![]() |
Psikolojik Aktivite (kitap Yorumu)
Bu kitap A.Adler'in 1907-1937 yılları arasında yazmış olduğu notlardan
derlenmiş ve bir üniversite kitabına benzer şekilde düzenlenmiştir. Adler'
in son zamanlarında yazmış olduğu toplam 21 raporu kesintisiz şekilde
vermekte ve böylelikle Adler'in sorunlara yaklaşım biçimini daha iyi
yansıtmaktadır. Ayrıca Adler'in çeşitli konferanslarından alınmış olan bu
notlar hiç değiştirilmeden konuşma diliyle kitaba aktarılmıştır.Bu da bize
Adler'in üslubunu ve akıcılığını yakından tanıma imkanı vermiştir. Önemli
bir nokta da kitabın adeta bir Freud-Adler karşılaştırması şeklinde
kısıtlanmış olduğudur.
Kitap beş bölümden oluşmaktadır.Bu bölümler arasında çeşitli ilişkiler
vardır,yani, kitabın bir bölümünü okumadığınız zaman diğer
bölümleri anlamanız zorlaşır.
Kısaca kitabın genel psikolojik bilgileri örneklerle veriş tarzı ve zaman
zaman ayrıntılara , kısaca, giriyor olması iyi olmuştur.
Alfred Adler 7 Şubat 1870 tarihinde Viyanada doğdu, aynı kentte 1895'te tıp
eğitimini tamamlayıp mezun oldu.
Freud'un öğrencisi ve ilk çalıçma arkadaşı
olan Adler özellikle 1920-30 yılları arasında iyi tanındı.Adı
Freud ve Jung'la birlikte ''derin'' ruhbilimin kurucuları arasında anıldı. ''Aşağılık
Karmaşası(Kompleksi)'' sözü de sık sık Adler'in ismiyle birlikte kullanılır
olmuştu. Kendi Psikoloji ve Psikoterapi ekolü ,Bireysel Psikoloji adıyla
uluslararası şekilde lanse edildi.
Adler en fazla karşı karşıya konuşurken etki yapan birisiydi.Kişisel
temaslarında ve konferanslarında onun fikrine göre psikolojinin ana
amacı,insan tabiatının her insan tarafından anlaşılmasıydı.Bu nedenle bıkıp
usanmadan her ilgi gösteren topluluk karşısında konferanslar verir, deneyler
yapardı.
Amerika'dan Avrupa'ya çıktığı son konferans turu, 1937 yılının Nisan ayından
Temmuz ayına kadar tasarlanmış, 100 konferansı kapsamıştı. 28 Mayıs 1937'de,
İsokçya'nın Aberdeen kentinde bir kalp krizi sonucu öldü.
Adler'in geride bıraktığı yayınların pek çoğu konferans notlarıydı.
Kitapları da hemen hemen konferansların derlemesine benziyordu.
''
Adler ve diğer akımlar'': Varoluşçu hareketin baş kuramcılarından Martin Heidegger'in yazılarına değinen Joseph Lions şöyle konuşmaktadır:'' Adler'in
konferans ve yazılarına göz attığımız zaman görüyoruz ki, onun yeni
varoluşçuların tekrardan keşfettiği ilk kaynak sayılması gerekirdi.''
Neo-Freudculardan sayılan Clara Thompsen ise Adler'den şöyle söz
eder:''Birçok fikri ve görüşü, genel olarak kabul edilmelerinden yıllar önce
teşhis etmiştir.Psikanalizi total kişiliğe uygulamanın öncüsüdür. Nevrozun
doğmasında benliğe düşen rolüilk tarif eden insanın gitmekte olduğu yönün
yani ereğinin, sinirce sorunlarına büyük katkıda bulunduğuna ilk işaret eden
odur.'' Gerçek Freud'cu çevrelerde son zamanlarda yeralan gelişmeler de
Adler'e doğru kaymalar göstermektedir.Esasen Adler'in
Freud'dan ayrılması da
öz ve kişiliğin bütünlüğü konusundaki ''total kişilik içindeki benliğin
rolü'' vurgusuna dayanmaktadır.Freud bu yüzden Adler'I yalnızca ego
psikolojisine ilgi göstermekle suçlamıştır.
Robert W.White;''Bir bakıma
Freud Psikolojisinin şu sıra Adler'e yetişme
çabasında olduğunu söylemek yerinde olur'' der.
Davranışçılığa dönük Psikolog John Dollard Freud'un sisteminin doğru
olduğuna inanmakta, fakat o sistemi tamamlamak için ''Adler'in çalışmalarını
gözden geçirmenin büyük yaraları olacağı''nı söylemektedir.
