Prof.Dr. Aytekin ÖZŞAHİN
Organik
ruhsal bozukluklar, değişik etyolojik nedenlerle ortaya çıkan,
beynin strüktürü, biyokimyası veya nörofizyolojisindeki
patolojilerle karekterize psikiyatrik tablolardır.
Organik Beyin Sendromu, Organik Mental Sendrom veya Organik
Mental Bozukluk gibi eş anlamları bulunmaktadır. Organik Ruhsal
Bozukluklar terimi DSM-IV (Diagnostic and Statistical Manual of
Mental Disorders)'te bırakılarak sınıflandırmaya yeni esaslar
getirilmiş ve bu bozukluklar genel olarak üç başlık halinde
toplanmıştır.
SINIFLAMA ( DSM-IV'e göre ) :
I. Deliryum, Demans, Amnestik Bozukluklar ve Diğer Bilişsel
Bozukluklar.
II. Genel tıbbi durumların neden olduğu Mental Bozukluklar.
III. Madde Kullanımı ile İlişkili Bozukluklar.
I- A. Deliryum
aa.Genel tıbbi durumların neden olduğu deliryum
bb.Madde kullanımının yol açtığı deliryum (yoksunluk -
intoksikasyon)
cc.Çoğul etyolojiye bağlı deliryum.
dd.Başka türlü adlandırılamayan deliryum.
B. Demans
aa. Alzheimer tipi demans
bb. Vasküler demans (Multi - infarkt)
cc. Diğer genel tıbbi duruma bağlı demans
(Kafa travması, HIV, Parkinson, Huntington, Pick, Creutzfeldt -
Jakob vb.)
dd. Madde kullanımının yol açtığı demans
(Alkol, İnhalan, Sedatif, Hipnotik, Anksiyolitik diğer).
ee. Çoğul etyolojiye bağlı demans.
f f. Başka türlü adlandırılamayan demans.
C. Amnestik Bozukluklar
aa. Genel tıbbi duruma bağlı amnestik bozukluklar
bb. Madde kullanımına bağlı amnestik bozukluklar
cc. Başka türlü adlandırılamayan amnestik bozukluklar.
D. Diğer Kognitif Bozukluklar
(Postkonküzyon vb.)
II. Genel Tıbbi Durumların Neden Olduğu Mental Bozukluklar
Genel tıbbi bir duruma bağlı deliryum *
Genel tıbbi bir duruma bağlı demans *
Genel tıbbi bir duruma bağlı amnestik bozukluklar*
Genel tıbbi bir duruma bağlı psikotik bozukluklar *
Genel tıbbi bir duruma bağlı duygulanım bozuklukları *
Genel tıbbi bir duruma bağlı anksiyete bozukluğu *
Genel tıbbi bir duruma bağlı cinsel işlev bozukluğu *
Genel tıbbi bir duruma bağlı uyku bozukluğu *
Genel tıbbi bir duruma bağlı katatonik bozukluk
Genel tıbbi bir duruma bağlı kişilik değişiklikleri
Genel tıbbi bir duruma bağlı başka türlü adlandırılamayan mental
bozukluk
(*) İşaretli bozukluklar ana konu başlıkları altında
incelenecektir (Ör:Anksiyete bozuklukları bahsinde genel tıbbi
duruma bağlı anksiyete bozukluğunun incelenmesi gibi). Bu başlık
altında yer alan bozukluklardan katatonik durumlarla, kişilik
değişikliği kısaca özetlenecektir. Üçüncü ana grup olarak sözü
edilen madde kullanımına bağlı bozukluklar ise ayrı bir ders
konusu olduğu için bu bölümde bahsedilmeyecektir.
Konuyla İlgili
Olabilecek
Aşağıdaki Google
Sponsor Sitelerini Ziyaret Edebilirsiniz
DELİRYUM
Tanım:
Yaygın beyin dokusu disfonksiyonu sonucu, başta bilinç olmak
üzere kognitif fonksiyonlarda, dalgalanmalı bozuklukla seyreden
akut ya da subakut başlangıçlı bir organik ruhsal bozukluktur.
Deliryum kendi başına bir hastalık olmayıp, birçok nedene bağlı
olarak ortaya çıkabilen bir sendromdur. Akut beyin sendromu,
akut organik psikoz, akut organik reaksiyon, konfüzyon mental,
reversibl demans, reversibl serebral disfonksiyon, reversibl
kognitif disfonksiyon, toksik ansefalopati, toksik psikoz,
metabolik ansefalopati gibi eş anlamları mevcuttur.
Deliryumun Temel Özellikleri :
1. Akut ya da subakut başlangıç
2. Klinik tablonun değişken, dalgalanmalı seyir göstermesi
3. Yaygın beyin dokusu disfonksiyonu
4. Reversibl olması
5. Etkili tedavi ile rezidüel patolojik değişiklikler olmaması
Deliryum İçin DSM-IV Tanı Kriterleri :
A - Dikkati belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırma, sürdürmede
yetersizlikle giden bilinç bozukluğu.
