PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD si
2800 Adet Civarında (Yaklaşık 20 Bin sayfa); psikoloji psikiyatri ve özel eğitim içerikli dokümandan oluşan eşsiz bir arşiv çalışması Binlerce dokümanı tek CD de topladık. Ayrıştırılmış konu indeksi, Karma ve Alfabetik, Konular, Konu içerikli Klasörler, İçerik bağlantılı Alt dosyalar, Kolay kullanılma imkanı.
CD ye sahip olmak ve ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZAİLE - EVLİLİK TERAPİSİ
Son yıllarda evlilik terapisine başvuran çiftlerin sayısı sürekli
artmaktadır. Terapiye başvurular; ilişkinin kopma noktasına geldiği
çiftler veya ilişkinin artık anlam ifade etmediği hatta zorladığı
kadınlar tarafından yapılmaktadır. ''Evliliğimizde sorun var'',
''İlişkimizde problem var''diye başvuranların yanında, asıl sorunu
örterek; depresyon, psikosomatik şikayetler, ve fobik reaksiyonlarla
terapiste başvuranlara da sıklıkla rastlanmaktadır. Bazı çiftlerin
terapiste başvurma amaçları; ilişkilerini, evliliklerini kurtarmaktır.
Hem terapi ortamı, hem de terapist evliliğin bitmesine ya da devam
etmesine karar veremez.
Terapi ortamı; İletişimi açık ve net hale sokan, üçüncü bir kişinin
(terapist) yardımıyla karşılıklı anlaşılabilir konuşmayı öğreten,
kişinin olaylara tek yön olan bakış açısını zenginleştiren, kendinin
farkındalığını sağlayan bir ortamdır. Bu ortamdan yeteri derecede
faydalanabilmek yinede çiftlerin kendilerine bağlıdır.
Terapinin amacı iletişimi sağlıklı hale getirmektir. Bir ilişkinin
sağlıklı şekilde devam etmesi, çiftlerin uzlaşmazlıklarını çözebilme
yeteneğine ve isteğine bağlıdır. Çiftler arasında ilişkinin sorun haline
geldiği durumlarda şu cümleler sıklıkla kullanılmaya başlamıştır artık.
"Beni sen hiç anlamıyorsun. "
"Ben kendimi sana anlatamıyorum. "
"Sen önceden böyle değildin, çok değiştin. "
"Sen hep böylesin. "
"Hiç değişmeyeceksin"
"Artık senin bu kadar duyarsız olmana dayanamıyorum"
Konuyla İlgili Olabilecek Aşağıdaki Google Sponsor Sitelerini Ziyaret Edebilirsiniz
|
|
Çiftlerde ortaya çıkan sorunlar, aslında
problem diye görülmeye başladığı zamandan daha önce den de vardır. Fakat
yaşam döngüsünün çeşitli devrelerinde(evlilik, çocukların doğumu,
çocukların okulu, eşlerin iş-meslek rolleri, geleceği
yapılandırma)çiftler belirli amaçlar üzerine odaklaşırlar.
Böylece ilişkinin yürümesini engelleyen "şeyleri" göremez ya da görse de
farketmemeye, farketse de bir süre sonra bunun değişeceğine kendini
inandurmaya çalışır. Fakat bu yaşam döngüsü içinde ani ve büyük
değişimler, zorlanmalar, kayıplar ve bu döngünün oturtulmasıyla, kişiler
o ana kadar belki de hiç yapmadıkları, yada bazen düşündüğü hatta bazen
deneyime geçirdiği "kendinin farkındalığı" üzerine yoğunlaşmaya başlar.
Ben neyim? ne oluyor? ne istiyorum gibi kendine yönelik sorular sormaya
başlar. Farkına varmaktan kaçındığı "şeyler" üzerine gidip onları
araştırmaya, çözümlemeye çalışır. İlişkinin bileşenleri olan üçlü;
kominikasyon-güç-duygu o anda gerçek sorunlar olarak görülmeye başlanır.
İlişkide o ana kadar çıkıp da başedilen sorunlar bir anda üstesinden
gelinemez bir hal almaya başlar.
Çatışmalar, aşağılamalar, tehditler. ve "sen" çatışması ortaya çıkar.
İlişkinin tanımını yapacak olursak;özel belirli bir bağlamda kişiler
arasında oluşan duygu ve düşünce, davranışlarda şekillenen bir mesaj
iletimi, daha da ötesi arzu, istek ve ihtiyaçların cevap bulmasına
yönelik bir alışveriştir. İlişkinin olması için iki kişinin olması ne
kadar olmazsa olmaz bir kuralsa, ilişkide hangi kontekstin geçerli
olduğu konusunda o kadar önemlidir. İlişkinin şekillendirilmesi; belirli
bir durum, ortam dahilinde olmalıdır. Eşlerden birinin sevgisini ifade
etme şekli diğerinde sevgi değil de öfke, kızgınlık şeklinde
algılanabilir. İlişkide önemli olan bir noktada "burada ve şimdi" dir.
