|
ALO RANDEVU HATTI (0212) 570 32 23 Bakırköy / İncirli |
Çocukta Psiko-sosyal Uyum Evreleri
Hayatın esasının mutlu yaşamak ve mutlu yaşatmak olduğunu hatırlatmıştık. Çocuğun da mutlu yaşaması ve ileride de kendisinden hizmet bekleyenleri mutlu ede bilmesi beklenir ve istenir. Işte aile ve çocuk refahının esası budur. Bunun için çocuğun bedensel sağlığının yerinde olması ve derslerinin de başarılı olması yetmez. Bundan önceki bahislerde değindiğimiz gibi ruhsal (moral, ahlak} ve sosyal yönlerden de sağlıklı olması gerekecektir. Birey bu yöndeki sağlığını yani mental (ruhsal, moral, ahlak) ve sosyal (entellektüel) iyilik halini -ki bilindiği gibi buna kısaca psiko-sosyal diyorduk. bir anda elde edememekteydi. B~unun aşamaları vardı. Bu aşamalar şöyledir:
Birinci bunalım dönemi, ikinci bunalım dönemi ve üçüncü bunalım dönemi. Her
dönemin kendine has özellikleri ve sıkıntıları vardır. Çocuk bu dönemlerde
kaprisli ve idare edilmesi güç bir varlık olur. 0 kendi iç dünyasında büyük
mücadeleler içersindedir. Bundan kaynaklanarak çevresiyle zıtlaşması
olağandır. Oysa çocuğun bu bunalım dönemlerini anne, baba ve Çocuğun sosyal
çevresi iyi bir şekilde bilerek, çocuğa onun sıkıntılarını azaltabilecek
tarzda psiko-sosyal destek sağlama durumundadırlar. Ancak çocuk için olduğu
kadar, aile ve toplum için de çıkar yol böyledir.
Birinci buhran döneminde çocuk “ego”sunu yani benliğini keşfeder. Ülkemiz
iklimi ve şartları itibariyle bu çağ 2.4 ile 4 yaşları arasında kendisini
gösterir. ikinci buhran döneminde çocuk “sosyal benliğini” keşfeder.
Takriben 6.5-8 yaşları arasın
da seyreder. Üçüncü buhran, bunalım dönemi ise 10.5 yaşlarında başlayarak
22, hatta 25 yaşa kadar devam edebilir. Bu dönemde de çocuk çocukluk $İR’Ülojiskıden
çıkarak, kendi cinsel psikolojisinin özelliklerine adaptasyon sancıları
çeker. Kız ise kızlık, erkek ise erkeklik psikolojllerine adaptasyon
sancıları çeker.
Ilk bunalım döneminin diğer adı 3 yaş buhran dönemidir. Buna geçmeden önce
doğumdan üç yaşa kadar olan çocuğun tipik bazı özelliklerini hatırlatmamız
yerinde olacaktır:
DOĞUMDAN 3 YAŞA KADAR ÇOCUK:
Doğumun çocukta büyük bir sarsıntı yaptığı bilinmelidir. Bunun başarılı
olması gereklidir. Doğum esnasında olan travmalar (çarpma, vurma, sıkışma
vd) daha ilerki yıllarda belirtileri görülebiLecek çeşitli beyin
zararlarırıa (brain damage) yol açabilir. Halkın sar’a olarak bildiği
epilepsi bunlardan bir tanesidir. Doğum ve çevresinin, doğum anının bu
özelliğini kısaca belirttikten sonra ilk yaşın ilk keşiflerin yapıldığı
dönem olduğunu söylemek lazımdır. Çocuk vücudunu keşYeder, emer, elleriyle
yoklar, dokunur, avuçlarıyla sıkar. Böylece o dolaysız mekanı keşfeder,
görür, işitir, ışığı, şekilleri renkleri vd keşfeder. Hare:
keti keşfrder, yerinde kıpırdanır durur, organlarını göze çarpacak şekilde
zevkle hareket ettirir. Bu beden hareketleri, çocuğun kıpır kıpır hareketi
bilindiği gibi onun kas ve sinir faaliyetlerinin gelişmesi için lüzumludur.