B - Algı bozukluğunun ortaya çıkması ya da bilişsel
değişikliklerin (bellek, yönelim, dil bozukluğu gibi) olması.
C - Tablonun kısa bir sürede gelişmesi (Genellikle saatler veya
günler) ve gün içinde dalgalanmalar göstermesi.
D - Anamnez, fizik muayene ya da laboratuvar verilerinden,
tablonun genel tıbbi bir durumun doğrudan etkilerine bağlı
olduğunu gösteren kanıtların bulunması.
Epidemiyoloji:
Çok sık görülmesine rağmen, kesin epidemiyolojik veriler yoktur.
Deliryum insidansı bireysel yatkınlığa ve etyolojiye göre
farklılık gösterir. 18 - 64 yaşları arasında % 0.4, 55 yaş
üzerinde ise % 1 civarındadır.
Genel hastanelerde 65 yaşın üzerinde yatan hastalarda görülme
oranı % 10, yoğun bakım ünitelerinde % 30, yanık merkezlerinde
ise % 20 civarındadır.
Deliryum Riski Taşıyan Gruplar :
1. 60 yaşından büyük hastalar
2. Çocuklar
3. Postkardiyotomili hastalar
4. Yanık hastaları
5. Daha önce beyin travması geçirmiş olanlar
6. Madde kullanım bozukluğu öyküsü olanlar.
Deliryum Oluşmasında Predispozan Faktörler :
1. Genetik yatkınlık
2. İlaç ya da alkol bağımlılığı
3. Kronik kalp, akciğer, karaciğer, böbrek hastalıkları.
4. Ameliyatlar
5. Uyku yoksunluğu
6. Algısal yoksunluk
Etyoloji:
Intrakraniyal sebepler : Epilepsi, kafa travması, infeksiyonlar
(menenjit, ansefalit), vasküler bozukluk (kanama, emboli vb.),
neoplazmlar (primer, metastatik).
İlaç ve toksinler : Alkol, barbitüratlar, sedatif - hipnotikler,
antihistaminik, antihipertansif, antineoplastik,
kortikosteroidler, Co ve ağır metaller.
Endokrin disfonksiyonlar (hipo - hiper): Hipofiz, pankreas,
adrenal, tiroid, paratiroid bozuklukları.
Sistemik ve metabolik bozukluklar :
- Karaciğer, kalp, böbrek hastalarına bağlı ensefalopatiler.
- Hipovitaminozlar (Tiamin, Nikotinik asit, B12 - Folik asit)
- Sepsis
- Postoperatif durumlar
Yukarıda da görüldüğü gibi deliryum nedenleri çok çeşitlidir. Bu
nedenle yazarlar, akılda kolayca kalması için nedenleri şu
şekilde sistematize etmişlerdir.
|
Ürününüzü ve Web Sitenizi Tanıtmak mı İstiyorsunuz?
Hemen Yandaki Butona Tıklayıp sizde Google Reklamlarıyla
Tanışın |
|
" I WATCH DEATH "
I - Infections D - Deficiencies
W -Withdrawal E - Endocrinopathies
A -Acute Metabolic Disorder A - Acute Vasculer Disorders
T -Trauma T - Toxins
C - CNS Pathology H - Heavy Metals
H - Hypoxia
KLİNİK
Deliryum farkedilmeyecek derecede hafif ya da ölümle sonlanacak
derecede ağır olabilir.
Huzursuzluk, anksiyete, irritabilite, uyku bozuklukları gibi
prodromal belirtiler olabilir. Ancak bu belirtilerle bir
deliryum tablosunun gelişeceğine karar vermek güçtür.
Genellikle akut başlar, hasta şaşkın görünümdedir, anlamsız,
amaçsız hareketler gösterir.
Başlıca Klinik Belirti ve Bulguları :
Bilinç Bozukluğu : Deliryumun en önemli özelliği bilincin
bozulmasıdır. Bilinç bozukluğu değişik derecelerde olabilir.
Genellikle bilinç bulanıklığı şeklinde kendini gösterir. Zaman
zaman stupor ve koma düzeyine ulaşır.
Dikkat Bozuklukları : Dikkat çok dağınıktır. Hasta bir konu ya
da nesne üzerinde dikkatini yoğunlaştırma ve sürdürmede
yetersizlik gösterir.
Yönelim Bozukluğu : Deliryumun patogonomik bulgularındadır. Önce
zamana sonra yere yönelim bozukur. Bazı deliryum olgularında
kişiye yönelim de bozulabilir. Genel klinik tablo ile birlikte
yönelim gün içinde tamamen düzelebilir. Ortam değişikliği ve
gece, yönelim bozukluğunu daha da arttırır.
Algı Bozuklukları : Hallüsinasyon ve illüzyonlar sık görülür.
Tüm duyu organlarına ait olabilir. En sık görsel,taktil
hallüsinasyonlar ve illüzyonlara rastlanır. Hafif vakalarda
hasta bunların algı yanılması olduğunu farkedebilir.
