelişmesini de etkileyene bir takım yükümlülükleri
yerine getirmemizi ister.
1- Küçük çocuğun durumu: Toplumun yardımına muhtaç olan her çocuk, hem ona bir
şeyler veren, hem de ondan bir şeyler alan, bir yandan çevreye uymasını
bekleyen, öbür yandan yaşama iç tepkisini tatmin eden bir dünya ile karşı
karşıyadır. Tiplerin oluşumu hayatın ilk döneminde başlar.
2) Güçlüklerin etkisi: Ruhunun gelişmesi sırasında çocuğun karşılaşmış olduğu
engeller, genellikle sosyal duygusunu bozmakta ya da sosyal duygunun gelişmesini
durdurmaktadırlar.
Aşırı bir sevgi gösterilerek yürütülen bir eğitim de, hiçbir sevginin
bulunmadığı bir eğitim kadar zararlıdır.
3) Sosyal bir varlık olarak insan: İhsanı anlayabilme onu komple çevresiyle
değerlendirme ile başarır.
D- İÇERİSİNDE YAŞADIĞIMIZ DÜNYA:
1) Dünyamızın yapısı: İnsanı çevreye en çok yaklaştıran duyu organı gözdür.
2) Dünya görüşünün değişmesi ile ilgili unsurlar: Bir insanın bireyselliği neyi
ve nasıl algılamış olduğuna bağlıdır. Bu algılar bellekte muhafaza edilir ve
ruhun gelişmesinde, hayal gücünün artmasında etkilidir. Hayal gücünde bir algı,
o algıyı oluşturan obje olmaksızın yeniden meydana getirilir.
3) Hayal Kurma: Hayal kurma, insan organizmasının hareketliliğine bağlıdır.
Hayal kurmanın derecesi ya da hayal gücünün kapsamı konusunda kural olmak
4) Rüyalar: Bir insanın karakteri rüyalarda kolayca anlaşılır.
5) Kendini Başkasının Yerine Koyabilme ve Özdeşleşme: Kendini başkasının yerine
koyabilme yeteneği, bir insanın başka bir insanla konuşması sırasında ortaya
çıkar. Bir kimse ile özdeşleşmemiz mümkün olmazsa, o kimseyi anlamamız
imkansızdır.
6- İpnotizma ve Telkin: Sosyal duygunun etkisi altında, insanın kendi
çevresinden etkilenmeyi bir dereceye kadar istemiş olduğunu görüyoruz.
Etkilenmeye hazır olma derecesi, etki yapan kimsenin etkilemeye çalıştığı
kişinin haklarını ne derece göz önünde tuttuğuna bağlıdır. Zarar verilen bir
insan üzerinde devamlı bir etkide bulunmak imkansızdır. Bir insan ancak kendi
haklarının gözetildiğini hissettiği zaman en iyi şekilde etkilenir.
E- AŞAĞILIK DUYGUSU VE KENDİNİ KABUL ETTİRME ÇABASI
1- İlk Çocukluk Yılları: Dünyaya bir takım organik kusurlar ve yetersizliklerle
gelen çocukların, küçük yaşlardan beri, çoğu zaman sosyal duygularının
engellenmesine yol açan bir durumla karşılaştıkları görülmüştür.
2- Aşağılık Duygusunun Giderilmesi: Çocukluk güçlü olmak için gös-terdikleri
çabayı açıkça dile getirmezler, onu sevgi perdesi altında gizlerler. Çocuk,
aşağılık duygusunu giderme çabası içerisinde yalnızca güç ve kuvvet dengesini
yeniden kurmaya çalışmakla yetinmemekte, aynı zamanda aşırı bir telafi
mekanizmasına başvurmaya, bu yüzden dengeyi bozacak şekilde öbür uca doğru
gitmeye çalışır.
Herhangi bir beden kusuru ya da hoşa gitmeyen bir karakter özelliği olan bir
kimseyi ayıplamadan yaklaşarak problemini çözmeliyiz.
3) Hayat Grafiği ve Dünya Görüşü: İnsanlar, çocukken hayata karşı takınmış
oldukları tavırları değiştirmezler. Bununla birlikte, bu tavır daha sonraki
hayatta ilk çocukluk günlerindekinden farklı bir biçimde ifade edilir.
F- HAYATA HAZIRLANMA:
Bireysel Psikolojinin en temel ilkelerinden biri, her türlü ruhsal olayın,
belirli bir gaye için yapılan bir hazırlık olduğudur.