Bı.ı nedenle çocuğa küçük yaşlarında bağlanan kundaklar çocuğun bu
özelliğini yerine getirmesine mani teşkil etmemelidir. Bu arada çocuğun
keşifleri devam eder. Çocuk sözü keşfeder. 12 aylıkken ilk kelimeleri
söyler. 14’ncü ayına doğru yürümeye başlar.
Çocuk pek büyük bir heyecanlanma kabiliyeti gösterir. Herşey bu devrede
onun üzerinde sarsıntı yapabilir. Örneğin bir alışkanhığın terkedilmesi,
rejimde değişiklik yapılması (sütten kesilmesi) gibi. Bu sarsıntının
şiddetine ve tekrarına göre çocuğun karakteri üzerinde izler bırakması
mümkündür. Çok defa bu izler kalmaktadır. Böylece onun zihin ve beden
gelişmesinde gecikmeler görünmesi de olağandır. Bunların başlıcası çocukta
emniyetsizlik duygusu görülmesi olayıdır. Çocukta korku, sıkıntı ve ürkeklik
görülür. Daha sonraları onda eııferiyorite (yetersizlik duygusu) -halkın
aşağılık kompleksi dediği hal-meydana gelebilir. Çocuğun düzen ve
düzensizliğinde bunların değeri büyüktür.
Çocuk üç yaşına doğru eşyanın düzenini bozmak sonra bunları yerli yerine
koymak suretiyle oynar. Kısaca bu dönem çocuğuıı başkalarıyla münasebette
bulunması için lüzumlu olan maharetleri elde ettiği yaştır. Çocuğun
gelişmesi duyularının ve hareketlerinin gelişmesinden ayrılamaz. Yürümesi
bedeni kadar zihnini de ilgilendiren bir merhale olarak karşımıza çıkar.
BİRİNCİ BUNALIM DÖNEMİ
Buna ezcümle belirtildiği gibi, “Hürriyete karşı birinci atılım~ “birinci
kcıprisler çağı”, “Egosantrik dönem”, “3 yaş bunalım dönemi” gibi isimierde
verilmektedir Uacquelin, G.). Çocuk, ego’sunu, yani benliğini bu dönemde
keşfeder. Bu keşif iyi olamaz, başarılı atlatılarnazsa, halkın egoist
dediği, bencil bir tipin ortaya çıkması çok doğaldır. Velevki bu hal,
ilgili uzmanların titiz yardımlarıyla gerek o devrede veya daha sonraki ay
ve yıllarda derinlemesine çalışılarak düzeltilmek istenmesin. Böyle bir
zaafın daha sonra telafiye çalışılması şöyle bir örnekle e-le alınabilir.
Bir pencere camını kırmak veya kırmamak. Biraz dikkat edilir- ve cam
kırılmazsa mesele yoktur. Eğer cam kırılmışsa o taktirde o kırık camlar
toplanıp fabrikasına gönderilir, kırık parçalar tekrar cam haline
getirilebilir ve- bir usta tarafından yerine yeniden takılabilir. Birinci
yol çok basittir, Küçük bir dikkat, ikinci zahmetli yoldan insanı korur. 3
yaş bunalım döneminin başarılı veya başarısız geçmesi ve sonradan telafiye
çalışılması aşağı yukarı bu örnekte verildiği tarzdadır. En iyisi bu dönemi
anne ve babanın iyi tanıyarak, buna uygun davranışları
benim seyebilmeleridir.
3 yaşına kadar çocuk çevresindeki mekanı yavaş yavaş keşfetmiş ve inşa
etmiştir. Evde zararlı işler, örneğin tabakları kırmak, merdivenden düşmek
vs gibi yapabilir (dikkat). Tedbirli olunınalıdır. Tedbir alınmalıdır.
