|
Randevu İletişim bilgileri 0 212 416 35 29Tercüman Sitesi A-2 Blok Daire No: 6 Cevizlibağ / İstanbul |
ENGELLENMEYLE NASIL BAŞA ÇIKABİLİRSİNİZ
Engellenme, amacına ulaşmamış, önlenmiş güdülerin ortaya çıkardığı heyecan
halidir. Değişik şiddet derecelerinde her gün engellenme duygusunu yaşarız. Bu
gün engellenmeyle nasıl
başa çıkabileceğimizi göreceğiz.
Engellenme konusunda başa çıkma yollarını iki temel grupta toplayabiliriz.
1-Bilinçli ve planlanmış başa çıkma yolları,
2-Bilinçsiz ve planlanmamış başa çıkma yolları.
İlk gruptaki davranışlar düşünülerek belirli bir program çerçevesinde
hazırlanmıştır ve birey hangi davranışı ne amaçla yaptığının farkındadır. İkinci
gruptaki davranışlar ise planlanmamıştır ve kendiliğinden ortaya çıkan
tepkilerden oluşur. Birey bu davranışıyla engellenme duygusu arasındaki
ilişkinin çoğu kez bilincinde değildir. Aşağıda her grup davranışı ayrı ayrı
inceleyeceğiz. Günlük yaşamda birey, her iki türden başaçıkma davranışını da
aynı anda gösterebilir.
Bilinçli Başa Çıkma Yolları
Engellenme duygusunun kaynağı ya çevredir ya da bireyin kendisidir. Engellenme
duygusu bireyin içinde bulunduğu sosyal yada fiziksel çevreden kaynaklanıyorsa,
onunla başa çıkmak için atılacak adımlar, bireyin kendi özelliklerinden
kaynaklanan engellenme duygusuyla başa çıkmak için atılacak adımlardan farklı
olur .Belirli bir engellenme duygusu aynı zamanda hem ortamın koşullarından, hem
de bireyin kişisel özelliklerinden kaynaklanabilir. Aşağıda her iki tür
kaynaktan gelen engellenme duygusuyla başa çıkmada kullanılan güvenli
girişkenlik yaklaşımını gözden geçireceğiz.
1-Hangi güdünün engellendiğini anlayın,
2-İstediğimizi gerçekleştirmemize neyin engel olduğunu anlayın,
3-Uygulamaya dönük durum değerlendirmesi yapın,
4-Uygulamaya dönük bir plan yaparak adım adım planınızı gerçekleştirin.
Engellenme duygusuyla nasıl başa çıkabileceğimiz konusuyla ilgili olarak
yukarıdaki adımları böylece gözden geçirdikten sonra, şimdi bazı genellemeler
yapalım.
1-Engellenme duygusuyla başa çıkmak için sizin faal olmanız gerekir. Engellenme
duygusunun etkisi altında son derece kızgın ve bozuk bir ruh hali içinde hiçbir
şey yapmamak, size bir çözüm getirmez. Engellenme duygusuyla pasif olarak
ilgilenirsek,(engellenme duygumuzla mücadele etmezsek): karamsar bir dünya
görüşünü dile getiren şarkılar, türküler dinleyerek, yaşamın adil olmadığını
düşünerek, kendimizi olumsuz alışkanlıklara daha çok kaptırarak kendimize daha
çok zarar veririz.
2-Engellenme duygusuyla başaçıkmada , çevreden kaynaklanan engelleri olduğu
kadar kişinin kendisinden kaynaklanan engelleri de göz önüne almak zorundayız.
Kişinin çevresindeki kişi ve olaylar, o kişinin belirli tür düşünce ve
tutumlardan dolayı engel durumuna girebilir. Bu nedenle, kişinin kendisindeki
özelliğin farkında olması, onun çevresindeki engellerle başa çıkmasında yararlı
olur.
3-Kendisinin ve çevresinin bilincinde olan kişi başa çıkamayacağı türden
engellenme duygusunun ortaya çıkmasını büyük ölçüde önleyebilir. Kendini ve
çevresini tanıyan kişi, arzu ve isteklerini gerçekçi bir anlamda
değerlendirebilir, ortama ve kendine uygun olmayan veya gücünün yetmeyeceği
durumlara kendini sokmaz. Böylece engellenme ortaya çıkmadan önlenmiş olur.
