 |
|
Grubumuza Bağlı Siteler İçinde İçerik
Araması Yapınız
|
|
 |
Çocuk Gelişimi
Çocuk Gelişim Dönemlerinin Özellikleri
5-15 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
İnsan gelişimi döllenmeden başlayarak yaşamın sonuna dek sürer. Genel olarak
doğumdan sonraki ilk iki yıl içinde insan yavrusu “bebek” olarak kabul
edilir.
Çocuğun gelişimini incelemek bir çok yönden yararlıdır. Gelişim çeşitli
dönemlerden meydana gelir. Belli gelişim dönemlerinde ortak davranış
kalıplarının olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya konmuştur. Örneğin
3-4 yaş çocuklarına okuma yazma-öğretmeye çalışmak boşuna bir çabadır. Çünkü
çocuk belli bir olgunlaşma sürecinden geçmeden belli becerileri kazanamaz.
Buna karşılık dört yaş çocuğu sayı sayamaz, renkleri ayırt edemezken en güç
müzik parçalarını öğrenebilir. Erişkinlerin bin bir güçlükle öğrendikleri
bir yabancı dili, o dilin konuşulduğu ortamda çok kısa sürede
öğrenebilirler. Konuşma yeteneğinin gelişmesi de beynin belli bir olgunluk
düzeyine erişmesine bağlıdır, beş aylık bir bebeğe ne kadar uğraşılsa da
konuşma öğretilemez, ancak 8-9 aydan sonra bebek duyduklarını yinelemeye ve
kapmaya başlar. Çocuk bu dönemde ilgi ve uyarılmadan yoksun kalırsa
yetenekler körelir. Daha da geç kalınırsa konuşma açığı kapatılamaz. Çocuğun
öğrenmeye yatkın olduğu bu dönemler kaçırılırsa yetenekler gerektiği gibi
açılıp serpilemez. Buna “Kritik dönem” denir. Yani belli davranışların belli
dönemlerde kazanılması gerekir. Örneğin Fransa’da ormanlık bir bölge de
bulunan 10-11 yaşlarındaki Victor, hiçbir dili bilmez ve konuşmaz haldeydi.
Yürümüyor, dört ayak üzerinde gidiyordu. Bir şeye uzun süre dikkat
edemiyor,insanlardan korkuyor ve sosyal ilişkilerden kaçınıyordu. Beş yıllık
bir eğitimden sonra birkaç kelime ve isimden başka bir şey söyleyemedi.
Kendi başına yaşayıp, insanlarla iletişim kurmayı da öğrenemedi.
PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD si
2300 Adet; psikoloji
psikiyatri ve özel eğitim içerikli dokümandan oluşan eşsiz bir arşiv
çalışması
Binlerce dokümanı
tek CD de topladık. Ayrıştırılmış konu indeksi, Karma ve Alfabetik, Konular,
Konu içerikli
Klasörler, İçerik bağlantılı Alt dosyalar, Kolay kullanılma imkanı.
CD ye sahip olmak ve ayrıntılı bilgi
için TIKLAYINIZ
1-3 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ (Özerklik Dönemi):
Tuvalet eğitiminin kazanıldığı bu dönem 2 nci ve 3 ncü yaşı içine alır.
Yürümeye ve konuşmaya başlamıştır. Kazanılan bu iki önemli yetenek sayesinde
bağımsız hareket etmek ister. Sürekli oradan oraya koşuşturur, her yere
uzanmak, herşeyi tutmak ister. Çevresini araştırmaya keşfetmeye çalışır. Su
ile oynar, yemekleri döküp saçmaya başlar, isteklerini karşı çıkılmasına
dayanamaz, ağlar, başına buyruk, ele avuca sığmaz, öfkeli bir çocuk olup
çıkmıştır.
Bu çağda cocukların inatçı olumsuz, hareketli karıştırıcı tutturucu
olduklarını ve davranışlarında çelişkilerle dolu olduğunu unutmamak gerekir.