Merdiven başlarına parmaklıklı kapı yapılması gibi tedbirlere gitmek
lazım.dır. Bu dönemde anne-baba çocuğuna sık sık “koşma düşeceksin, dokunma
kirleteceksin, dikkat et biryerini acıtacaksın” der dururlar. Hastalıktan
yeni kalkmış bir şahsa yavaş yavaş odada dolaşmaya başladığı zaman bundan
sevinç duymaklığımız gerekir. Oysa böyle yapmayıp da onun bu hareketine
kızgınlık gösterilirse, hastanın iyi olma azmi kırılabilir. Ayağa kalkmaya
hasret kalmış hasta kendine bu takati bulabiliyorsa hatta doktor kendisine
engel olmak istese bile ayağa kalkma işini yinelemek isteyecektir. Çocuk 1-çin
de durum böyledir. 0 özlemle yürümeyi, gelişmeyi, bilgisi-ni artırmak için
etrafı karıştırmayı arzulamaktadır. 3 yaşındaki çocuk elinden gelse dünyayı
keşfetmeye çalışır. Kırılabilecek şeyleri kırmaya, kalemlerle bir yerleri
çizmeye ihtiyacı vardır. Buna göre bir oda veya köşe hazırlanması evde çocuk
için faydalı olur. Çocuğu bütün bunlarda tecrübe sahibi olmasında
kontrolümüz dahilinde serbest bırakmalıyız.
Çocuk bu çağda (2.5-4 yaş) çevreden ve aileden adeta çözülerek hürriyet
yolunda ilk merhaleyi aşar. Amaç ileride tek başına hayatını yaşayabilecek
hale gelmesidir. Bunun ilk sınavı bu dönemde verilmektedir.
Bir kuşun uçabilmek için ilk palazlanmaya başlaması bunun güzel bir
örneğidir. Böyle böyle kuş uçmayı öğreııecektir. 0 da kendi başına yuva
kuracaktır, onun da yavruları olacaktır ve böylece tabiat devam edip
gidecektir. Bu dönemin bir diğer adı da “ilk karşı koyma buhran dönemi” dir.
Bu nedenle çocuk kendisine vasilik edenlere karşı koymadan rahat edemez.
Bunun da sebebi şudur. 0 kendi kuvvetini tanıyacaktır. Kendi öz kuvvetini
deneyecektir. Kendini kabul ettirmeye çalışacaktır. Daha ilerki yıllarda
geçireceği, ikinci bunalım dönemi için güç toplayacaktır. Sosyal benliği
keşfetme buhranı, bunun için daha şimdiden kendisine cemiyette bir yer
temin etme sancılarını halledebilmek için zeminler hazırlamakla meşguldur.
Bütün bunlar normaldir. Yaşamanın gelişmenin, evrelerin bir neticesidir.
Bunlar bilinmezse çocukta bu karşı koymalar çok şiddetli hal alır ve daha
büyük kaprisler şeklinde belirir. Çocuğun bu özelliği anne-baba tarafından
hatırlanmazsa çok ciddi karı-koca sorunları ortaya çıkabilir. Zira eşler
mutlu olmak için evlenmişlerdir. Oysa çocuk türlü kaprisleriyle onlara adeta
hayatı çekilmez hale getirmektedir. Nitekim halk arasında bir söz vardır,
evliliğin tekli yıllarında karı-koca sorunları, kavgalar çok olur denilir,
yani 3,5, 7 nci yıllarında, 3 yaş ve 7 yaş buhrarı dönemleri bilinseydi, bu
suni karı-koca sorunları doğmazdı. Esasen evlilik paikolojisine göre eşler
herhangi bir şekilde zaafa uğradıkları taktirde, birbirlerini suçlamak
yoluyla konuyu saptırma eğilimi vardır. Örneğin ekonomik sorunlar
karı-kocanın ciddi kavgalarının doğmasına neden olabilir. Oysa karı-koca
masumdur. Sorun ekonomiktir, bunun gibi. Sonuç, tabiat kanunları tanınmalı,
ona uygun davranışlar benimsenmelidir.