1. Oyun: Çocuğun hayatında, gelecek için yapılan hazırlığı çok açık bir şekilde
gösteren önemli bir olay vardır. Oyun.
Oyun ruhla sıkı sıkıya ilgilidir. Hatta bir çeşit meslek gibidir. Oyunda
çocukların bütün özellikleri ortaya çıkar.
2- Dikkat ve Oyalanma: Dikkat, ruhun ayırt edici niteliklerinden biridir ve
insanın başarılarında birinci derecede rol oynar. Yorgunluk ve hastalık dikkati
olumsuz etkilerler. Dikkatin uyanmasındaki en önemli etken, dünyaya gerçekten
derin bir ilgi duymaktır. İrade gücünün ve enerjinin bulunmayışı da dikkati bir
nokta üzerinde toplayamama yeteneksizliğe benzer.
3- Suçluluğa götüren ihmal ve unutkanlık: Sosyal duygu yeterince gelişmediği
zaman insanın başkalarına gereken ilgiyi göstermesi ceza tehdidi altında bile
son derece güç olmaktadır.
4- Bilinçdışı alan: Bazı ruhsal yetenekler bilinç alanı dışında gelişir. Dikkati
uyaran bazı şeyler bilincimizin değil ilgilerimizin olanına girer, ilgilerimiz
ise genellikle bilinçdışı alanda yer alırlar. İnsanlar, farkında olmaksızın,
kendi içlerinde hiç durmadan faaliyet gösteren birtakım güçler geliştirirler. Bu
güçler, onların bilinçdışı alanlarında gizlenir, hayatlarını etkiler ve ışığa
çıkarılmadıkları zaman bazen acı sonuçlara yol açarlar.
5- Rüyalar: Bir insanın rüyalarında o insanın karakteri ile ilgili sonuçlar
çıkarabilmek için, bu sonuçların bireyin başka ayırt edici nitelikleriyle
desteklenmesi ve rüyalarla ilgili yorumumuzu bunlarla doğrulamamız gerekir.
Rüya, bir insanın hayat problemlerinden birine çözüm yolu aradığını gösterir ve
bu problemleri ne şekilde de ele aldığını da gösterir.
6- Yetenek: Bir insanı değerlendirme o insanın yeteneklerini ölçebilme göz
önünde bulundurulur. Bununla birlikte "ölçü" olarak yetenek testleri pek
güvenilir değillerdir.
G- CİNSİYET
1- Cinsiyet Ayımı ve İşbölümü: Her insan belli bir zamanda ya da belli bir yerde
toplum hayatına katkıda bulunmak zorundadır. Bir insanın yetenekleri, o insanın
toplumun üretim sistemi içerisindeki yerini belirlemektedir. Bununla beraber
insanların iki cins halinde yaratılmış olması da toplumdaki işbölümünü
yönlendiren unsurlardan biridir.
2- Bugün Kültürü İçerisinde Erkeğin Egemen Durumu: Toplumumuz-daki işbölümünü,
bütün uygarlığımızı belirleyen özel kalıplar içerisinde şekillenmesine yol
açmıştır. Bunun sonucunda, bugünün kültürü içerisinde erkeğin önemi geniş ölçüde
artmıştır. Böylece erkeğe toplumda haksız bir üstünlük verilmiştir.
3- Kadınlık Rolünden Kaçma: Erkek olmanın sağladığı elverişli durumların apaçık
oluşu, kadınların ruhsal gelişmesinde ciddi bozukluklar yaratmakta, bunun sonucu
olarak da kadınlık rolü evrensel diyebileceğimiz bir tatminsizlik duygusuna yol
açmaktadır.
4- Cinsler Arasındaki Gerginlik: Uygarlığımızın hataları sonucu değişik
önyargılar meydana gelmiş ve bunu telafi edebilecek eğitim sisteminin de
olmayışı dolayısıyla erkek ve kadın arasında güvensizlik ve samimiyetsizlik
olmuştur.
5- Reform Denemeleri: Cinsler arasındaki ilişkileri daha iyi bir hale getirmek
için yapılmış olan değişikliklerin en önemlisi kız ve erkek çocukların birlikte
eğitimidir.
H- ÇOCUĞUN AİLE ÇEVRESİ İÇERİSİNDEKİ YERİ
Bir insan hakkında kesin yargı verilmeden önce onun hangi şartları içerisinde
yetişmiş olduğunun bilinmesi gerekir. Bir insanın kendisi nasıl yorumladığı da
önemli bir meseledir.