Kişilik Teşhisi:Hastayla görüşmenin ve genel olarak yaptığı ciddi
gözlemlerin yanı sıra, Adler teşhiste kendi icat ettiği üç yönteme
dayanırdı; bireyin kendi hayatının ilk başlangıcı hakkındaki en eski
anıları, ailenin kaçıncı çocuğu olduğu ve bir de rüyalarının nasıl
yorumlandığı. Bu üç temel de geniş çevrelerce kabul edilmiştir.
|
|
İlişkili Reklamlar |
|
|
|
Psikoterapi Uygulaması: Rasyonel Psikoterapi'nin kurucusu Albert Ellis kendi
sistemini Adler'in kiyle karşılaştırırken şunları söylemektedir: ''Bambaşka
bir çerçeveden ve bakış açısından hareketle, bağımsız olarak ortaya
çıkarılan kişilik ve psikoterapi kuramlarında Adler'in yarım asır önceden
doğru noktalara parmak basmış olması, kendisini görüş ve klinik yargılar
bakımından hayranlık uyandıracak bir yere sahip olduğunu ortaya
koymaktadır''.
Antropoloji: Antropolog Ernest Becker'e göre bireyin saygıyı
geliştirmesi,bununla kendi aşağılık duygularını yenmesi, kendi gözünde kendi
değerini kanıtlaması, insanoğlunun en özel niteliklerinden biridir ve aynı
durum çok çeşitli kültürlerde tekrar tekrar ortaya çıkmaktadır.Bu da
Adler'in görüşlerinin bir başka şeklidir ki, kendisi zaten
Adler'e çok önem
verdiğini belirtmiştir. Becker
Freud'un iç güdüler kuramını, sosyal
bilimlerin gelişmesini geciktirmekle suçlamıştır. İç güdüler insanın içinde
yatan gizli düşmanlıklar, birey-toplum düşmanlığı gibi görüşler, Becker'e
göre ''Freud'un topluma deli gömleği giydirdiğinin simgesileridir''.
''Adler'ci Eylemler'': Amerika ve Avrupanın değişik ülkelerinde kurulan
Adler Psikoloji Derneği, Bireysel Psikoloji Derneği gibi Adler'ci dernekler
çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Bu faaliyetler kısaca gazete ve dergiler
çıkarmak, konferanslar düzenlemek,değişik ülkelerde seminerler organize
etmek…vb. Bu derneklere binlerce bulunmaktadır. Ayrıca Chicago'da Eyalet
Üniversitesi'nde Adler Eğitim enstitüleri bulunmaktadır.
''Genel kavram ve prensipler'': Bireysel Psikoloji, içgüdülerden kopmayı
başaran ilk psikoloji ekolüdür ve bunları mantık dışı malzeme sayar.Bireysel
Psikolojinin bazı varsayımları;
*İnsan kişiliğinde bütünlük ve devamsızlık bulunduğunu varsayar ki, buna
karşı geçerli bir iddia bulunmamaktadır.
*Kendi sağlam ve mantıklı faaliyet alanını her zaman tutarlı olan bireyin,
sürekli değişmekte olan hayat sorunlarına karşı davranışında bulmaktadır.
Ayrıca bireyin, sorunlarını çözebilmek için başarıya ulaşma çabası
gösterdiğini varsayar.
*Adler hayat sorunlarını üç başlık altında toplamıştır; dostluk sevgisi,
meslek ve cinsel sevgidir. Ayrıca bu sorunlara karşı oluşacak hayat tarzı,
çocukta, dünyayı nasıl gördüğü be neyi başarı olarak değerlendirdiği
noktasından doğar.
Bu temel varsayımlarımızdan insanoğlunun ilerlemesine ilişkin çok önemli bir
sonuç ortaya çıkmaktadır; sosyal ilgi her an büyümektedir,insanoğlunun
ilerlemesi de sosyal ilginin gelişmesinin bir fonksiyonudur. Dolayısıyla,
insanoğlu var oldukça ilerlemeden kaçınılamayacaktır. İnsanoğlunun
ilerlemesini, sosyal ilginin daha üst düzeylere doğru gelişmesi olarak
tanımlayabiliriz. Adler şu fıkrayı anlatır: Gençliğini sefalet ve fakirlik
içinde geçirmiş zengin bir kişi, kendi soyundan gelecekleri bu tehlikeden
korumak istemektedir.Bir avukatla konuşur, servetini açıkladıktan sonra,
soyundan gelecekleri 10.kuşağa kadar korumak istediğini söyler. Avukat bir
hesap yapar ve müşteriye şöyle der;'servetiniz, rahatlıkla yetecektir.Ama
bunu yaparken, koruduğunuz çocukların, sizin kuşağınızdaki bin kişiye daha,
size oldukları kadar yakın akraba olacaklarını biliyor musunuz?' Buradan
hareketle insanoğlunun topluma katkısı ve dolayısıyla ilerleme
kaçınılmazdır. Hiçbir katkısı bulunmayanlar ya da gelişmeye engel olanlar
kaybolmuştur ve onların hayatlarından bir iz yoktur.
Adler'e göre ''kişi ya ya toplum kavramını sömürmekten vaz geçerek kendini
kurtaracak ya da başkalarının aynı kavramı kullanarak kendisini sömürmesine
razı olacaktır''.