Anne ve babanın ÇocUğUn eğitiminde aynı paralelde olmaları ciddi bir
sorundur. Yani aynı bilgileri birlikte bilmeli ve uygulamalıdırlar. Görüş
ayrılıkları varsa bunlar uygun şekillerde (aile refah klinikleri vd) biran
önce ortaya konulup giderilmelidir yoksa bundan sadece anne baba değil çocuk
da çok örselenecektir.
Çocuğun psikososyal özellikleri ve başarılı bir uyumunun esasları konusunda
anne ve babanın fikir birliği içersinde olmaları, aile ve çocuk refahı
açısından aşılması gereken ilk merhaledir.
Çocuk bedensel ve psikososyal gelişimi açısından etrafta zarar verebileceği
eşyaların bulunmadığı bir odada veya en iyisi bir bahçede oynayabilmelidir.
Havanın güzel olduğu durumlarda çocuğun tabiat içersinde olması çok
faydalıdır. Gerek odada ve gerekse bahçede çocuk takip ve kontrolden asla
uzak tutulmamahdır. Ancak bu müdahale anlamında olmayıp, onun canına ve
çevreye zarar verebflmesini önlemek yönünden önemlidir. Bu yaşta çocuğun
pahalı oyuncaklar yerine tahta küpler, ip, çakıl taşları, eski fakat temiz
çantalar, üst üste koyarak şekil yapabileceği seramikler, oyuncak el
terazisi, sepet, bozuk ve kullanılamaz duruma gelmiş olan telefon apareyi,
belki bir yazı makinası (daktilo) vd daha yararlıdır. Kaslarını ve
duyularını çalıştırabilmek yönünden de bu tür elemanlar lüzumludur.
Örneğin bir baba kendi imkanlarıyla lxlxS cm büyüklüklerinde küçük küçük
tahta parçalarını marangoza hazırlatabilir. Kendisi bir pazar günü çocuğuyla
birlikte bunu önce zımparalayabiltr. Sonra da onları renk renk yağlı boya
ile boyayabilir. Bunlardan bir sepet dolusu, tahminen 150-200 adet olması,
hatta aralarında farklı ölçülerde tahta parçalarının da boyalı olarak
bulunabilmesi bu buhran dönemini yaşayan çocukların pek işine yarar ve
bunları üstüste koymak suretiyle türlü şekiller yapmak ister. Çok ucuz ve
kullanışlı araçlar olurlar. Üstelik kırılması, yarılnıası, yutulması gibi
tehlikelerde bulunmamaktadır.
Çocuğun normal gelişimi açısından gürültü etmesi bir gereksinimdir. Fazla
sessiz çocuklar, çok hareketli çocuklardan hatta daha çok endişe
uyaııdırmalıdır. Rehberlik herşeyden önce sevgi, toi~rans, otorite, sabır
ve inanma işidir. Çocuğa anne ve babasından istediği pstkososyal hakları
sevgi vd verildiği zaman, ondan da bazı şeyler ist~rnek ve almak daha
kolaylaşır. Örneğin otoritemize itaatı gibi. Nitekim gerçek sevgi ve
tolerans görmüş çocuklar anne ve babalarının otoritelerini daha rahatlıkla
kabul ederler ve onlara itaat ederler. Çocuk üzülüyor, ağlıyor diye onun
iyiliği için ondan beklediğimiz işleri yapmıyorsa, söz tutmuyorsa kendinden
istediklerinden vazgeçmek., çocuğun işlerini ağlıyarak yaptırabiieceğine
dair onda bir kanaat hasıl olmasına vesile teşkil eder. Bu sebepten
çocuktan birşeyler isterken bunların istenebilecek şeyler olup olmadığı
konusunda önce iyi karar verip ondan sonra kararlı olarak onu uygulamamızda
büyük yararlar vardır, Örne~ğin bu dönem bunalımı içersinde olan çocuğun
televizyon seyredip seyretmemesi konusunda verilmiş ciddi ve tutarlı karar
alınmalı ve istikrarlı bir şekilde uygulanmalıdır. Birgün öyle, birgün
böyle birbirini çelişkiye düşüren davranışlar Çocuğu da, aileyi de
mutsuzluğa götürür. Çocuğu eğitenlerirı bir süre sonra çocuk karşısında
etkisiz hale gelmeleri bundandır. Onları tekrar çocuk üzerinde etkili hale
getirmeye çalışmak giderek zorlaşır ilgili uzmanlık müesseselerinin bu
aşamada da yardımları büyük olur.