Bellek Bozukluğu : Değerlendirilmesi güç olmakla birlikte
dikkatli muayene ile yakın bellek bozukuğu ortaya konabilir.
Hastaların yeni birşey öğrenme özellikleri kaybolmuştur.
İyileştikten sonra hastalık dönemine ait amnezi olabilir.
Uyku - Uyanıklık Siklusunda Bozukluk : İlk ortaya çıkan
belirtilerden birisidir. Genellikle uyku - uyanıklık siklusu
tersine dönmüştür. Hasta gece uyanık ve ajite, gündüz ise
sakindir. Uyku sırasında kabuslar görülebilir. .
Düşünce Bozuklukları : Düşünce akışı artmış veya azalmış
olabilir. Çağrışımlar dağınık, bağlantısız olup amaca varamaz (Dezorganize
düşünce). Perseverasyon sık görülür. Referans, paranoid içerikli
hezeyanlar olabilir.
Duygulanım Bozuklukları : Hallüsinasyon ve hezeyanlara eşlik
eden duygulanım bozuklukları görülür. Hastalarda duygulanım
genellikle labildir. En sık rastlanan duygulanım bozuklukları;
anksiyete, korku, irritabilite, kızgınlık, öfori ve apatidir.
Hastalarda bazen hezeyan ve halüsinasyonlar sonucu ağır düzeyde
anksiyete hali görülebilir ki buna katastrofik anksiyete
(felaket anksiyetesi) denir.
Davranış Bozuklukları : Retiküler aktivatör sistemin
aktivitesine bağlı olarak psikomotor hiperaktivite ya da
hipoaktivite görülür.
*Hiperaktif hastalar; huzursuz, ajite, eksitedirler.
*Hipoaktif hastalar; sessiz, sakin, uykulu, kayıtsız,
hareketsizdirler. Bu durumun depresyonla karıştırılmaması
gerekir.
Hastalarda ardısıra gelen hiperaktif ve hipoaktif durumların
olduğu mikst özellikler de bulunabilir.
Nöropsikiyatrik Belirti ve Bulgular : En sık görülenler;
disgrafi (şekil ve yazı yazmada bozukluk), disnomi (objelerin
adlandırılmasında bozukluk) ve motor beceri kusurlarıdır.
Ayrıca, bazı hastalarda kaba hızlı tremor, multifokal myoklonus
(kas veya kas gruplarının hızlı düzensiz kısa asimetrik
kontraksiyonu. Yüz - omuzda daha sıktır), asteriksis (kişinin
boşlukta sabit bir postürü sürdürememesidir. Bilateral olması
patogonomiktir) görülür. Vakaların büyük bir kısmında EEG
bozukluğu vardır (Genel olarak yaygın yavaşlama dikkat
çekicidir).
Otonomik Bozukluklar : Hemen hemen tüm hastalarda görülür. En
sık görülen otonomik disfonksiyon belirtileri; solukluk, ateş,
terleme, taşikardi veya bradikardi, hipotansiyon veya
hipertansiyon, bulantı, kusma, diyare ve konstipasyondur.
Psikiyatrik belirtilerle birlikte otonomik disfonksiyon
belirtileri olması daima deliryum ihtimalini düşündürmelidir.
Değerlendirme ve Tanı :
Teşhis, öykü, detaylı psikiyatrik, nörolojik muayeneyi içeren
fizik muayene ve laboratuvar bulguları ile konulur. Kognitif
fonksiyonlarda ani değişmeler ve etyolojiye ait bulguların
varlığı deliryum tanısı için önemlidir.. Laboratuvar olarak tam
kan, elektrolitler, böbrek, karaciğer fonksiyon testleri, kan
şekeri, tiroid fonksiyon testleri, serolojik incelemeler, HIV
antibadileri, üriner analiz, EKG, EEG, göğüs filmi çekilmeli,
gerekirse kan - idrar kültürü, kan gazları, kardiyak enzimler,
B12 - Folik asit incelemeleri, CT, MRI, lumbal fonksiyon
yapılmalıdır.
Ayırıcı Tanı :
Demans, depresyon, şizofreni, konversiyon, dissosiyatif ve yapay
bozukluklarla ayırıcı tanının yapılması gerekir.
Tedavi
A - Etyolojiye yönelik tedavi
B - Destekleyici tedavi
C - Semptomatik tedavi
A - Etyolojiye Yönelik Tedavi: Etyolojiye yönelik tedavide acil
durumların gözönünde bulundurulması önemlidir. Acil tedavi
açısından aşağıda başharfleri verilmiş etyolojik nedenlerin
öncelikle araştırılıp önlem alınması gerekir.
Bunlar kısaca "WHHHHIMP" olarak özetlenebilir.
W : Wernicke ansefalopatisi / Withdrawal (Tiamin eksikliği
sonucu ortaya çıkar. Konfüzyon, ataksi, oftalmopleji ile
karekterizedir. Alkol kullanım öyküsü araştırılmalıdır. 100
mg/gün Tiamin verilir).