Ayrıca bu olumsuzlukların geçici olduğunu 3 yaşında ortaya çıktığını bilmek
yararlıdır. Ortadan kesici, batıcı, yarayıcı nesneler kaldırılmalıdır.
Değerli eşyalar çocuğun uzanamayacağı yerlere konmalıdır. Ama bunu yaparken
her şeyi ortadan kaldırmak yanlış olur. Çocuk oynamayacak birşeylerle
oynuyorsa yavaşça elinden alınmalı onun yerine ilgisini çekecek bir eşya
veya oyuncak verilmelidir.
Bu yaşlarda çocukların dikkatlerinin başka yöne kolaylıkla çekilebileceğini
bilmek iyi olur. Böylece çocukla gereksiz yere kısır çekişmelere girilmemiş
olur. Çocuk her an bir şey kıracak kendine veya eşyalara zarar verecek
korkusuyla davranmak doğru bir hareket tarzı değildir. Çocuk bazı titiz
annelerin yaptığı gibi belli bir alanda tutulmamalı, ev içinde oynama
serbestisi tanınmalıdır.
Sürekli olarak dur, otur, yapma , elleme demekten kaçınmak yerinde
olacaktır. Bu yaşlarda korkutmalara, sert cezalara ve dayağa başvurmak çok
zararlıdır. Ancak çocuk ağlamasın diye her istediğini yerine getirmekten de
kaçınılmalıdır. Çocuğun döküp saçmasına katlanarak kendi kendisini besleme
kendi başına yemek yeme isteği desteklenmelidir. Üç yaşında çocuk kendi
başına yemek yer duruma gelmelidir.
3-6 YAŞ ARASI ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ (Oyun dönemi):
Bu dönemde çocuk konuşkan, cıvıl cıvıl ve hayat doludur. Sürekli sorular
sorar: “Anne bu ne ?,Baba bunun adı ne?, Neden?, Niçin?,” soruları bitmek
bilmez. Sık sık büyüklerin sözünü keser, “bana da söyle” diye araya girer.
Her şeyi bilmek, tanımak ister. Bir önceki dönemin inatçılığı gitmiş onun
yerini uyumluluk ve söz dinlerlik almıştır. Bu dönemin en belirgin özelliği
olan kendi işini kendi görmeye bayılır. Çok canlı bir hayal gücü vardır.
Duyduklarını abartır, gördüklerini çarpıtarak anlatır. Olmamış şeyleri olmuş
gibi anlatır. Çizikler, sıyrıklar ve küçük yaralanmalardan çok etkilenirler.
Bir damla kan görse avaz avaz bağırır, ağla Kız veya erkek olduğunu ayırt
eder. Anne babaya benzeme çabası içine girerler. Kız çocuğu anneye
hayrandır, anneyle bir arada bulunmaktan, onunla mutfakta iş yapmaktan çok
hoşlanır. Annenin hoşuna gidecek işleri yapmaya özen gösterir. “Bak anne ben
ne yaptım” diyerek ondan övgü bekler. Anneyi giyinirken, soyunurken,
süslenirken izlemeyi çok sever, dudaklarını boyamaya annesinin topuklu
ayakkabılarını giymeye bayılır.
Erkek çocuklar da babaya hayrandır. Onun gözünde babadan daha becerikli,
daha akıllı ve daha güçlü kimse yoktur. Arkadaşlarına “Benim babam senin
babanı döver” diye tartışmaya girişir. Babası gibi traş olmaya, babasının
sigarasını ağzına almaya kalkar.
Kızın anneyi benimsemesi, erkek çocuğunun da babayı örnek alması kişiliğin
gelişmesinde en önemli olaydır. Erkek çocuk erkek kimliğini babaya
benzeyerek, kız çocuk ta kız kimliğini anneye benzeyerek kazanır.