Yetişkinler, çocuğun akrabaiarı ve diğer sosyal çevre bireyieri, çocuğu
yola getirmek veya ona karşı yeteriaıce etkili olabilmek için ne kadar
araya girerlerse, Çocuğun karşı koyma tepkileri de o nisbette çok şiddetli
olur. Çocuğun kaprisleri giderek artar. Anne-baba burada esastır. Diğer
sosyal çevre bireyleri anne-babanın otoritesini çocuk üzerinde sarsacak
davranışlardan şiddetle sakınmalıdırlar oysa iyilik yapıyoruz diye nice aile
yakınları çocuğun yanında anne ve babayı eLeştiririer veya onların
koydukları kurallara ters düşecek tavırlarda buJunurlar. B~iylece çocuğun
sosyal gelişimi yeni buhranlar ortaya çıkarır. Öyle ise, sadece anne babanın
değil tüm bireylerin bu alanlarda asgari bilgiyi bilıneleri vatandaşlık
görevi olarak mühimdir.
Çocuğun eğitiminde rehberlik görevini üzerine almış anne ve baba, mutlaka bu
alanlarda özel eğitim almış asgari bir uzmamn denetiminde bu görevini
sürdürmeye çalışmalıdır. Billmi. guIrdlğI bu kolaylıktan yararlamnalıdır.
Çocuğun kaprisleri karşısında yapılabilecek en iyi hareket tarzı, çocuğun
tehlikesizce yapabileceği şeyleri yapmasına müsaade etmek, öte yandan da
kaprislerinl görmemezlikten gelmektir. Suçları karşısında veya yapması
lazım gelen işlerinde sarsılmaz bir sesle ve sükunetle onu eğitınek gerekir.
Bundan çıkan anlam şöyle de olabilir. Çocuğu hoşuna gideni kırmakta, kapılan
kmralamakta, duvarları çizmekte serbest mi bırakmak lazımndır. Verilecek
cevap, evettlr. Çocuğun kaslarım ve duyulannı gellştlrebilmek için buna
ihtiyacı vardır. Çocuğun ilaca ihtiyacı olsa bu alınmayacak mıdır? Öyle ise
bu da yapılacaktır. Bu dönemde çocuğun ilacından blrkısmı da budur. SÜRÜ
eşyalar ve süslü duvarlar her zaman tekrar yapılabilir. Ancak çocuk
büyüdükten sonra onun giden çağını tekrar geriye getirmek mümkün değildir.
Ne yazıkkl, meslek hayatımızda sosyo-ekonomik yönden üst düzeyde bulunan
kültürlü aileler de bile bu tür uygulamaları çok görmekteyiz. Pırıl pırıl
bir çocuk odası, herşey model kitaplarındaki gibi ama gel gelelim, çocuğun
etrafı çizmesi, dağıtması vs yasaktır. Orada biblo gibi oturmak
zorundadır. Kimi bu kesim ailelerde anne makyaJını yapıp günlere
gitmektedir. Çocuk ise bunalım dönemini kapıcının kızı ile birlikte
geçirmektedır. Kapıcının kızını haklr görmüyoruz. Asla, ancak annenin yerini
kimse tutamaz. Kaldı ki, başından bu yana söyleyip durduğumuz gibi, çocuğu
bilimsel yönden tanımak ve 0-na göre hizmet vermek esas değil miydi?
Çocuğu hoş görmenin asla kayıtsızlık anlamına gelmediği hep söylenegelmiştlr.