Güvenli Girişkenlik Eğitimi (Atılganlık Eğitimi)
Engellenmenin iki tür kaynağı olduğunu, bunlardan birinin çevre, diğerinin de
birey olduğunu yukarıda belirttik. Bireyden kaynaklanan en belli başlı
engellenme nedeni, kişinin kendine güveni olmaması ve istediğini açık seçik
söylememesidir. Ne istediğini söylemeyen kişi, istediğini elde edemez ve sonuçta
hırçın, kırgın, mutsuz bir kişi olma yolunda adım adım ilerler.
Atılganlık eğitimi bireyin duygu ve düşüncelerini en etkin ve yapıcı bir biçimde
karşısındakine iletmesini öğretmeyi amaçlar. Atılgan davranışın sistematik
olarak gözlenmesi, bir çok davranışın bilimci de, atılganlık eğitimini oluşturan
öğelerin var olduğu sonucunu doğurmuştur. Bu öğeler şöyle özetlenebilir :
Gözle iletişim:Kişiyle konuşurken, onunla etkili iletişim kurabilmek içten
olduğunu anlayabilmek için, o kişiye doğrudan doğruya bakmak gereklidir.
Vücudun Duruşu:Kişiyle konuşurken doğrudan doğruya onun yüzüne bakılır, dik
oturulur, onunla ilgilenildiği ortaya konur yollanan mesajlar daha anlamlı olur.
Jestler:Uygun jestlerin anlatımlara eşlik etmesi mesajı daha anlamlı kılar.
Yüz ifadesi:Öfkesini anlatmak isteyen birini bunu gülerek ifade ettiğini hiç
gördünüz mü? Bu olmaz. Davranışın atılgan olabilmesi için yüz ifadesinin de
yollanan mesaja uyum göstermesi gerekmektedir.
Ses tonu:fısıltı şeklinde monoton bir ses istenileni anlatmaya nasıl yetmezse,
bağırmakta diğer kişiyi savunmaya ittiği için atılgan olmak istendiğinde birey
ses tonunu iyi ayarlamalıdır. Konuşurken kendine güvendiğini ileten, ancak
üstünlük kurmayan bir ses tonu ile konuşmak gerekir.
Zamanlama:Duraksama atılganlığın etkisini azalttığından, genellikle
kendiliğinden anlatım amaç olmalıdır. Uygun bir zamanı seçmeye de dikkat etmek
gereklidir. Örneğin, patrondan bir şey isterken diğerlerinin yanında onunla
konuşmak, onu savunmaya itebilir.
İçerik:Ne söylendiği önemliyse de, nasıl söylendiği çok daha önemlidir. Bu
nedenle mesajı yollarken karşıdaki kişiyi savunmaya iten, bireyin kendini ifade
etmesi gerekmektedir. Diğerlerini küçültmek, rencide etmek gerekmez.
Atılgan iletişim bireyin mutluluğunun temel taşlarından biridir. İstek ve
düşüncelerini açık seçik bir biçimde ifade edemeyen aciz kişinin, mutlu ve
başarılı olması olanaksızdır.
Öğrendiğiniz yeni bilgiler çerçevesinde, günlük durumlardaki iletişim
davranışlarınızı gözden geçirip, her gün daha güvenli girişken iletişimde
bulunmaya çabalayın. Birdenbire başarıya ulaşmayı beklemeyin.
Çözümü Olmayan sorunlarla Başaçıkma:
Bizde engellenme duygusu yaratan bazı durumları değiştirecek gücümüz yoktur.
Yeteneğimiz olmayan bir konuda başarıya ulaşmaya çalışmak buna örnek olabilir.
Gerekli boy uzunluğu ve diğer atletik yetenekleri bulunmayan bir kimse,
basketbol oyununda başarılı olmayı istese de, başarılı olamaz. Başka bir örnekte
“gönlünü kaptırma” alanından verebiliriz. Siz bir kimseyi sevebilirsiniz, ancak
karşınızdaki kimse size karşı böyle bir duygu beslemeyebilir. Ne yaparsanız
yapın, kişinin duygularını değiştiremezsiniz. Bu örnekler göstermektedir ki ,
engellenme duygusu normal yaşamın bir parçasıdır.