Psikolojide buna “özdeşim” adı verilir. Bizim dilimizde bunu anlatan pek çok
ata sözleri vardır. Örneğin “kız anadan öğrenir bohça düzmeyi, oğlan babadan
öğrenir koyun yüzmeyi” gibi. Bu dönemde oyun çocuklar için ayrı bir özelliğe
sahiptir. Biz yetişkinler gözüyle oyun, çocuğun eğlenmesine, oyalanmasına
yarayan amaçsız bir uğraştır. Oysa çocuk oynadıkça duyuları keskinleşir,
becerisi artar. Çünkü oyun, çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır. Duydukları,
gördüklerini sınayıp denediği, öğrendiklerini pekiştirdiği bir deney
odasıdır. Oynayan çocuk kendi küçük dünyasındadır. O dünyaya kendisi
hakimdir. Kuralları kendisi koyar, kendisi bozar. Yaşıtları dışındaki
kimsenin bu dünyaya girmesini istemez. Evcilik oynayan küçük çocuklar
büyükleri yanlarına yaklaştırmazlar.
6-11 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİMİ (ilkokul dönemi)
Okula başlayış ailenin yaşamında çocuğun konuşması, yürümesi gibi önemli bir
aşamadır. Okula başlama çocuk yönünden belli bir zeka ve duygusal gelişimi
tamamlamış olmayı gerektirir. 6 yaşını bitirdiği halde zekası yeterli olan
bir çocuk ruhsal bakımdan evden ayrılabilme olgunluğunu göstermeyebilir.
Özellikle oyun ve arkadaşlıktan uzak tutulmuş, dışarı çıkarılmamış çocuklar
için evden ayrılış ürkütücüdür. Okulların açıldığı ilk günlerde, her sınıfta
birkaç anneyi sıralarda çocukları ile birlikte otururken görmek olağandır.
Okula korku ile giden ve hep evi düşünen bir çocuğun kendini okuma ve
öğrenmeye vermesi kolay olmaz. Ayrıca yaşıtları içine karışması, birlikte
oynaması ve arkadaşlık kurması güç olur. Okula uyumu ve başarısı bir anlamda
anne-babanın yetiştirmedeki başarısının bir ölçüsüdür.
Zeka nedir? Zeka zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara
uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir. Öğrenme ile zeka
arasında yakın bir ilişki olduğunu bu tanımdan anlıyoruz. En zeki kişi en
çabuk ve en çok öğrenebilen kişidir.
Zekanın gelişim evreleri: iki yaşından önce kavramların belirmediği gerçek
anlamda genelleme zeka yeteneğinin gelişmediği yapılan araştırmalar sonucu
ortaya çıkmıştır. Doğumdan iki yıl sonrasına kadar devam eden bu dönem
duyusal hareketlilik dönemidir. Bu dönemde çocuk duyularını kullanmaya,
uyaranlara uygun tepkiler vermeye ve devinimleri yinelemeye çalışır. 2-4
aylar arasında ellerini izlemeye başlar, ama bir nesneye uzanamaz. 5 (beş)
aydan önce görüş alanından çıkan bir nesneyi aramaz. Örneğin renkli bir
çıngırak gözü önünde yastığının altına konsa gözünü dikip oraya bakmaz.
Görüş alanından çıkan nesne onun için yok olmuştur. 8 nci aydan sonra gözden
uzaklaşan örneğin yastık altına konan bir emziği arar bulur. Ancak emzik
oradan alınırsa emziği yine aynı yerde arar.
Çocuk 1 nci yaştan sonra bir deynek yardımıyla oyuncağı kendine çekmeye
çalışır, bir oyuncağı ilk sakladığı yerde değil son sakladığı yerde arar.
İki yaşından sonra çocukta kavramlar gelişmeye başlar. Bu evrede çocuk
nesneleri başka şeylerin simgesi gibi kullanmaya başlar. Örneğin bir değneğe
binip at gibi dolaşabilir elindeki bebekle canlıymış gibi oynar ve konuşur.
