PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD si
2800 Adet Civarında (Yaklaşık 20 Bin sayfa); psikoloji psikiyatri ve özel eğitim içerikli dokümandan oluşan eşsiz bir arşiv çalışması Binlerce dokümanı tek CD de topladık. Ayrıştırılmış konu indeksi, Karma ve Alfabetik, Konular, Konu içerikli Klasörler, İçerik bağlantılı Alt dosyalar, Kolay kullanılma imkanı.
CD ye sahip olmak ve ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZAGRESİF ÇOCUK
Sosyal Pedagog Macide Serpemen*
Hemen hemen her çocuk yuvasında, özellikle saldırgan davranışlar
gösteren bir veya birkaç çocuk bulunur. Eğitmenler genellikle ne
yapacaklarını bilemezler: Bir yandan diğer çocukları korumak, diğer
yandan da agresif çocuğa yardım etmek isterler. Ama nasıl?
Parkta, yuvalardaki çocuk gruplarında veya okulda, daha doğrusu
çocukların toplu olduğu yerlerde genellikle en azından bir çocuk vardır
ki, genellikle erkek çocuğudur, diğerlerini rahatsız eder; her fırsatta
onları itmek, ısırmak veya onlara vurmak ister ve yapar da. Diğer
çocukların anneleri, veliler sinirlenir; genellikle de agresif çocuğun
ailesinin eğitiminin yanlış olduğunu düşünür, şikayet eder ve mümkünse
bu çocuğun gruptan, sınıftan atılmasını veya uzaklaştırılmasını
isterler. Öğretmenle, eğitmenle, müdürle tartışmalar başlar, çocuk
cezalandırılır, kimse yanına yaklaşmaz. O artık damgalanmıştır.
İşte, tam da bu noktada dikkat etmek gerekir: Unutulmamalı ki, yarın bu
tutum içinde olan velilerin çocukları da aynı şeyleri yapabilir. Çünkü
bütün küçük çocuklar onlara ilk anda hoş gelen, heyecanlandıran, gücünü
ortaya koyan şeyleri yapıp denemek isterler. Vurmak, ısırmak, saçından
çekmek caziptir, heyecan vericidir; güçlü olduğunu, kuvvetini, elinin
çabukluğunu göstereceği yollardır bunlar. Şüphesiz bir- iki yaşındaki
bir çocuk altı yaşındaki bir komşu kızının saçını çekiyorsa konu olmaz.
O henüz bu yaşlarda başka çocukların hislerini anlayamaz, kendini onun
yerine koyamaz. Bu nedenle de yetişkinler dikkat etmeli ve onu
engellemelidir, engelleyebilmek için mümkün olduğunca göz önünde
olmalıdır.
Konuyla İlgili Olabilecek Aşağıdaki Google Sponsor Sitelerini Ziyaret Edebilirsiniz
|
|
İlişkili Reklamlar |
|
|
|
Çocuk zamanla, yaşı ilerledikçe bu
davranışının yetişkinlerce onaylanmadığını, annesinin üzüldüğünü fark
edecek; diğerlerine acı verdiğini, kendini kabul ettirmek için başka
yolların olduğunu öğrenecektir. Ancak çocuk, yaşı ilerlemiş olsa da
davranışlarını değiştirmeyebilir. Çünkü o sürekli bu yolla başarılı
olmakta olduğunu görmüş, istediklerini bu yolla elde etmiş, vurarak,
iterek istediği oyuncağı arkadaşının elinden almış, hatta artık diğer
çocuklar o vurmadan, tekmelemeden onun istediklerini yapar olmuşlardır.
Ya da çocuk kendi isteklerini ifade etmek için başka bir yol göremez,
bilmez. Genellikle kendini sözlü olarak iyi ifade edemeyen, ifade ve
konuşma zorluğu olan ve de konuşabilmek için tez canlı, sabırsız olan
çocuk için ısırmak, tükürmek tavır almaya veya derdini anlatmaya göre en
kolay ve hızlı yoldur.
Bazı küçük haydutlar(!) daha fazla dikkat çekmek için bu rolde ısrarlı
olurlar. Onlar bilirler ki, eğer oyun oynarken yanındakini bağırtırsa,
canını acıtırsa, elindeki arabayı hızla alırsa öğretmeni gelecek, ne
olduğunu soracak, onun yine ne yaptığını öğrenmek isteyecek, yani bir
kez daha o konu olacak, dikkat çekecektir. İstediği zaten budur. Oysa
arkadaşı ile sakin oynasa kimsenin dikkatini çekmeyecek, kimse yanına
gelmeyecek, ne yapıyorsun diye sormayacaktır.
Bir diğer konu ise şudur: Genelde özgüveni olmayan veya özgüveni
hırpalanmış olan çocuk, en azından fiziksel olarak güçlü olduğunu
göstermek ve bunu sürekli olarak yeniden ispat etmek ister. Böyle
çocukların genellikle sosyal deneyimi azdır. Onlar diğer çocukların
mimiklerine, bakışlarına, tavırlarına pek anlam veremezler, anlayamazlar
ve her zaman, en sıradan, doğal bir durumda bile kendilerine karşı bir
tavır olduğunu düşünürler, tetikte kendilerini sürekli savunmada
tutarlar.
