![]() |
![]() |
Erken Boşalma
Erkekte erken bosalma sürekli olarak ya da yineleyici biçimde , çok az bir cinsel uyarilma ile ve kişinin istemesinden önce kadın cinsel organı vajinaya girme öncesi, girer girmez ya da hemen sonra boşalmanın olması olarak tanımlanır. Ancak bir doktor erken bosalma tanısı koyarken yas, cinsel es ya da durumun yeni olması ve son zamanlardaki cinsel etkinliğin sıklığı gibi uyarilma evresinin süresini etkileyen faktörleri göz önünde bulundurmalıdır. Mas ters ve Johnsun 1970'lerde erken boşalmayı, bir çiftin cinsel birleşmelerinin en az % 50'sinde, erkeğin boşalmayı kadının orgazma ulaşmasına kadar yetecek kadar erteleyememesi olarak tanımlamışlardır. Onlara göre, cinsel zevke önem vermeyen kadınlarla, hayat kadınlarıyla veya yakalanma korkusu olan bir ortamda kız arkadaşlarla yaşanan erken cinsel deneyimler, düşük fizyolojik uyarilma eşiğinde boşalmanın öğrenilmesine ve koşullanma yoluyla sürdürülmesine neden olur. Amerikalı terapist H.S.Kaplanma göre erken bosalma vajinal girişten boşalmaya kadar geçen zaman , giriş çıkış şayisi veya boşalmadan önce kadının orgazm olup olmaması gibi terimlerle tanımlanamaz. Önemli olan süre değil, "bosalma refleksi" üzerinde İSTEMLİ DENETİMİN olmamasıdır. Yüksek uyarilma düzeylerinin bosalma ortaya çıkmadan sürdürülebilmesi ise "bosalma denetimi" Nis gösterir. DSİ III(PSIKIYATRIK TANI KİTABI) bu anlayışla boşalmanın, erkeğin isteğinden önce ortaya çıkmasını, erken bosalma için tanımlama ölçüsü olarak kabul eder. Erken bosalma 25 yıldır tartışılmaktadır.
Cinsel birleşmelerin olumlu ve doyurucu sonu orgazmla biter. Aşk
oyunları ile başlayan birleşmelere hazırlık dönemi, cinsel birleşmeyle
olgunluğa, doruğa erişir ve eşler için istenilen sonuç sağlanır.
Birlikte orgazm her şeyden önce eşlerin birbirlerini tanımaları, cinsel
olgunluk ile olabilir. Bu konuda erkeğin rolü büyüktür. Erkek yapısı
gereği daha çabuk orgazm olur. Kadının duygulanma koşulları değişik
etkenlere bağlıdır. Şu ya da bundan karşılıklı orgazm olamamak, eşler
arasında cinsel soğukluk, özellikle kadında sinirsel gerginlikler
yaratır. Cinsel doyumdan sonra erkeğin isteği birden söner. Kadında ise
zevk yavaş yavaş düşer. Ayrıca cinsel birliğin sonunda, kadının nasıl
bir ruhsal durumda olduğunu düşünmek gerekir. Cinsel birleşmeden sonra,
kadının kendisini bir zevk aracı gibi düşünmesine olanak verilmemelidir.
Erkek, davranışları ile onu yüceltmeli, sevgi ve ilgisini bir süre daha
sürdürmelidir. Birçok kadının şikayetleri arasında, erkeğin kendini
düşünmesi, cinsel doygunluktan sonra arkasını dönüp uyuması gibi
sorunlar vardır.
Bazı erkeklerde ise, bu durumun tam tersini görmekteyiz. Böyle erkekler, öncelikle eşlerini de doyurma çabasına düşerler, kendilerini ikinci plana alırlar. Bu davranış süreklilik kazanırsa, erkek her keresinde kendi refleksini kıracağından, bu tür koşullanmaya bağlı bazı şikayetlerle karşılanabilir. Cinsel birleşmelerin kişiden kişiye değişen yapısı ise birer koşullanmanın ürünüdürler. Erkek kendini tutmayı öğrenirken, kadın da erkeğine karşı içtenlikle ve istekle dönük olmalı, tüm sorumluluğu ona yüklememelidir.Bazı erkekler, gebelikten korunmak için meniyi vajinaya bırakmaz. Bu da birlikte orgazmı engelleyebilir.
"Sürekli ya da uzun süre doyuma ulaşamayan kadın, eşini aldatabilir"
yargısı yanlıştır. Çok kişi tatmin olmayan kadının eşini
aldatabileceğini sanır. Bu kadınlar giderek eşlerine karşı soğukluk
duyabilirler. Ancak aldatma mekanizması daha karışıktır. Bu eylemin
altında başka şeyler yatar. Örneğin: Kadın, kendini yüceltmek ya da
eşinin kaba davranışlarını protesto etmek ve ekonomik vb. nedenlerden bu
yola başvurabilir.
Aldatmada, cinsel doyumun fizik yönünden çok, kadının ruhsal durumunun,
eşinin kendisine karşı davranışlarının rolü vardır. Erkek, eşi ile
severek ve kişiliğine değer vererek ilgilenmelidir. Bu ilgi, kadının tüm
davranışlarına ortak olma biçiminde aşırılık kazanırsa, bu kez ters bir
etkiyle kadını sıkar. Kadın, eşinde görmek istediği erkek kişiliğini
bulamamanın ezikliğini duyar. Bu da tehlikeli ilgilere yol açabilir.
Tüm yaşamı boyunca, bir kez bile orgazm olmamış, cinsel birleşmeleri gereksiz bir görev, bir yükmüş gibi benimseyen kadınların sayısı da az değildir. Cinsel yaşamdan payına düşeni alamamış böyle kadınlar, kişiliklerini başka yönlerde yüceltmeye çalışırlar. Örneğin, çocuklara çok düşkün, geçimsiz, karamsar vb. olurlar.Doyumsuzluk, genellikle ruhsal alanda yıkım yapar. Bu durum kişinin yaşamı ve yakınları yönünden oldukça önemli bir kondur. Kişinin ruh sağlığı, kişilerin ruh sağlıkları ile bir uyum içinde geliştiğinde, cinsel doyumdan yoksun olanlar, işyerlerinde, sosyal ilişkilerinde, aile çevrelerinde rahat olamamaktadırlar ve iş verimleri düşmektedir. Örneğin; o gün anlayışlı ve keyifli olan bir amir için daire arkadaşları: "Dün akşam iyiydi galiba" gibilerinden yorumda bulunurlar. Bu gibi yorumlarda genellikle gerçek payı vardır.İnsan çok yönlü sosyal bir varlıktır. Tüm yaşamı cinsel olaylarla sınırlı kalmış değildir. Ama kişi yaşamında, cinsel olayların da rolü oldukça büyüktür.
|
|