H(4H): Hipoksemi, Hipertansif ansefalopati, Hipoglisemi-Hipoperfüzyon.
I : Intrakraniyal kanama.
M : Menenjit Ansefalitler
P : Poisons (Ağır metaller, ilaçlar v.b.)
Yukarıda sıralanan nedenlerin herbirinde farklı disiplinlerle
işbirliği yapılarak tedavi- nin yürütülmesi gerekmektedir.
B - Destekleyici Tedavi : Özetle hastanın bakımı, çevre
düzenlemesi, sıvı - elektrolit bozukluklarının tedavisi, vitamin
eksikliklerinin yerine konulması ve hijyenik önlemleri içerir.
Çevrenin düzenlenmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar
şunlardır.
- Uyaran eksikliği /fazlalığı olmamalı
- Bulunduğu oda loş ya da fazla aydınlık olmamalı.
- Saat - takvim, radyo, aile resimleri gibi nesneler bulunmalı.
- İhtiyaç duyulursa refakatçi bulundurulmalı.
-Tıbbi personel her seferinde kendisini tanıtmalı görevlerini ve
ne yapacaklarını açıklamalıdır.
- Sıkı gözlem yapılmalı. Yaralanmalardan korunmalıdır.
C - Semptomatik Tedavi : Duygu - düşünce, davranış ve kognitif
fonksiyonlarda ortaya çıkan semptomların kontrolüne yönelik
psikofarmakolojik tedavidir. Genellikle iki grup ilaç
kullanılır.
a. Antipsikotikler
b. Benzodiazepinler
Seçilecek antipsikotik ilaç ajitasyonu yatıştırmalı,
hallüsinasyon ve özellikle paranoid yorumlamayı kontrol etmeli,
bilinçliliği daha fazla bozmadan sedasyon sağlamalı, solunumu
baskılamamalı, hipotansiyona yol açmamalı, deliryum oluşturma
riski taşımamalı (özellikle antikolinerjik yan etkileri az
olmalı) ve parenteral kullanılabilen formu olmalıdır.
Benzodiazepinler kullanılacak ise, bunların yarı ömrü kısa
olmalı, birikim yapmamalı ve aktif metaboliti olmamalıdır.
Benzodiazepinler , alkol ve madde kullanım bozukluklarında
öncelikle tercih edilmeli diğer etyolojik nedenlerle oluşan
deliryumlarda ise antipsikotikler kullanılmalıdır.
Yukarıda özetlenen niteliklere yakın özellikler taşıyan
antipsikotiğe örnek haloperidol, benzodiazepin ise lorazepam,
oksazepam ya da alprazolam'dır. Bunlardan herhangi biri tercih
edilebilir.
Tedavi dozu bireysel farklılıklar göstermekle beraber
haloperidol için doz aralığı 5 - 50 mg/gün dür. Lorazepam 1 - 4
mg/gün, Alprazolam 2 - 4 mg dozlarında verilebilir. Hastaların
durumuna göre doz ayarlanabilir.
Kural olarak deliryumlu hastalarda mümkün olan en düşük dozda
ilaç verilmelidir.
Gidiş :
- Önceki duruma tam dönüş.
- Stupor ve/veya koma.
- Nöbetler (ilaç - Alkol'e bağlı deliryumlarda)
- Demans ya da diğer organik ruhsal bozukluklara gidiş(reversibl
/ irreversibl)
- Ölüm.
Profilaksi :
1. Özellikle yaşlılarda pratik hekimlikte ilaç yazarken MSS
etkileyen ilaçlar dikkatli kullanılmalı.
2. Psikotrop ilaçlar (özellikle benzodiazepinler) ani
kesilmemeli.
3. Alkol yoksunluğunda deliryum riski hatırlanmalı ve tedbir
alınmalı.
4. Antikolinerjik ilaçlar (özellikle yaşlı - katarakt ameliyatı
olanlarda) mümkün olduğunca düşük dozda verilmeli.
5. Daha önce deliryum geçirenlerde riskin daha yüksek olduğu
unutulmamalıdır.
DEMANS
Tanım. Çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan özellikle
bellek, yargılama, soyut düşünce, dil gibi çoğul kognitif
defisitlerle ve kişiliğin bozulmasıyla karekterize bir
sendromdur.
Demans doğrudan bir hastalık olmayıp çoğu zaman (Alzheimer'de
olduğu gibi) farklı bozuklukların en önemli belirtisidir.
Temel Özellikleri :
Bellek, yargılama bozuklukları.
Soyut düşüncenin bozulması
Premorbid kişilikte sapma ya da abartı.
Serebral disfonksiyon bulgularının varlığı.
DSM-IV Tanı Kriterleri :
Aşağıdakilerden her ikisinin( A ve B maddelerinin ) bulunmasıyla
belirli.