Tüm bunlar ve benzeri nedenlerle yetişkinler çocukları saldırgan
tutumlarından uzaklaştırmak istiyorlarsa, önce yukarda anlatıldığı gibi
bu davranışı ortaya çıkaran sebebi bulmalıdırlar. Ondan sonra, çocuğa
zaman tanınmalıdır. Değişim için ilk önce zaman gereklidir. Genellikle
okul çağına kadar çocuklar için tartışmak kavga etmek, birbirine vurmak,
hızla girişmek demektir. Yavaş yavaş bu tutumlarını terk ederler. Ancak
bu bizlerin sürekli davranışlarını doğru bulmadığımız, devamlı
ayıpladığımızı söylememizle olmaz. Çoğu kez bu tutum ters teper.
Diğer yandan birçok ailede erkek çocukların süratle vurması veya tekme
atması genellikle normal görülür. Hatta “görüyor musun yaramazı, kaşla
göz arasında ne yaptı” derken biraz da memnuniyet, hayranlık dile
getirilir. Çoğu kez “erkek çocuğu dediğin biraz haylaz, yaramaz olmalı”
denilerek çocuğa rolü verilir ve bu rol onaylanır da. Kız çocuğu yapmaz,
yapmamalı, kıza yakışmaz, ayıp derken”, ama o erkek, doğasında var, ne
yapsan engelleyemezsin” denilmez mi? Çoğu durumda, yaşamın bir çok
alanında zaten erkek çocuğu eğer erkek gibi erkek olmak istiyorsa vurucu
olması gerektiğini ve erkek rolünün de bu davranış biçimi olduğunu
görmektedir. Kız çocuğu da genellikle kurbandır, kurban rolünde kalır.
Ve yine bir çok kız çocuğu kendileri lehine durumu değiştirmek için
saldırıyı yavaşça , sinsice(!) yaparlar; cimdirerek, sessizce saç
çekerek.
Eğer bir çocuk diğerini döverse, ona vurursa biz yetişkinler dikkatimizi
önce kurbana vermeliyiz. İlk anda saldırgan çocuğu bir kenara almalı,
onunla ilgilenmemeliyiz. Çünkü yukarıda belirttiğim gibi o dikkati
çeksin diye sıkmıştır arkadaşının kolunu. Biz onun elinden metodunu,
onun silahını almalıyız. Bunu nasıl yapabiliriz? Ona başka metodları
göstererek. Düşünmeliyiz: bu çocuk özellikle neleri iyi yapıyor, neyle,
hangi özellik ve beceri ile diğer çocukların dikkatini çekebilir? Hangi
durumda diğer çocuklar kendi içlerine onu kabul ederler? Kendisini ifade
edebilmesi, isteklerini dillendirmesi için farklı durumlarda neler
yapıyor? Şüphesiz onun da saldırmadığı, farklı davrandığı durumlar
oluyordur. Bu durumları gözleyelim ve ödüllendirelim.
Çocuk grubu içinde, vuranın, saldıranın rolü, izleyenler ve vurulanlar,
itilenler olmazsa anlaşılmaz. Daima özellikle kuvvetli olan, biraz daha
yaşça büyük olan bu rolü alacaktır. Eğer bir çocuk birkaç kez agresif
davranırsa, ki olabilir, diğerleri deneyimleri ile bu çocuğu da
kabullenirler. Eğer çocuk elleriyle sorunu çözmeye kalkmış ise, diğer
hepsi için kimin suçlu olduğu, kimin ilk önce başladığı bellidir. O
fişlenmiştir, yaptığı diğer olumlu, iyi şeyler hiç görülmez. “Yalancının
mumu yatsıya kadar yanar” misali, kimse ona inanmaz ve güvenmez.
Diğerleri onunla oynamak, beraber olmak istemez ve kendini farklı
yönleriyle gösterme şansı azalır. O da giderek günah keçisi rolünü
benimser ve “her zaman saldıran” çocuk tipini kendi de kabullenir ve bu
rolü oynar. Hele ki ona kötü davranıldığını hisseder ve görür ise, hiç
değiştirmeden ve dozunu artırarak devam eder. Vurur, ısırır, tekmeler.
Ve diğerleri haklı olduklarını bir kez daha görür onu dışlamaya devam
eder, bu böylece sürer gider.
Diğer bir konu ise, çocuğun agresifliğinin grup içinde çözülmesi, yani
konuyu grup ortamında çok yönlü ele alma gerekliliğidir. Ayrıca sorunu
grup içinde çözmek aile içinde çözmeye göre daha kolaydır. Çocuk, evde
belki de çok farklı davranıyordur. Evde azarlamak, bağırmak ve ceza
vermek genellikle duruma yardımcı olmaz, sorunu ağırlaştırır.
Sonuç olarak, grup içinde saldırgan davranışlar gösteren çocuklar
dışlanmamalı, olay sosyal bir görev olarak benimsenmeli, eğitimciler ele
almalıdır. Sonuçtan herkes, çocuk da, arkadaşları da, eğitmen ve veli de
bir şeyler öğrenecektir.
* Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim
Koordinatörü
Kaynak: Türk Psikologlar Derneği, 1999
![]() |