Çocuğu tanıyıp ona uygun davranışlar 1-çersinde olduktan sonra, pekala
çocuktan yemeğini düzgün yemesi, elini güzelce yıkaması, kendi odasında
etrafı dağıtmasımn daha uygun olacağı kesin bir şekilde ve tatlılıkla
söylenme11, istenmelidir. Kesin bir şekilde istemek gereklidir. Bunda
sebep lazımdır. İlk deneyimlerde anne-baba başarısızlığa uğrarlarsa
yılmamalıdırlar ve özenle lstlkrarlarını korumalıdırlar. örneğin böyle bir
olayda, mesela televizyon seyretmede, geç saatlere kadar anne-baba Çocuğun
bu seyirine mani olmak istiyorsa, bu kararını açıkca çocuğa söylemelidir.
En fazla iki kez de müsamaha (başlangıçda) hoşgörülebilir. Ancak bunu
ailenin böyle istediği çocuğa hatırlatılarak, bir dahaki seferde kendisine
müsaade etmiyecekleri bildirilmelidir. Görülecektir ki, bir iki müsamahadan
sonra çocuk artık o yola girecektir ve bir defa da annem-babam
söylediklerini yaparlar intibaını aldıktan sonra, artık aile-çocuk refahında
iyi bir ilerleme kazanılmış demektir.
Anaokulları, çocuk bahçeleri, çocuk kulüpleri bu tür annebabanın
otoritelerini sağlama yönünden faydalıdır. Çocuk buralarda da sevgi ve
toleranstan sonra otorite geleceğini görecektIr. Ailesine ve sosyal çevreye
uyumu daha kolaylaşacaktır. Bu nedenle modern anaokulu hizmetlerinin çocuğun
psikososyal gelişiminde bir gereksinim olduğu bilinmektedir. Yurdumuzda da
mecburi olması yolunda çalışmalar mevcuttur.
Anne-baba ve çocuk arasında kaprislerin Çoğalması, onları barıştırmak için
diğer sosyal çevre bireylerinin bilgisizce araya girmeieriyle olur. Çocuk
esasen kaprisler buhranı çağını yaşamaktadır. Onların ilk rehberi olan anne
ve babayı bu konuda diğer sosyal çevre bireyleri adeta başkan
seçmelidirler. Onların yöneltisi doğrultusunda çocuklarıyla akrabalık,
yakınlık vd ilişkilerini sürdürmelidirler. Aksi takdirde onlar bilmeyerek o
çocuğa ve onun anne ve babasına yeni sorunlar meydana getirebilirler.
Çocuğa yapması lazım gelen işlerde, yemeğini yemesi, uykusunu uyuması vd ona
ödün vermeye, sen bunu yaparsan sana şeker alacağım vs demeye hiç lüzum
yoktur. Bu bir yanlışlık olacaktır. Zira uyumak, yemek yemek ödün
gerektirecek birşey değildir. Bunlar normal fizyolojik işlerdir. Bunu
yapmazsa anne ve babanın başarısızlığa düşeceğinden korkmamalıdır. Çocuğun
bu buhran dönemini başarılı atlatabilmesi için anne ve babasının fizik
yaklaşımlarına da ihtiyacı vardır. Kucaklanmak, elinden tutup gezdirilmek,
öpebilmek vd. Bu ihmal edilmemeli, ancak normal bir dozun da üzerine
çıkılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, üç yaş bunalım dönemi, çocuğun bütün
kaprislerinin tatmin edilebileceği bir çağ değildir. Bu kaprislerinin hepsi
bu bunalım dönemiyle bitnıeyecektir. Çocuğa günün her saatinde şeker
verilmesi (ödün verilmesi), taviz verilmesi onu büyük bir ihtimalle daha da
kaprisli yapmak için güzel bir yoldur.