A. Çoğul kognitif defisitin gelişmesi.
1. Bellek bozukluğu.
2. Aşağıdakilerden birinin ya da her ikisinin bulunması.
a. Afazi (lisan bozukluğu)
b. Apraksi (motor işlevlerde bozukluk olmamasına karşın motor
etkinleri yerine getirememe)
c. Agnozi (Duyu işlevlerinde bozukluk olmamasına karşın
nesneleri tanıyamama ya da tanımlayamama)
d. Yönetsel işlevlerde bozukluk (planlama, organize etme, sıraya
koyma, soyutlama)
B. Kognitif fonksiyonlardaki bozulmaların bireyin, toplumsal ve
mesleki işlevselliğini belirgin derecede etkilemesi.
C. Öykü, fizik muayene ya da laboratuvar bulgularından elde
edilen verilere göre etyolojiyi ortaya koyabilecek genel tıbbi
durumlardan birinin sonucu olduğuna ilişkin kanıtların varlığı
(Ör: HIV enfeksiyonu, Parkinson, hipotiroidi, vitamin eksikliği
gibi).
D. Bu bozuklukların sadece deliryumun gidişi sırasında ortaya
çıkmaması.
Sıklık (Yaygınlık) : Genel olarak yetişkin popülasyondaki
kognitif fonksiyon bozukluklarının yıllık prevelansı % 0.3
civarındadır. Demans tanısı zeka düzeyinin stabileşmesinden
sonraki her yaş grubunda konulabilir. Ancak yaş ilerledikçe
görülme sıklığıda artar. 65 yaşın üzerindeki nüfusun % 2 -
4’ünde değişik derecelerde demans görülürken 80 yaşın üzerindeki
bireylerde bu oran % 20'lere kadar çıkmaktadır.
Değişik çalışmalarda farklı görüşler olmakla birlikte
kadınlarda, erkeklerden daha sık rastlanmaktadır.
Bunamaların % 40 - 60'ını Alzheimer hastalığı, % 15 - 20'sini
multiinfarkt demans,
% 20'sini diğer nedenlere bağlı demanslar oluşturur.
Ülkemizde sağlıklı epidemiyolojik veriler olmamasına rağmen kafa
travmaları, damar hastalıkları ve Alzheimer en sık görülen
nedenlerdir.
Etyoloji :
MSS hastalıkları Vasküler sebepler
Alzheimer Hastalığı Multiinfarkt Demans
(Vasküler Demans)
Pick Hastalığı Damarın inflamatuar hastalıkları
Huntington Hastalığı Serebral hipoksi, anoksi,
Parkinson Hastalığı Kafa travmaları, subdural hematom
Endokrin ve Metabolik Hastalıklar
(Tiroid, Hipofiz, Paratiroid, Adrenal bozukluklar) Primer,
metastatik tümörler
Epilepsi
Karaciğer yetmezliğine bağlı ensafalopati Normal Basınçlı
Hidrosefali
Kronik üremik ensafolopatiler. Enfeksiyon Hastalıklar
Respiratuvar ensafolopatiler Menenjit,
Sıvı - Elektrolit bozuklukları Ansefalit,
Beslenme bozuklukları
(B12,Folat) Creutzfeldt - Jakop
Nörosifiliz
Sarkoidoz
AIDS
Güneş - Elektrik çarpması
İlaç ve toksinler (trisiklik antidepresifler, antihipertansif,antikonvulzan,antikolinerjik
ilaçlar, madde kötüye kullanım, Co zehir-
lenmesi)
Klinik
Demanslar genellikle sinsi başlar, yavaş ilerler ve gittikçe
kötüleşir. Bazen tamamen geri dönebilir, bazen duraklar. Bazı
demanslar (özellikle kafa travması veya serebral anoksiye bağlı)
akut başlayabilir.
Demans belirtileri seyrine paralel olarak erken, orta ve geç
dönemlerde farklılıklar gösterebilir. Klinik ilerledikçe
bilişsel, sosyal ve mesleki işlevsellikteki yıkımın şiddeti ile
nörolojik defisitlerin ortaya çıkışı paralellik gösterir.
Genel Görünüm :
Demansın derinliğiyle ilişkilidir. Ağır olgularda kişisel hijyen
bozularak ilgisiz, özensiz, savruk görümünde olabilir. Çevreye
karşı ilgi azalır ve ilişki kurmak zor olabilir.
Etyolojik nedene bağlı konuşma bozuklukları görülebilir. Geliş
ya da getiriliş biçimi de farklılıklar gösterebilir. Bazen
süpheciliği, bazen çeşitli davranış bozuklukları sebebiyle
getirilirken, birçok hastada fiziksel yakınmalar ön planda
olabilir.
Düşünce : Genel olarak akışı yavaşlar, içeriği fakirleşir. Bazı
olgularda perseverasyon - ayrıntıcılık ortaya çıkar. Soyut
düşünce bozulur. Atasözlerini açıklayamaz, kelimeler - kavramlar
arasındaki farklılıkları ya da benzerlikleri izah edemez.