Boş gururuna kapılmış bir kişiyi eğitirken ona birinci olmanın en üstün olmanın
önemli olmadığını telkin etmek gerekir.
En büyük çocuklar genellikle güçlü olmaya büyük değer verirler. Güçlü olmak için
gösterilen çabanın dünyaya ikinci olarak gelen çocuk için de özel bir anlamı
vardır.
Hatalı bir biçimde gelişmiş ve yanlış bir yol tutmuş olan insanlara karşı
sempati duyarak yaklaşmalıyız. Hatanın kaynağını bilmemiz, durumu
düzeltebilmemiz için bu tür yaklaşım, bize etkili araç sağlayacaktır.
2. KİTAP: KARAKTER BİLİMİ
A) GENEL DÜŞÜNCELER
1- Karakterin Kaynağı ve Özel Niteliği: Karakter ruhsal bir tavırdır, bir
insanın içerisinde yaşadığı çevreye yaklaşımının özelliğini ve ayırt edici
niteliğini oluşturmaktadır; bir insanın önemli bir kişi olmak için göstermiş
olduğu çabaların o insanın sosyal duygusun yönünde gelişmesini mümkün kılan
davranış kalıbıdır. Karakter özellikleri katılımla geçen veya doğuştan var olan
şeyler değildir.
2- Karakterin Gelişmesi basımından Sosyal Duygunun önemi: Güçlü olma çabasının
yanında, sosyal duygu da karakterin gelişmesinde önemli rol oynar. Sosyal duygu,
hem aşağılık duygusundan hemde bu duyguyu telafi etme amacını güden güçlü olma
çabasından etkilenmektedir. Bireyin sosyal duygusunun gelişme derecesi, evrensel
olarak geçerli olan insani değerlerin biricik kriteridir. Sosyal duygunun
derecesi, bir insanın her türlü faaliyetlerinde kendini göstermektedir.
3- Karakter Gelişmesinin Yönü: Bir kişilikte dikkati çeken karakter özellikleri,
o insanın ruhsal gelişmesinin çocukluktan beri almış olduğu yöne uygun
olmalıdır. Karakterin dümdüz bir çizgi üzerinde gelişmesinde her türlü engel
tehlikelidir. Toplumun gereklerine uyabilmenin ilk şartı rahat bir sosyal
hayattır. Zorla itaat etmek ancak görünüşte itaat etmek demektir.
Toplumda iyimserleri tavır ve hareketlerinden hemen tanımak mümkün-dür. Ürkek
değildirler; açık ve serbest bir şekilde konuşurlar; ne çok alçak gönüllüdürler,
ne de kendilerini engellemiş ve tutuk hissederler. Kötümserler ise büsbütün
farklı bir tiptirler. En büyük eğitim sorunları bu gibi kimselerde karşımıza
çıkar. Saldıran insanlar, cesur olukları zaman, kendi yeteneklerini olanca
şiddeti ile dünyaya kanıtlayabilmek için cesaretli çılgınca bir cüret haline
getirirler. Kendilerine güvenmeyenler ise kesinlikle başkalarına da güvenmezler.
4- Mizaç ve İç Salgı Bezlerinin Salgıları: "Mizaç" denildiği zaman ne
anlaşıldığını bilmek güçtür. Mizaçları "sıcakkanlı," "öfkeli", "hüzünlü" ve
"soğukkanlı olarak dörde ayırabiliriz.
Sıcakkanlı tipe, hayattan tat aldığını açığa vuran, olayları çok fazla ciddiye
almayan, olaylara çeşitli görüş açılarından bakma yeteneğini yitirmeksizin mutlu
şeylerden zevk duyan insanlar girmektedir.
Öfkeli tipten olan bir insanın güçlü olmak için göstermiş olduğu çaba o kadar
kuvvetlidir ki her zaman gücünü kanıtlamak zorunda bulunduğunu hissettiği için
daha sert ve şiddetli hareketlerde bulunmaktadır.
Hüzünlü tip, güçlükleri yenebileceğine ve ilerleyebileceğine hiçbir zaman
inanmayan, yeni bir riske girmeyen, bir gayeye doğru ilerleyecek yerde
hareketsiz kalmayı tercih eden, kararsızlığı açıkça belli olan nevrotik kişidir.