Engellenme duygusunu yaşamın kaçınılmaz bir parçası olarak kabul edebilmek,
sağlıklı yönde ilk adımı oluşturur. Böyle bir kabullenme, daha gerçekçi ve daha
olgun bir yaklaşım biçimine işaret eder. Yukarıda sözünü ettiğimiz olgun bir
yaklaşım biçiminin yanı sıra, engellenme duygusuyla başaçıkmada bize yardımcı
olacak iki önemli adım vardır. Her iki adım da içinde bulunduğunuz çevrede
değil, bizim kendimizde bazı değişiklikler yapmamızı gerektirir. Bu adımlardan
biri engellenme duygusuyla ilgili hoşgörü düzeyimizi artırmayı, diğeri de bizim
beklenti düzeyimizi alçaltmayı içerir.
Engellenme Duygusuyla İlgili Hoşgörü Düzeyinizi Artırmak:Bireylerin engellenme
duygusuyla ilgili hoşgörü düzeyleri eğitimle değiştirilebilir. Belirli bir
eğitim sonucu, kişinin engellenme duygusu yaratan çevreyle uyum içine girmesiyle
sağlanır.
Bu tekniği şöyle bir örnekli açıklayabiliriz. Babasının ölümünden sonra ailenin
en büyüğü durumunda kalan Kadir kendisine bir çok sorumluluklar yüklendiğinin
farkındadır. Kadir, bir yandan babasının kaybına üzülür, bir yandan da yeni
sorumlulukların altından nasıl kalkacağını düşünür. Cenaze işlemleri, cenazeden
sonra yapılması gerekli resmi işler, daha sonra verasetle ilgili işlemler, küçük
kardeşlerin eğitimiyle ilgili sorunlar, annenin bakımı, kardeşlerin
birbirleriyle ilişkilerinde ortaya çıkabilecek gerginlikler ve mal mülk kavgası
Kadir’ i geceleri uykusuz bırakır.
Bu aşamada Kadir durumun tümünü algılar ve durumun tümü onun başa
çıkabileceğinden daha büyük gözükür. Kadir durumu oluşturan öğeleri teker teker
görebilir ve her öğeyi teker teker çözmeyi planlarsa, sorun daha küçülür ve
gücünün yetebileceği bir durum ortaya çıkar. Bu yaklaşım içinde olduğu zaman
Kadir , önce cenaze işlemlerini ele alır ve geri kalan diğer konulara şimdilik
kafasını yormaz. Cenaze işlemleri bittikten sonra, ikinci adımda doldurulacak
resmi evrakları ve formları düşünmeye başlar. Bu aşamayı hallettikten sonra
üçüncü aşamaya geçer. Böylece her aşamanın çözümüyle kendini biraz başarılı
hisseder ve ondan aldığı kuvvetle ikinci aşamaya geçerek küçük adımlarla günlük
yaşamını devam ettirmeyi amaçlar. Durumu oluşturan öğeleri ağılayıp, her öğeyi
teker teker ele almak, Kadir için, durumun tümünü alğılayıp tepkide bulunmaktan
daha kolay olur. Bu yaklaşımla kadir başarılı olur ve engellenme duygusunun
altında o kadar ezilmez.
Beklenti Düzeyini Alçaltmak:
Bireyin beklentileri onun mutlu veya mutsuz olmasını etkileyen temel
faktörlerden biridir. Basit bir örnek alalım:Ulaşmış olduğu bir köy evinde
kendisine yiyecek ve içecek verileceğini beklemeyen bir kimse, sunulan bir
bardak ayranı şükranla karşılar ve köylülerin davranışından memnun kalır.
Ziyafet bekleyen bir kimse, kendisine sunulan bir bardak ayranı küçümser ve
köylülerin kendisine kaba davrandığını düşünür. Beklentilerimiz, bizim
engellenme duygumuzun temelinde yatan önemli etkenlerin başında gelir.
PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD si
3000 Adet; psikoloji psikiyatri ve özel eğitim içerikli dokümandan oluşan eşsiz bir arşiv çalışması... Binlerce dokümanı tek CD de topladık. Ayrıştırılmış konu indeksi, Karma ve Alfabetik, Konular, Konu içerikli Klasörler, İçerik bağlantılı Alt dosyalar, Kolay kullanılma imkanı.
CD ye sahip olmak ve ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZ
|
|