Bu ilk karşı koyma buhrauı dönemi çocukta çeşitli duygu bozukluklarına da
sebep olabilir. Erkek çocuğun annesine karşı duyduğu qın sevgi, buna bağlı
olarak da az veya çok bir miktarda suçluluk duygusuyla babaya karşı
düşmanhk beslemesi doğaldır. Bu dönemde çocuk cinsel gelişimi itibariyle
Oldlpus kompleks (odip kompleksi) çağım yaşamaktadır. Bu çağın bir gereği
olarak erkek çocuk anneye. kız çocuk da babaya aşıktır ve böylece çocuklar
cinsel bir tatmin hız alma durumundadır-lar anne ve babalarından, erkek
çocuk bu hisle, annesine karşı gizli bir suçluluk duygusu duyar. Keza kız
çocukta aynı şekilde babaya karşı. Erkek çocuk babayı, kız çocuk da anneyi
kıskamr. Anne erkek çocuğun, baba kız çocuğun olsun isterler. Eşlerin
(anne-babanın) birlikte olmasından hoşlanmazlar? Anne baba kucaklaşsa
çocukların araya girerek onları şiddetle ayırmaya çalıştığına çok anne baba
şahit olmuşlardır. Baba sert, annede zayıf olduğu nisbette çocukların bu
duyguları daha belirgin hal alır. Bu itibarla anne ile babmnın aldırmazlık
Ile baskı uasında güzel bir denge kurmaları gereklidir. Anne sevginin, baba
otorltenin temsilcisi olmalıdır. Bu otorite sert haşin anlamda değildir.
Fakat ula anne Ile baba rolleri birbiriylb yer değiştirınemelidir.
Çocukların psikososyal gelişimleri Için bu tehlikelidir. Oldipus kompleks
dönemde kardeşler birbirleriyle de kıskançlık Içersiııe girebilirler, Iki
kız kardeş veya iki erkek kardeşin birlikte olması halinde olabileceği
gibi. İşte bütün bu dönemlerde anne ve babanın fevkalade bilgili ve hünerli
olmaları ve sevgiyi çocııklarına dengeli bir şekilde verebilmeleri, ileride
doğabilecek türlü duygusal bozuklukları önlemek yönünden pek mühim
olacaktır. Daha sonraki yıllarda ailelerin çocuklarına karşı, halasına
çekmış, dayısına çekmiş vd gibi haklı veya haksız eleştirilere girmeleri
böylece önlenmiş olacaktır. Dememiz odur ki, çocuklar işte böyle böyle
kişilik ve beceri psikososyal sağlık elde etmektedirler. Akrabalardan
birisine benzemeleri vs. tamamen ikinci planda mütalla edilmelidir. En ağır
ruh hastalıklarında bile yandan çok daha fazla bir oranla çocuğun sağlıklı
olma şansı vardır. Şartlar, anne-baba ve sosyal çevre yöneltisl herşeyin
üzerinde mühimdir, çocuğun ileriki pslkososyal yaşamında ve başarısında bu
önemlidir.
3 yaş bunalım dönemi çocuğu, söz gelimi kardeşinin annesinin kucağına
oturmasını kıskanır. Büyüklerin alayları, zulümle
ri, baskıları, daha başarılı sevimli ve güzel olan çocuğa karşı
gizleyemedikleri aşırı sevgileri, ÇoCuğun bu yaş dönemi bunaIımlarını
artırır. Her bunalım döneminde enferiyorite (acizlik) duygusu -halkın
aşağılık duygusu dediği- vardır. Haliyle bu dönemde de bu sözkonusudur.