İçerikte başlangıçta kuşkuculuk hakim iken ilerledikçe
perseküsyon hezeyanları ortaya çıkabilir.
Duygulanım : Erken dönemlerde sıklıkla anksiyete, irritabilite,
huysuzluk ve depresyon görülür. İlerledikçe duygulanım sığlaşır.
Kognitif defisitlerin özellikle de yargılama kusuru nedeniyle
yanlış değerlendirmelerin tabloya eklenmesi ve sınırlı
yeteneklerinin zorlanması sonucu ani öfke patlamaları ve panik
düzeyine varan anksiyete nöbetleri görülür (katastrofik
anksiyete). Kimi hastalarda zaman zaman çoşku ve taşkınlık
kimilerinde ise durgunluk, ilgisizlik ortaya çıkabilir.
Kişilik ve Davranış Bozukluğu : Bunamalarda hemen daima kişilik
değişiklikleri olur. Bu değişiklikler premorbid özelliklerin
abartısı ya da sapması şeklinde kendini gösterir. Çoğu zaman
davranış bozukluklarıyla paraleldir (Ör. Premorbidi hafif
kıskanç ve kuşkucu olan birey, paranoid belirti hatta psikotik
özellikler gösterir. Cimri - tutucu olanlarda aşırı cimrilik
ortaya çıkar (Abartı). Premorbidi temiz, titiz, düzenli olan bir
kişi, savruk - pasaklı; Sessiz, durgun bir kişi, ileri derecede
konuşkan; Cimri birisi ise ileri derecede cömert olabilir
(Sapma)).
Kişilikteki değişiklikler , zaman zaman seksüel sapma ya da
çalma , açık saçık teklifler yapmak gibi impuls kontrol
bozuklukları gösterebilir.
Demans ilerledikçe hastanın kendine bakımı, sosyal ilişkileri
bozulur. Davranışları amaçsız - absürdtür. Zaman zaman
stereotipiler, manyerizm gibi davranış bozuklukları ortaya
çıkar. Geç dönemde hasta dezoryante, enkohere bir hal alır.
İdrar ve gaita enkontinansları görülür.
Kliniğe, etyolojik nedene bağlı olarak çeşitli fizik ve
fizyolojik bozukluklar ve onlara ait değişik bulgular eşlik
eder. (Ör. Felç, afazi, uyku - iştah sapmaları, agnozi, apraksi,
hesap yeteneğinde bozulmalar vb.)
Demansta Kognitif Fonksiyonlar :
Bilinç : Genellikle açıktır.
Yönelim : Başlangıçta normaldir. Yerleşen demans olgularında
önce zamana daha sonra yer ve kişilere karşı yönelim bozulur.
Hastalar evindeki odasını şaşırır, yakınlarını tanıyamaz.
Dikkat: Genel olarak dağınıktır.
Bellek : Bellek bozukluğu demanslar için patogonomik olup en
erken görülen bulgulardandır. Yakın bellek bozukluğu ön
plandadır. Yeni bilgileri kaydetme, depolama ve hatırlamayla
ilgili ciddi bozukluk söz konusudur. Bellek kusurları
başlangıçta günlük yaşamla ilgili küçük unutkanlıklar şeklinde
başlar, gittikçe ilerler. Hatta musluğu, ocağı, yanan
sigarasını, az önce yediği yemeği unutur. Basit hesepları
yapamaz, ilerledikçe adını, işini, adresini unutur, evini
bulamaz hale gelir. Genel olarak eskiye ait anıları anlatma
eğilimindedir.
Yargılama bozukluğu kural olarak mevcuttur. Nadirde olsa algı
bozuklukları görülebilir.
Değerlendirme ve Tanı :
Demanslar yakın geçmişe kadar iyileşmez, gerilemez, ilerlemesi
önlenemez bir sendrom olarak görülürdü. Çoğunun süregen ve
ilerleyici olmasına karşın günümüzde demansın etyolojisinde %
20'lik yere sahip olan hastalıkların tedavisiyle demans
tablolarının iyileştiği ya da ilerlemesinin kontrol altına
alındığı bilinmektedir. Bu sebeple demans olgularında
etyolojinin aydınlatılması gerek klinik gerekse prognoz
açısından önemlidir.
Demans düşünülen olgularda yapılması gereken tetkikler şöyle
özetlenebilir.
İyi bir anamnez,
Fizik ve Nörolojik Muayene
Tam kan - İdrar - Formül lökosit - Sedim
Tiroid Fonksiyon tetkikleri
Karaciğer fonksiyon testleri
VDRL, Eliza
Kan gazları - Elektrolitler
B12 - Folat, Fe düzeyleri
Toraks grafisi, EKG, EEG, BT, MRI, Nöropsikolojik tetkikler
(Mini mental durum muayenesi, organisite testleri vb).
Yapılan tetkiklere rağmen etyolojisi aydınlatılamayan olgularda;
serebral anjiografi, sisternografi, LP , BOS, SPECT , PET ve
noninvazif vasküler tetkikler yapılmalıdır.