Soğukkanlı tipten olan bir insan ise, genellikle hayata yabancıdır. Hayatta
edinmiş olduğu deneylerden gereken sonuçları çıkarmayı başaramaz.
Şu da vardır ki sınırları kesin olarak belirlenmiş mizaçlara seyrek olarak
rastlanmaktadır. Bu tipler ve mizaçlar değişmez de değillerdir.
Mizaçlar, iç salgı bezlerinin yaptığı salgılara bağlı şeylerdir. Tıp bilimindeki
en yeni gelişmelerden biri, iç salgı bezlerinin önemi üzerinden durulması
olmuştur.
B- SALDIRGAN KARAKTER ÖZELLİKLERİ
1-Boş-gurur ve Harislik: Kendini başkalarına kabul ettirmek için gösterilen
çaba, en yüksek noktasına ulaşır ulaşmaz, ruhsal hayatta büyük bir gerginlik
oluşturur. Her insan kendini belli bir dereceye kadar boş-gurur kaptırmış
olabilir. Fakat bunu açığa vurmamalıdır. Boş-gurur çok geçmeden toplum
içerisinde gereken şekilde davranmamasına yol açar. Bu insanlar başkalarını hiç
mi hiç önemsemezler. Başkalarına egemen olmaktan hoşlanan boş-gururlu insanlar,
başkalarını kendine bağlayabilmek için önce onları elde etmeye çalışırlar. Bu
yüzden, bir insanın ideal davranışı belli bir dereceyi aştığı zaman insancıllığı
ve insan sevgisi göze batacak kadar fazla olduğu zaman güvensizlik duyabilir.
2- Kıskançlık: Kıskançlık, başkalarına güvenmeme ve onlara pusu kurma,
başkalarını eleştiren bir tavır takınma ve sürekli bir ihmal edilmiş olma
korkusu duyma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Kıskançlığın bir şekli kendi
kendine yiyip bitirme başka bir şekli ise şiddetli bir inatçılık olarak
görülmektedir.
3- Haset: Güçlü olma ve başkalarına egemen olma çabasının bulunduğu yerde, haset
gibi bir karakter özelliği de karşımıza çıkar. Bir insanla o insanın görülmemiş
derecede yüksek olan gayesi arasındaki uçurum, aşağılık kompleksi şeklinde
görünür.
4- Cimrilik: Genellikle bir insanın başkasına zevk vermemesi, topluma ve başka
insanlara karşı takındığı tavırda cimri davranması gibi belirtilerle ortaya
çıkar.
5- Kin: Düşmanca bir tavır takınmış olan insanların ayır edici bir niteliği
olarak karşımıza çıkar.
C- SALDIRGAN OLMAYAN KARAKTER ÖZELLİKLERİ
İnsanlığa açıkça düşman olmamakla birlikte düşmanca bir tavrın yol açtığı
toplumdan kendini soyutlama ve yalnızlık izlenimi edinmemize sebep olan karakter
özellikleridir. İnsanlardan kaçma, Endişe, Yüreksizlik ve baskı altına alınmayan
içgüdüler bu özelliklerdendir.
D- KARAKTERİN BAŞKA GÖRÜNÜŞLERİ
Bunlarda neşeli olma, düşünme ve konuşma biçimleri, olgunlaşmamış olma,
ukalalık, boyun eğme, başkalarına söz geçirme ve dindarlık gibi karakter
özellikleridir.
E- DUYGULAR VE HEYECANLAR:
Duygular ve heyecanlar sıkı sıkıya kişiliğin özüne bağlı olduğu için tek tek
insanların özel nitelikleri değildirler. Her insanda az çok karşımıza çıkarlar.
Bunlar insanları birbirinden uzaklaştıran ve birbirine yakınlaştıran duygular
olarak ikiye ayrılabilir. Öfke, keder, tiksinme, korku ve endişe insanları
birbirinden uzaklaştırırken; sevinç, sempati gibi duygular da insanları
yakınlaştırır.
SONUÇ:
"İnsan tabiatını tanıma" kitabı Freud'un karşısında bir tez niteliğinde ve
kişilerin karakterlerine, olaylara karşı sergilediği realist ve orijinal
tavrıyla, kitapta geçen çoğu konu hakkında verdiği örnekler ve sunduğu toplumsal
kesitlerle sıkılmadan okunabilecek, hatta okunması gereken ve kütüphanemizde
bulunması gereken bir kitap.
|
|
İlişkili Reklamlar |
|
|
|