Kişiler arası ilişkilerde, kişilerin çevrelerindeki üçüncü ve dördüncü
kişiler (anne, kayınvalide, baba, arkadaş) tarafından ilişkiye yandan
müdahale yapılacağı gibi, bir profesyonel (terapist) tarafından da
terapötik müdahaleler yapılabilir. Gerçek yaşamda ilişkilerde
belirlemeler, tanımlamalar ve yorumlar olduğu müddetçe, müdahaleler her
zaman bir şekilde vardır. Fakat bir problem yaşandığında:kişilerin
"eylem kapıları yapılanmış" olması veya "sonu gelmeyen oyunlar"söz
konusu olduğunda, sistemin dışından bir kişinin müdahalesine gereksinim
vardır. Çünkü sistemin devam etmesi için, sistemin kurallarının
değişmesi gerekmektedir. Sistemi değiştirmek, o sistem içindeyken olası
değildir. Ancak dışardan birisi(terapist)sisteme ihtiyacı olanı
verebilir "Kuralların değişmesi"
"Yeniden çerçeveleme" çift-aile terapisinde en temel müdahale
tekniklerinden biridir.
Böylece danışanın olaylara ait olan şemasını değiştirerek(farklı bakış
açısı sunarak)daha fazla seçenek sahibi olmasını ve duygularının daha az
ayağına dolaşmasını sağlamaktır.
Örnek1:Kadın"Eşim benim bu durumuma karşı o kadar duyarsız ki"
Terapist "Belkide eşiniz bu şekilde kendini acıdan koruyor olabilir.
"Erkek "Aslında eşimin bu sorunu karşısında kendimi çaresiz
hissediyorum, çok üzülüyorum, ne yapacağımı bilemiyorum.
Örnek2:
Erkek:"Eşim sürekli zırzır ağlar, onun tartışma anında ağlaması beni
daha da kırıyor, bağırıp, çağırıp kapıyı
vurup gidiyorum.
Terapist:"Eşiniz dile getiremediği duygularını, acısını ancak ağlayarak
ifade etmeye çalışıyor.
Çelişkinin iyisi-kötüsü yoktur, gerçeği vardır. İlişkide rahatsızlığın
olması, rahatsızlık veren olgunun ortadan kalkmasıyla düzelmiyor. Çünkü
asıl olan ilişkidir. Yardım isteği ile başvuran çiftlerden biri "ben
boşanmak istemiyorum veya ben boşanmak istiyorum" isteğiyle geldiğinde,
ilk müdahalemiz ;boşanmak için ilişkinin düzelmesinin gerektiği çünkü
burada sorunun, ilişkinin aslı olduğunu söylemektir. Sorunlu ilişkilerde
boşanmak;ağızdan kolayca çıkan basit bir çözüm olarak gelsede gerçeğe
yakınlaştıkça, uzaklaşılan ve alınması zor bir karar haline gelmektedir.
Çiftlerde, terapide kullanılan ilk önerilerden biri;ilişkinin bir süre
askıya alınmasıdır(askı modeli). 15 gün süre ile asla yüz yüze görüşme
yapılmaması, telefonla konuşulmaması, ayrı yerlerde yaşama ve bu sürede
varlıklarından bile haberdar olunmaması önerildiğinde, buna "boşanmak en
iyi çözüm "diye yaklaşan çiftlerde dahi ilk tepki red etme
olabilmektedir.
Çift terapisine başvuranların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ve bir
kısım eşlerin terapiye sıcak bakmadıkları göz ardı edilmeyecek bir
gerçektir. Terapiye her iki tarafında katılması sonuç almayı
kolaylaştırdığı gibi terapi süresinide kısaltır. Fakat çok önemli olan
bir gerçekte, ilişkide magdur olan bireyin; (çoğunluğu kadın) tek başına
yapacağı terapi yolculuğunda hem ilişki adına hem de kendi adına çok yol
katedebileceğidir.
İLİŞKİ BİR ALIŞVERİŞTİR VE BUNDA ŞİMDİ ÖNEMLİDİR.
Psikolog Aynur Ünal
Bu doküman http://www.dergi.org
'den alınmıştır!
![]() |
Grubumuza Bağlı Siteler İçinde İçerik
Araması Yapınız
Özel Arama
|