Ayırıcı Tanı :
Demans birçok nedene bağlı olarak ortaya çıktığı için öncelikle
bu durumların ortaya konularak ayırıcı tanısının yapılması
gerekir. Psikiyatrik bozukluklar içinde ise; Depresyon, zeka
gerilikleri, deliryum, yapay bozukluklar(Ganser sendromu) ve
şizofreniden ayrılmalıdır.
Tedavi :
Demans tedavisinde ilk basamak oluş nedenine yönelik tedavidir.
Ortaya konulan etyolojik nedenin tedavisi ilgili bilim
dallarıyla birlikte yürütülür. Tedavinin ikinci basamağını ise
destekleyici ve semptomatik tedavi oluşturur. Burada koruyucu
önlemlerin alınmasıda önem taşır.
Daha öncede belirtildiği gibi bazı demansiyel tablolar tedavi
edilebilirler. Ör. Bening beyin urları, subdural hematom, normal
basınclı hidrosefali, çeşitli ilaç intoksikasyonları,
hipotiroidi, karaciğer yetmezliği, vitamin eksiklikleri, Co
zehirlenmesi, enfeksiyonlara yönelik uygun tedaviler.
Multiinfarkt demans'ta, tansiyonun kontrolu antiagregan tedavi
gibi önlemlerle hastalığın seyiri kontrol edilebilir. Epileptik
hastalarda nöbetlerin kontrolu ile demansın ilerlemesi
durdurulabilir.
İkinci basamakta ise; tabloya eşlik eden depresyon, anksiyete
ajitasyon, davranış bozuklukları, uykusuzluk ve psikotik
belirtilerin tedavisi yapılmalıdır.
Depresyon tedavisinde antidepresifler kullanılır. Seçilecek
antidepresiflerin antikolinerjik ve kardiyotoksik yan
etkilerinin az olmasına özen gösterilmelidir. Tercih edilen
antidepresanlar Doksepin ve Trazodon'dur. Antidepresiflerin
başlangıç dozu düşük olmalı, doz artışı hastanın durumuna göre
yapılmalıdır. Ağır depresif durumlarda EKT uygulanabilir.
Ajitasyon, uykusuzluk, hostilite, davranış bozuklukları ve
psikotik belirtilerin tedavisinde en etkili ilaçlar
antipsikotiklerdir. Burada da tedavi etkinliği olan en düşük doz
uygulanmalı, özellikle antikolinerjik ve kardiyotoksik yan
etkileri az olan antipsikotikler tercih edilmelidir. Ör: 0.5 - 2
mg/gün Haloperidolle tedaviye başlanmalı gerekirse doz
artırılmalıdır.
Bazı olgularda anksiyete ve ajitasyonu önlemek için sınırlı süre
ve düşük dozda benzodiazepinler kullanılabilir.
Benzodiazepinlerin bilişsel fonksiyonları bozabileceği
unutulmamalıdır.
Otonomik belirtilerin eşlik ettiği anksiyete olgularında
kontrendikasyon yoksa beta blokerler denenebilir.
İleri olgularda hastaların beslenmesine, hijyenine özen
gösterilmelidir.
Demanslı olgular genellikle bulundukları ortamlarda tedavi
edilmeli bu sebeple aile ya da bakıcılara destek verilmesi,
bilgilendirilmesi, aile üyelerinin tedaviye katılımlarının
sağlanması gerekir. Ortaya çıkabilecek uyum sorunlarının
tedaviside gözardı edilmemelidir. Bellek problemlerinin
düzeltilmesine yönelik davranışcı yöntemlere başvurmanın
pratikte önemli yararları olduğu unutulmamalıdır.
AMNESTİK BOZUKLUK
Genel tıbbi bir duruma bağlı olarak ortaya çıkan bellek
bozukluğu temel özelliktir. Bu bozuklukta genel entellektüel
kayıp söz konusu değildir.
DSM-IV amnestik sendromu uzak ve yakın belleğin bozulması ve
entellektüel yetilerin genel kaybının olmayışı ile tanımlarken ,
ICD-10 bu kriterlere ilaveten anlık bellekte defekt olmamasını
gerekli görmektedir.
Etyoloji :
Tiamin eksikliği, kafa travmaları, beyin tümörleri,
intoksikasyon (Arsenik, İzoniazid, Co, Kurşun vb.), madde kötüye
kullanımları, enfeksiyonlar (ansefalit, menenjit), anoksi,
serebrovasküler hastalık (kanama vb.), epilepsi ve EKT'dir.
Klinik :
Yakın bellek kusuru vardır. Hastalar olayları olduktan hemen
sonra hatırlayabilir ancak birkaç saat sonra unuturlar. Yeni
bilgileri öğrenemezler. Bellek boşluklarını doldurmak için
sıklıkla konfabulasyonlar görülür. Zaman zaman yönelim kusuru
tabloya eşlik edebilir.