Dil hızla gelişir. Simgelerle konuşma ve genelleme başlar. Çocuğun sayı,
zaman, büyüklük, renk, ağırlık gibi kavramları çok basit düzeydedir. 4-7
yaşlar arasındaki çocuk iki eşit bardağı su doldurulsa, sonra bu bardaktan
biri daha uzun ve ince bir bardağa boşaltılsa ve çocuğa hangisinde daha çok
su olduğu sorulsa, ince uzun bardağı gösterir. Çocuğun sayıları öğrenmesi de
başlangıçta ezber yoluyla olur. Örneğin parmaklarını sayması istenen çocuk
baş parmaktan başlamışsa bu istek yineleyince ancak baş parmaktan başlayarak
doğru sayabilir. Serçe parmağından başlaması istenirse “bu bir değil”
diyerek baş parmağının bir olduğunu söyler. Başka bir deyimle sayı kavramı
daha yerine oturmamış, nesnelerden ayrı soyut bir nitelik kazanmamıştır.
Somut işlemler dönemi adı verilen 7-11 yaşları arası sayı, zaman, uzay,
ağırlık, boyut, hacim kavramları iyice yerleşmeye başlar. Ancak soyut
düşünme yeteneği henüz tam gelişmemiştir. Onur, millet, ülke, ölüm gibi
kavramlar daha çok tam anlamadan okulda ezberlediği şekliyle zihinde yer
eder. Bu yaş çocukları deyimleri anlamakta güçlük çeke, benzetmeleri somut
anlamları ile kavrarlar. Örneğin “büyük adam” sözünü iri ve uzun boylu adam
olarak anlarlar.
11 yaşından sonra ise soyut kavramların yerleşmesi ve kavranması
gerçekleşir. Yukarıda sözünü ettiğimiz kavramlar bu yaşlardan sonra
gelişmeye başlar. Ancak zeki çocuklarda soyut düşünce, mantık yürütme ve
muhakeme zeka oranına göre daha erken yaşlarda başlar.
ZEKA İLE BAŞARININ ÖLÇÜLMESİ
Öğrenmenin yolunda gitmesi, dolayısıyla okul başarısı bir çok uygun koşulun
bir arada bulunmasına bağlıdır. Her şeyden önce çocukta zeka gelişimi
çocuğun yaşına uygunluk göstermelidir. Okulda olduğu gibi toplum yaşamında
da başarı büyük ölçüde zeka ile orantılıdır. Ancak zeka başarıyı belirleyen
tek etken değildir. Bunun yanında başka koşullarda aranır. Örneğin çocuğun
duyu organlarında bir bozukluk olmamalıdır. Görme ve işitme bozuklukları
başarıyı önemli ölçüde etkiler.
Öğrenme uygun ortamlarda gerçekleşebilir. Yani çocuk uyarılma ve öğrenim
imkanı bulmalıdır. Evdeki uyarı ve ilgi okuldaki öğretimin temelini
oluşturur. Yoksul çocuklar ve özellikle çocuk yuvalarında yetişen çocukların
cılız bitkiler gibi bedence ve zekaca zayıf kaldıkları görülür. Yetenekler
ve zeka ancak uygun ortamda ve sevgi ile beslenerek gelişir. Çocuğun öğrenme
isteği örnek anne baba tutumları ile gelişir. Başarıda aranacak bir başka
etkende çocuğun ruh sağlığının yerinde olmasıdır. Öğrenmeyi köstekleyen iç
bunalımlardan, iç çatışmalarından ve tedirginliklerden uzak kalmalıdır.
Kısacası çocuk kişilik olarak kendisi ve çevresi ile barışık olmalıdır. Aile
içinde anne –baba kavgaları, yoksulluk, ağır hastalıklar, ayrılıklar
öğrenmeyi olumsuz olarak etkiler. İçe dönük sıkılgan korkak kuruntulu
çocuklar yetenekleri ölçüsünde başarı gösteremezler.
Arzu DENİZ...
KONYA
Detaylı Bilgi İçin Aşağıdaki Siteleri
Ziyaret Edebilirsiniz