Sosyal Duygu(Toplummsal İlgi): Başkasının gözleriyle görebilmek, başkasının
kulaklarıyla duyabilmek, başkasının kalbiyle hissedebilmek.
Akıl: İçinde toplumsal ilginin de bulunduğu bir zekadır ve bu da genellikle
yararlı olan tarafa mahsustur.
Sağduyu: Akılla uyum sağlayan, genel olarak kabul edilmiş bulunan, kültürün
devamına dönük olan tüm psikolojik hareketlerin bir toplamıdır.
Aptallık: Yalnızca zeka düzeyinin azlığı değil, aynı zamanda değişik bir
düşünme biçimidir.
Aşağılık Kompleksi: Karşısındaki sorunu çözemeyecek durumda olduğuna inan
bir insanın, bu inancını ifade eden davranış ve tutumunu anlatmaktadır.
Aşağılık kompleksi kendini üstünlük çabası olarak gösterebilir.
Kannıtlama Kompleksi: Kendilerininde var olmaya hakları olduğunu, ya da
hiçbir kusurları olmadığını kanıtlamak isteyen pek çok kişide bulunur.
Lider Kompleksi: Bu eğitimin bir sonucudur.Bu tür insanlar kendilerine başka
hiçbir rolü yakıştıramazlar ve gece gündüz hep başta olmak isterler.Bunların
dışında Oedipus, Kurtarma, Polonius, Tasfiye, Yazgı, Seyirci ve Hayır
Kompleksleri de bulunmaktadır.
Başarısızlar: Tüm başarısızlar(nörotikler, psikotikler,suçlular,
intiharcılar, sapıklar…vb) toplumsal ilgi bakımından hazırlıkları yetersiz
olanlardır. İşbirliğine yanaşmayan, tek başına insanlardır hepsi. Dünyanın
tersine gider halleri vardır.
Zorgu Nevrozu(Sinircesi): Hasta sosyal sorumluluklarla çelişkiye düştüğü
zaman, bu sorumluluklar onda var olandan daha çok toplumsal ilgi
gerektirdiği zaman ortaya çıkarlar. O zaman hasta üstünlük durumunu korumak
için geri çekilip kendi hayali veya duygusal dünyasına girer. Zorgu nevrozu
tüm nevrotik belirtilerin prototipidir. Tedavi, hasta hayat sorunlarıyla
barışabildiği zaman, yani yanlış hayat tarzını anlayıp toplumsal ilgisini
kuvvetlendirdiği, hayatla karşılaşma cesaretini bulduğu zaman gelebilir.
Schizoprenia: Düşünce içindeki bozukluklarla kendini gösteren bir
hastalıktır ve çoğu zaman sesli veya sessiz olarak kelimeler,
deyimler,özdeyişler türetmeye dönüktür.
Olgu Yorumu:
Adler ''olguyu yorumlarken tecrübenizi kullanmanız,
Bireysel
Psikoloji görüşlerinizi kullanmanız, bir de tahmin yürütmeniz
gerekir''demekte ve bu sürece -bilim dışı- kabul edilen 'tahmini' soktuğunu
göstermiştir. Sağaltım Tekniği(Terapi): Hastaya karşı önyargısız
olmalısınız, kendinizi onun uğruna feda ettiğiniz düşüncesine asla
kapılmamalı.Gerçi ona,''Sizi iyileştirmek hayatımın en büyük başarısı
olacaktır,''demek insan içinden bir istek duyabilir ama, böyle söylemek,
ulaşmak istediğiniz amaca ters düşer. Her hareketinizde bunu ona
hatırlatmanızda yarar vardır. Sinirceli hastanın kendi belirtilerine verdiği
önemi azımsamaya çaba göstermelisiniz.Ona ilk anılarını ve rüyalarını
anlattırmak iyi olacaktır. Sonuçta ondaki işbirliği yeteneğini geliştirmek,
toplumsal ilgiyi artırmak, hedeftir.
Temel Fark-Psikanaliz-:Freud'un,'insan yapı olarak ancak dürtülerini tatmin
etmek ister' prensibidir. İntihar(Öç Alma Hareketi): İnntiharcının hayatında
daima başkalarını acılarıyla üzme eğilimi vardır. Saldırının kime yönelik
olduğu, olaydan en çok kimin üzüldüğünü görmekle kolayca anlaşılabilir.
Kriminaller(Suçlular): Şımartılmış hayat tarzının izlerini taşırlar.Çok
aktif ve toplumsal ilgileri gelişmemiş kişilerdir. Ona çocukluğundan beri
süregelen yanlış hayat tarzını gösterebilmek gerekir.
Din Ve Ruh Sağlığı:Adler dinin sosyal yanı olan cephelerine olumlu bir
yaklaşım alırken,kendisine dindar demek mümkün değildir
| Site İçi Arama | |