Bilinç bozukluğu yoktur. Belirgin bilişsel bozukluk ve kişilik
dezoryantasyonuna ilişkin veriler bulunmaz.
Tedavi :
Etyolojiye yönelik tedavi esastır.
II. GENEL TIBBİ DURUMLARIN NEDEN OLDUĞU BOZUKLUKLAR
Daha öncede belirtildiği gibi bu başlık altında yer alan
bozuklukların büyük kısmı ilgili ana konu bölümlerinde
incelenecektir. Ancak genel tıbbi duruma bağlı kişilik
değişiklikleriyle, katatonik bozukluktan kısaca söz edilecektir.
1. Genel Tıbbi Bir Duruma Bağlı Kişilik Bozukluğu :
Temel özellik, herhangi bir genel tıbbi durumun doğrudan
fizyolojik etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan kronik bir
kişilik bozukluğudur. Kişilikte belirgin bir değişiklikle
karakterizedir. Karşımıza sıklıkla affektivite de labilite,
impuls kontrol defekti, tekrarlayıcı agresyon, stresörle
orantısız öfke patlamaları, yargılamada belirgin bozukluk, apati,
indiferans, kuşkuculuk ve paranoid düşünceler şeklinde çıkar.
Kişilik değişikliği olan bireyler, yakınlarınca "sanki kendisi
değil, değişti" diye tanımlanır. Bu tanımlamayı haklı çıkaran
değişiklikler ön planda olup bireyin toplumsal ve mesleki
alanlarda işlevi önemli ölçüde bozulur. Tanı için özgün organik
etken bulunmalıdır.
Kafa travması en önemli nedendir. Bunu temporal, frontal lop
lezyonları, epilepsi, multipl skleroz , beyin apsesi ve
tümörleri izler.
Tedavi etyolojiye yönelik olmalıdır. Özellikle irritabilite,
öfke patlamaları ve impuls kontrol defektlerini kontrol etmede,
karbamazepin ve antipsikotik ilaçlar yarar sağlar.
2. Genel Tıbbi Duruma Bağlı Katatonik Bozukluk :
Genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olarak
ortaya çıkan psikomotor belirtilerin ön planda olduğu bir
sendromdur.
Genel olarak stupor, mutizm, negativizm, rijidite, zaman zaman
eksitasyon (bazen iki uç arasında, birinden -diğerine ani ve
beklenmedik geçişler) ekolali, ekopraksi, stereotipi, balmumu
arazı, grimas ve impulsif davranışlarla seyreder.
Bu bozukluklarda dehidratasyon, zayıflama, aspirasyon pnömonisi
ile sıklıkla karşılaşılır. Eksite tipinde ise aşırı
hareketlilik, fizik tükenmeye yol açabilir. Özellikle toksik ya
da nörolojik nedenlere bağlı katatonik bozukluklarda ölüm riski
gözardı edilmemelidir.
Etyoloji :
Major affektif bozukluk, şizofreni, konversiyon, dissosiyatif ve
yapay bozukluk gibi psikiyatrik hastalıklar,
Nöroleptik ilaçlar, ACTH, uçucu gazlar, Co gibi maddeler.
Ansefalit, Parkinson, Epilepsi, Frontal - Temporal lop
lezyonları ve diğer bazal ganglion hastalıklar gibi nörolojik
bozukluklar.
Hiperkalsemi, Hepatik ensefalopati, Pellegra, Porfiria,
Diyabetik ketoasidozis gibi metabolik durumlar rol oynar.
Tedavi :
Genel anlamda etyolojiye yöneliktir. Ancak etyoloji ne olursa
olsun dehidratasyon, iyon dengesizliği, aspirasyon pnömonisi
gibi komplikasyonlara karşı dikkatli olunmalı, hastaların
sedasyonları sağlanmalıdır. Özellikle affektif bozukluk ve
şizofreniye bağlı katatonilerde EKT yapılmalıdır.
KAYNAKLAR:
1. Amerikan Psikiyatri Birliği : Mental Bozuklukların Tanısal ve
Sayımsal El Kitabı, Dördüncü Baskı (DSM-IV). Washington DC,
1994'ten çeviren Köroğlu, E., Hekimler Yayın Birliği, 1995.
2. Kaplan HI, Sadock BJ.: Comprehensive Textbook of Psychıatry,
Fifth Edition Baltimore Wilkins 1989. U.S.A.
3. Yüksel, N.: Ruhsal Hastalıklar. Hatipoğlu Yayınevi, 1995,
Ankara.
4. Tuncer,S., Bayraktar,E., Özmen,E.: Organik Mental
Bozukluklar. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Yayınları No:129,
Ege Üniversitesi basımevi, Bornova-İZMIR.
5. Özşahin,A., Cansever,A., Uzun, Ö.: Deliryum. Gülhane Askeri
Tıp Akademisi, Ayın Kitabı, Sayı:18, Eylül 2001.GATA Basımevi,
ANKARA. |