Çocuk böyle durumlarda çok çabuk olarak acizlik kompleksine kendisini
kaptırabilir ve daha güzel olan iç dünyasına döner. İçe kapalı çocuklar
böyle meydana gelmeye başlar. Ana babaların beceriksizlikleri bunu zamanla
daha da körükler. Maalesef ailelerde bu anormal durumlara sık raslamak
mümkündür. Çocuğu daha çok sevmek, erkek ve kız çocuklarına sevgi
clağıtımında ihtiyatlı, adaletli davranmak (sevgiye daha çok muhtaç olan
çocuk hissettirmeden daha çok sevilebilir, tabii diğer kardeşlere,} onların
kaprisleri karşısında gevşemeyen kararlılıkla tatlılık göstermek, çocukları
sükunetle ve sevgiyle yola getirmek gereklidir. Üç yaş bunalım döneminin
hüküm sürdüğü yaşlarda, yani 3-4 yaşlarından itibaren aile içinde herkesin
aynı şekilde muamele görmemesi gerektiği hiçbir kıskançlık duygusu
yaratrnadan çocuklara anlatılabilmeli ve onlara bu gerçek kabul
ettirilebilmelidir. Sevgide ve onlara eşya alımında eşitlik değil, adalet
duygustınun ön planda tutulması gereği öğretilmelidir. 6 yaşındaki Ali’ye
çikolata verilir, 3 yaşındaki Aysel’e verilmeyebilir. Çünkü çikolata ona
dokunmaktadır. 12 yaşındaki Mehmet’e ise Ali’den daha çok çikolata verilir.
Çünkü o daha büyüktür. Kısaca bu yaştan itibaren çocukta eşitlik
duygusundan çok adalet duygusu uyandırmak ve geliştirmek gereklidir. Bunu
çocuklar bu yaşta öğrenmeIi, içlerine sindirmelidir.
Sonuç olarak şunlar söylenebilir;
Mekana ait ilk keşiflerin yapıldığı bu devre ‘birinci kaprisı’er çağı’
sonunda çocuk belli bir aşama yapmış olur, ilk hürriyetini elde etmiştir.
3-4 yaşlarında buhranlarla kendisini gösteren ilk kurtuluş sancıları buradan
ileri gelir. Çocuk neden kurtulacaktır? Bu çok açıktır, psikososyal
gelişimlerini yavaş yavaş böylece tamamlayacak, ~cizlikten bağımlılıktan
kendi kendini idare etmeye ve de başkalarını da idare edebilecek hale
gelmeye doğru gelişimdir bu. Bir insanın daima bu yaş düzeyinde kalmış
olduğu düşünülebilir mi? Ne kadar büyük bir sorundur bu! Işte büyümenin
getirdiği sancılardır bunlardır ki, tamamen normaldir. Bu sancılar Ilerdeki
başanlara giden yoilardır. Sıkıntısız başarı olamaz, olsa da tadı kalmaz.
örneğin bir öğrenci bilmediklerini öğrenmek Için, ders çalışarak çok
Özveride bulunması, yerine göre sıkılması, uykusuz kalması, eğlencelerinden
fedakarlık etmesi lazımdır. Bunun sonunda sınavını verecektir ve biraz daha
mutluluk yolunda merhale alacaktır. Çocuğun üç yaş bunalım dönemini de bu
şekilde yorumlamak lazımdır.
Bu kaprisler karşısında anne baba ve çocuğun diğer sosyal çevre blreyleri
heyecana kapılmamahıdırlar. Çocuğa bağırmamalı, aksine yüzüne de norıual
bir dozun üzerinde gülmemelidlr. 0 zaman kaprlslerini artırır, onlara
sığınır. Fakat bu kaprislerin geçip gitmesini bilgili bir şekilde
beklemellylz. Bu sosyal buhran devresl de (bu buhran sosyaldır, çünkü
sosyal uyum için yapılmaktadır) çevre, çocuğun hürriyet arzusunu
yaralamadıkca çocuk beş başından önce kaybolur. Aile anlaşmazlıklarının
başgöstermemesi Için -çocuğun kaprlsleri karşısında esasen yorgun olan anne
baba dolaylı olarak birbirlerine düşebillrlerboşanmalara kadar giden
çözülmelerln bulunmaması veya en asgariye indirilebllmesl Için -tabii
çocukla ilgili olarak- aşağıda sıralayacağımız hususlara hassasiyetle
uymamız gerekecektir. Burada sayılan özet bllgilerde çocuğun pslkososyal
özelliklerini tanıma yönünden sık sık hatırlanmalıdır.
Kaynak:
www.konya.meb.gov.tr
Detaylı Bilgi İçin Aşağıdaki Siteleri Ziyaret Edebilirsiniz
|
|